



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

Nazi Soykırımı'nı Anma Haftası
Geçtiğimiz
Nisan ayında, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye Yahudileri de Nazi
döneminde altı milyon dindaşının o inanılması güç soykırımda katledişlerini
andılar. İstanbul Yahudi Cemaati bu nedenle 16 - 19 Nisan günlerini
"Soykırımı Anma Haftası" olarak adlandırarak çeşitli etkinlikler
düzenledi.

Bu etkinliklerin ilki, Neve Şalom Sinagogu Vakfı'nın salonlarında
düzenlenen ilginç bir konferans oldu. İsrail'in dünya çapındaki
keman yapımcısı ve restoratörü Amnon Weinstein, "Soykırımın
Sessiz Tanıkları" üzerinde söyleşirken, ülkemizin önde gelen
sanatçılarımızdan Doç.Dr. Cihat Aşkın, İsrail'den getirtilmiş
olan bazı tarihi kemanlarda Yahudi ezgileri ile kendi bestelerini
çaldı. Dört yüzü aşkın izleyiciyi bir yandan sarsan, beri yandan
büyüleyen bu söyleşi/dinleti, Türk basınında da geniş ilgi gördü,
ardından "Açık Radyo" ve "TV 8" de Weinstein
ve Aşkın ile canlı programlar sunuldu.

Haftanın
diğer bir etkinliği, gene basında çeşitli yazı ve röportajlarla
yer alan, Galata "Terziler Sinagogu" Sanat Merkezi'nde
düzenlenen "Auschwitz Fotoğrafları Sergisi"ydi. Nazi döneminin
bu en büyük ve acımasız toplama kampında çekilmiş bu çarpıcı fotoğraflar,
30 Mayıs tarihine kadar izlenebilir.

"Soykırımı
Anma Haftası", 19 Nisan akşamı, Yüksekkaldırım Aşkenaz
Sinagogu'ndaki görkemli bir tören ile son buldu. Ortodoks
Patriği L. Bartolomeos yanısıra, Ermeni, Süryani ve Vatikan
kiliseleri yöneticilerinin de hazır bulunduğu bu etkinlikte, soykırım
kurbanı altı milyon suçsuz insanın anısına altı mum yakılarak
çeşitli dualar okundu ve Yeşua Aroyo yönetimindeki İstanbul
Oda Korosu'nun Yidiş dilinde sunduğu geto şarkıları dinletisi
yer aldı.

Gerek
Yahudi cemaati, gerekse geniş basında büyük yankılar uyandıran
Amnon Weinstein'in konferans metninin geniş bir özet çevirisini
aşağıda okuyabilirsiniz:

YAHUDİ
KEMANCILAR, KEMANLARI VE "SOYKIRIM'IN SESSİZ TANIKLARI"

Sevgili arkadaşlar,
Bu çok özel konuşmayı yapma fırsatını bana verdiğiniz için sizlere
şimdiden teşekkür ederim. Bu konferansın konusunun duygu yüklü
bir dönemi kapsadığını ve bu konuyu da pek çok kişi ile paylaşma
olanağımın olmadığını da sözlerime ilave etmek isterim. İkinci
Dünya savaşı ve Holokost hâlâ anlam veremediğim bir dönem. Bu
dönemi biraz anlayabilmek için o dönemde yaşayanların kanıtlarına
bir göz atmak ve şahadetlerini dinlemek gerekir kanısındayım.
Bugün biz burada, bu karanlık dönemlerin kanıtları olan sessiz
kemanların şahadetine tanık olacağız.

Bu
konferansa hazırlanırken Filistin tarihini araştırmaya başladım
ve böylece çocukluğumdaki hatıralarımla birlikte müzik ve kültür
açısından unutulmaya yüz tutmuş anılar tekrar canlandı. Beni en
çok ilgilendiren konu 1930larda yer alan Filistine göç hikâyeleri
idi. Diğer bir deyişle Hitler döneminden kaçanlarının öyküleri.
Alman Yahudileri gelişmemiş bir ülkeye geldiler ve getirdikleri
eşsiz kültür ile kum tepelerini bir vatana dönüştürdüler. Konumuz
müzik, müzik aşkı ve özellikle keman. Viyola ve viyolonsel gibi
enstrümanlarla birlikte, kemanın Ortadoğu'ya doğru yaptığı inananılmaz
yolculuk. Öyle bir yer düşünün ki, bu aletlerin telininin bile
bulunması mümkün değildi! Ve bu enstrümanlarla Tel Aviv'de olağanüstü
bir filarmoni orkestrası kuruldu . Bunun yanısıra da dünya çapında
etkin bir oda müziği ortamı... Branislav Huberman Avrupanın
her tarafındaki müzik virtuozlarına bu orkestrada yer alması ve
Filistin'de böyle bir orkestra kurulması için çağrıda bulundu.
Bu orkestranın bugünkü adı İsrail Filarmoni Orkestrası'dır.

Araştırmam
esnasında insan hayatı ve enstrümanlarla ilgili çok ilginç hikâyelerle
karşılaştım. Bazen bir keman küçük bir çocuğun ve ailesinin hayatını
kurtarıyordu. Bazen de küçük bir çocuk kemanını Alman askerlerini
öldürecek dinamitleri kaçırmak için kullanıyordu. Aslında Toscanini
ve Huberman o zamanların Avrupasında yaşayan birçok parlak
müzisyeni, geleceklerini Filistin'de inşa etmeye ikna ederek,
hayatlarını kurtarmışlardı. Ve böylece Yahudi kemancıların geleneksel
mirasını da sürdürmüşlerdir - en azından bir nesil daha... Aralarında
keman, viyola ve viyolonsel hocalarının en iyilerini barındıran
bir nesil, Filistin'e ulaştı. Bu hocalar Perlman, Zuckerman,
Ashkenazi, Mintz, Shaham gibi birçok değerli kemancılar yetiştirecekti.
Bu parlak müzisyenlerin çoğu da piyanist ve harpist kızlarla evlenip
dünyanın en büyük müzik ekolünü meydana getirdiler. O devirlerde
Filistin'in nüfusunun 500.000'den az olduğunu unutmamak gerekir.

1930'lu yıllardaki müzik göçünü ikiye ayırabiliriz. Profesyonel
(orkestralarda yer alan) müzisyenler ve amatörler. Bu ikinci grubun
çoğu doktor, avukat, mühendis veya üniversite hocası olmakla beraber,
birer "komple" müzisyendir.

Bu devirde, dünyanın başka yerlerinde de olduğu gibi en iyi müzisyenler
aynı zamanda tıp adamıydılar. İlginç bir kurama göre, "iyi bir
doktor olabilmek için bir enstrüman çalmayı bilmek gerekir". Ve
böylece Tel Aviv'de bir doktorlar orkestrası kuruldu. Ben çoğunu
hâlâ hatırlarım. Onlar sürekli babamın atölyesine gelirlerdi.
Benimle İbranice, babamla Almanca veya Yidiş konuşurlardı. Diğer
amatörler de üniversite profesörü idiler, çoğu matematikçiydi.

Göç eden mimarların da çoğu müzisyendi. Almanya'nın ünlü "Bauhaus"
stili mimarisi ile aşina olanlar, memleketimizin kuruluş yıllarında
bu inşa tarzının hakim olduğunu bilirler ve bu tarzda yapılmış
olan 4.000'den fazla binanın 1.500'den fazlası öyle güzeldir ki,
bugün koruma altına alınmışlardır. Bu bağlamda hem mimar hem de
kemancı olan Milek Bikles'in ismini zikretmek isterim.
Eşinin ifadesine göre Milek, göç etmeden önce solo kemancıydı.

Enstrümanların çoğu Almanca konuşan göçmenler tarafından getiriliyordu,
zira Rus ve Polonya göçmenleri, Almanlara oranla daha yoksul olduklarından,
böyle imkânları yoktu pek.

Alman
yapımı yaylı çalgılar yanısıra, göçmenlerde Bergonzi, Gragniani,
Mantegazza, Grancino, Lupot, Testore gibileri de vardı. Alman
Yahudileri daha varlıklı olduklarından, istedikleri her enstrümana,
Fransız, İtalyan veya Alman olsun, sahip olabileceklerini biliyoruz.
Ancak onlar en iyi kalitenin Alman atölyelerinde yapıldığına inandıkları
için Alman mallarını diğerlerine tercih ediyorlardı. Çoğunlukla
birden fazla enstrümanları vardı. Benim Carl Zach imalatı
iki keman bir de viyolam var. İsrail Filarmoni Orkestrasında ise
beş Winterling keman, viyola ve viyolonsel mevcut.

Bu
müzisyenler yaylara da yatırım yaptılar. Çok doğru bir karar almışlardı
çünkü memlekette gördüğüm Alman yapımı enstrümanların hepsi üstün
kalitedeydi. Birçoğu benim dükkanımda da mevcuttur. Geçenlerde
yaptığım bir envanter sayımına göre atölyemde bulunan 110 enstrümanda
52'si Alman yapımıdır.19 viyoloselin 12'si, 19 viyolanın 16'sı
ve kendi şahsî koleksiyonuma ait 2 viyola da öyledir. Babam Alman
göçü sırasında bu enstrümanların çoğunu satın almıştı. 46 enstrümanlık
şahsi koleksiyonumuzun 16 tanesi de Alman yapımıdır.

|
| |
|

FARKLI RENKLER FARKLI KÜLTÜRLER

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi

Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah


Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|