"Wagner" mi dediniz?
Temmuzun
ilk haftasında Tel-Aviv Müzik Festivali'nde Şef Daniel Barenboim,
Richard Wagner'in "Tristan und Isolde" operasının bir
bölümünü "bis" olarak çalmaya kalkışınca, bazı dinleyicilerden
büyük tepkiler almış ve bu olay, tüm dünya basınında yankılar
uyandırmıştı. Hürriyet Gazetesi'nde de Doğan Hızlan bir
köşe yazısında bu konuya değinip, "İsrail gibi bir ülkenin fanatizmi
sanata yansıtmamalarını beklerdim" türünden bir yorum getirdi.
Engin müzik bilgisi dışında, Wagner'in Yahudi toplumu hakkında
yazdıklarını yeterince incelememiş olmasındandır belki, Sayın
Hızlan'ın bu yorumu kanımca biraz yüzeysel olmuştur - ne
var ki, sorumlu bir gazeteci olarak, iki gün sonraki köşesinde,
bu düşüncemi paylaşan bazı okurların mektuplarına da yer verme
yürekliliğini göstermesini bilmiştir. - Bu konunun ardındaki gerçekleri
tam anlamıyla görebilmek için, ilgili iki başkişiyi kısaca tanıtmak
gerekir:

Nazi döneminin başlamasından tam elli yıl önce, 1883'de ölen,
kimileri 5-7 saat süren milliyetçi Alman operalarının yaratıcısı
Richard Wagner, besteciliği yanı sıra özellikle antisemitizm
içeren yazıları ile de bilinir. 1850 yılında kaleme aldığı "Yahudilik
ve Müzik" başlıklı incelemesi, bunların başında yer alırken, eleştirileri
en başta, "hafif, hızlı ve neşeli" olarak nitelendirdiği besteleriyle
Yahudi F.Mendelssohn-Bartholdy'ye yönelmekteydi. Aynı dönem
ve çevrelerde Almanya'da belirleyen antisemitik eylemler, Yahudi
operet bestecisi J.Offenbach'ın bu ülkeden Paris'e geçmesine,
dolayısıyla bugün Alman yerine Fransız olarak anılmasına neden
olmuştu... Wagner'in operalarındaki Germen mitolojisinden
aldığı konular ve onlarla özdeşleşen müzik ise, ileride Hitler
ve yandaşlarının bir çeşit ulusal tınılarını oluşturmuş - dahası,
soykırımdan kurtulanların aktardığına göre, ölüm kamplarının gaz
odalarında dahi çalınmıştır!

Yahudi
bir aileden Arjantin'de doğma, İsrail'de yetişmiş ve yıllardır
Almanya'da çalışan dünyaca ünlü Daniel Barenboim ise, daha
1999 yılında Alman SZ Gazetesi ile bir söyleşisinde "Wagner'in
Yahudi düşmanlığı ürkütücü ve gerçekten iğrençtir - ancak artık
güncel sayılmaz" düşüncesini savunmuş ve Almanya'nın Sesi Radyosu'na
aynı yıl "Wagner, antisemit müzik bestelememiştir... Nazi'ler,
onu kötü emellerine alet etmişlerdir" savı yanı sıra, "19. Yüzyıl'ın
ikinci yarısında Yahudi sorununa değinmeden, Alman milliyetçisi
olunamazdı!" türünden, sapkınlığa varan bir açıklama (!) getirmiştir.
Bu bağlamda Barenboim'u, acaba kendini salt Wagner
müziğine endekslemiş bir "müzik robotu" olarak görmemiz mi gerekiyor
- ve milyonlarca dindaşlarının, bu bestecinin ruhundan giden Nazilerce
katledilmiş olduğunu gözardı eden biri olarak mı?

Bence,
bundan da beter! Kanımca Barenboim, düpedüz bir provokatör,
bir kışkırtıcıdır! Zira, şurası kesindir ki, özellikle İsrail
devletinde halen Nazi soykırımından kurtulmuş, kollarında ölüm
kamplarının damgalarını taşıyan onbinlerce insan yaşıyor ve -gene:
özellikle- bu ülkede, resmen yasaklanmış olmamasına karşın, Wagner
müziğini "arka kapıdan" bir halk konserine dahil etmek, salt "sanat"
uğruna halkın duygularını bile bile incitmekten başka bir anlam
taşımaz! Konseri tasarlarken Barenboim, "Die Walküre"den
bir bölüm çalmak istemiş ve festival yönetimi bu yapıttan vazgeçmesi
önerisinde bulunmuş, ancak müdahalede bulunmayacağını bildirmişti.
Ne var ki, başta nedense bu çağrıya uyan Şef, konser bitiminde
"bis" olarak bu kez Wagner'dan başka bir yapıt çalacağını bildirirken,
dinleyicilerin bir bölümü ile tartışmak zorunda kalmıştır.

Ruhlarında
Alman "ekolü" ile birlikte Yahudi bilincini barındırmayanlar,
belki de yapay olarak oluşturulmuş bu tartışmanın altındaki asal
ve derin ikilemi anlayamaz... Gerçek şudur ki, daha "Aydınlanma
Çağı"nda başlamış ve doruk noktasına 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl
başlarında ulaşmış Alman/Yahudi kültür birliği, "3. Reich" ile
tarihe karışmış olmaktan öte, artık yeniden canlanamaz! Her ne
kadar, özellikle Nazi'lerden İsrail'e kaçabilen Alman Yahudileri
bu ülkeye kendi kültürlerini getirmişler ve "Hitler, bizim bu
mirasımızı yok edemeyecek" demişlerse de, bugün geriye baktıkça
soykırımın kendisi, çağdaş İsrail'de Alman kültürünü artık "tarih
öncesi" konumuna getirmiştir. Bundan öte, Bay Barenboim'un
zorladığı Wagner tınıları, son ölüm kampı tanıklarının
aramızdan ayrılması ile, belki "müzelik" bir nitelik taşıyarak
sık sık çalınabileceklerdir - ancak bugün, zar-zor kapanmış olan
nice yaraları kaşımaktan ileriye gidemezler!

(Bu yazı değişik bir şekliyle "Şalom" Gazetesi'nde
yayımlanmıştır)
