Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR






Robert Schild

"Wagner" mi dediniz?

Temmuzun ilk haftasında Tel-Aviv Müzik Festivali'nde Şef Daniel Barenboim, Richard Wagner'in "Tristan und Isolde" operasının bir bölümünü "bis" olarak çalmaya kalkışınca, bazı dinleyicilerden büyük tepkiler almış ve bu olay, tüm dünya basınında yankılar uyandırmıştı. Hürriyet Gazetesi'nde de Doğan Hızlan bir köşe yazısında bu konuya değinip, "İsrail gibi bir ülkenin fanatizmi sanata yansıtmamalarını beklerdim" türünden bir yorum getirdi. Engin müzik bilgisi dışında, Wagner'in Yahudi toplumu hakkında yazdıklarını yeterince incelememiş olmasındandır belki, Sayın Hızlan'ın bu yorumu kanımca biraz yüzeysel olmuştur - ne var ki, sorumlu bir gazeteci olarak, iki gün sonraki köşesinde, bu düşüncemi paylaşan bazı okurların mektuplarına da yer verme yürekliliğini göstermesini bilmiştir. - Bu konunun ardındaki gerçekleri tam anlamıyla görebilmek için, ilgili iki başkişiyi kısaca tanıtmak gerekir:

Nazi döneminin başlamasından tam elli yıl önce, 1883'de ölen, kimileri 5-7 saat süren milliyetçi Alman operalarının yaratıcısı Richard Wagner, besteciliği yanı sıra özellikle antisemitizm içeren yazıları ile de bilinir. 1850 yılında kaleme aldığı "Yahudilik ve Müzik" başlıklı incelemesi, bunların başında yer alırken, eleştirileri en başta, "hafif, hızlı ve neşeli" olarak nitelendirdiği besteleriyle Yahudi F.Mendelssohn-Bartholdy'ye yönelmekteydi. Aynı dönem ve çevrelerde Almanya'da belirleyen antisemitik eylemler, Yahudi operet bestecisi J.Offenbach'ın bu ülkeden Paris'e geçmesine, dolayısıyla bugün Alman yerine Fransız olarak anılmasına neden olmuştu... Wagner'in operalarındaki Germen mitolojisinden aldığı konular ve onlarla özdeşleşen müzik ise, ileride Hitler ve yandaşlarının bir çeşit ulusal tınılarını oluşturmuş - dahası, soykırımdan kurtulanların aktardığına göre, ölüm kamplarının gaz odalarında dahi çalınmıştır!

Yahudi bir aileden Arjantin'de doğma, İsrail'de yetişmiş ve yıllardır Almanya'da çalışan dünyaca ünlü Daniel Barenboim ise, daha 1999 yılında Alman SZ Gazetesi ile bir söyleşisinde "Wagner'in Yahudi düşmanlığı ürkütücü ve gerçekten iğrençtir - ancak artık güncel sayılmaz" düşüncesini savunmuş ve Almanya'nın Sesi Radyosu'na aynı yıl "Wagner, antisemit müzik bestelememiştir... Nazi'ler, onu kötü emellerine alet etmişlerdir" savı yanı sıra, "19. Yüzyıl'ın ikinci yarısında Yahudi sorununa değinmeden, Alman milliyetçisi olunamazdı!" türünden, sapkınlığa varan bir açıklama (!) getirmiştir. Bu bağlamda Barenboim'u, acaba kendini salt Wagner müziğine endekslemiş bir "müzik robotu" olarak görmemiz mi gerekiyor - ve milyonlarca dindaşlarının, bu bestecinin ruhundan giden Nazilerce katledilmiş olduğunu gözardı eden biri olarak mı?

Bence, bundan da beter! Kanımca Barenboim, düpedüz bir provokatör, bir kışkırtıcıdır! Zira, şurası kesindir ki, özellikle İsrail devletinde halen Nazi soykırımından kurtulmuş, kollarında ölüm kamplarının damgalarını taşıyan onbinlerce insan yaşıyor ve -gene: özellikle- bu ülkede, resmen yasaklanmış olmamasına karşın, Wagner müziğini "arka kapıdan" bir halk konserine dahil etmek, salt "sanat" uğruna halkın duygularını bile bile incitmekten başka bir anlam taşımaz! Konseri tasarlarken Barenboim, "Die Walküre"den bir bölüm çalmak istemiş ve festival yönetimi bu yapıttan vazgeçmesi önerisinde bulunmuş, ancak müdahalede bulunmayacağını bildirmişti. Ne var ki, başta nedense bu çağrıya uyan Şef, konser bitiminde "bis" olarak bu kez Wagner'dan başka bir yapıt çalacağını bildirirken, dinleyicilerin bir bölümü ile tartışmak zorunda kalmıştır.

Ruhlarında Alman "ekolü" ile birlikte Yahudi bilincini barındırmayanlar, belki de yapay olarak oluşturulmuş bu tartışmanın altındaki asal ve derin ikilemi anlayamaz... Gerçek şudur ki, daha "Aydınlanma Çağı"nda başlamış ve doruk noktasına 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında ulaşmış Alman/Yahudi kültür birliği, "3. Reich" ile tarihe karışmış olmaktan öte, artık yeniden canlanamaz! Her ne kadar, özellikle Nazi'lerden İsrail'e kaçabilen Alman Yahudileri bu ülkeye kendi kültürlerini getirmişler ve "Hitler, bizim bu mirasımızı yok edemeyecek" demişlerse de, bugün geriye baktıkça soykırımın kendisi, çağdaş İsrail'de Alman kültürünü artık "tarih öncesi" konumuna getirmiştir. Bundan öte, Bay Barenboim'un zorladığı Wagner tınıları, son ölüm kampı tanıklarının aramızdan ayrılması ile, belki "müzelik" bir nitelik taşıyarak sık sık çalınabileceklerdir - ancak bugün, zar-zor kapanmış olan nice yaraları kaşımaktan ileriye gidemezler!

(Bu yazı değişik bir şekliyle "Şalom" Gazetesi'nde yayımlanmıştır)

 

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi


Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah




Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla