Nazi
Soykırımı'nı Anma Haftası
(Devamı)
Dikkat
çekmek istediğim bir husus da, İkinci Dünya Savaşı bitip de bütün
vahşet gözler önüne serildiğinde bu müzisyenlerin artık Alman
yapımı kemanlara ellerini bile sürmek istememiş olmalarıdır. Çoğu
Alman yapımı enstrümanlarını satmış, bazıları kemanlarının üstündeki
etiketleri yok etmişlerdir. Savaş sonunda Yahudilerin acısı öylesine
büyüktü ki, Alman yapımı her şeyi sabote etmek istemişlerdir.
Alman keman yapımcılarının Holokost'a bir katkıları olmasa
bile (hatta tersinin doğru olduğu ispat edilmiştir) tarih acımasız
davranmıştır ve hiç kimsenin bu tepkiyi kınamaya hakkı yoktur.

Devam etmeden önce ise, size meşhur kemancı Yash Heifetz'in
belki kimilerinizce bilinen bir hikâyesini aktarmak isterim. Olağanüstü
tepkiler alan bir konser sonrasında bir kadın Heifetz'e
yaklaşır ve "kemanınızın sesi çok güzel" der. Heifetz kemanın
kutusunu açar ve kemanı göstererek kadına cevap verir: "İyi, öyleyse
kendisine söyleyin!"

"Kemansız" topraklar
Almanya'dan yola çıkan ve sonuçta, tarihte örneğine rastlanmamış
bir "Soykırım" getiren karanlık çağın hüküm sürdüğü 1930'ların
ortalarında HUBERMANN ve TOSCANINI, Avrupa'nın göbeğinde
olup bitenleri görüp, müzik yaşamını ve müzisyenlerin yaşamını
kurtarmaya karar verdiler.

Cesur
ve ilerici bir atılımla "Filistin Filarmoni Orkestrası"nı kurmaya
koyuldular - o topluluk ki, daha sonra "Israel Philarmonic Orchestra"
adını alacaktı - ve bu bağlamda en yetenekli Yahudi müzik sanatçılarının
o dönemin Filistin'ine gelmelerine önayak oldular.

Sizlere
bugün bu yetenekli sanatçıların bazılarından söz etmek istiyorum
ki, çoğunu ben daha çocukken tanıma fırsatına ulaştım.

Ayrıca,
sahipleri tarafından otuzlu yıllarda Filistin topraklarına getirilen
iki tarihi kemandan söz edeceğim. O topraklara ki, hayallere ve
rüyalara konu olmuşlardı; "süt ve bal"ın var olduğu söylenen topraklar,
ancak o yıllarda sadece bol kum ve çok az kültürün mevcut olduğu
topraklar - ve kemanların, viyolonsellerin veya klasik müziğin
hemen hemen hiç bilinmediği topraklar.

Andreas Weisberger ve Efsanevî Kemanı
Bu müzik dehasının kemanı bende değil, ancak öyküsü, inanılması
güç biçimdedir. Büyük bir sanatçıydı kendisi, dünya çapında bir
virtüoz, bir sinema yıldızı, ressam ve heykeltraşlar için bir
model. Nobel ödüllü Alman yazar Thoman Mann, Andreas Weisberger
hakkında "Yetenekli Çocuk" başlıklı bir öykü bile kaleme almıştı.

1929 yılında bir Alman filminde Paganini'yi canlandırmış
ve çok beğenilmiş, parlak eleştiriler almıştı. Kendisi ve kardeşinin
adını taşıyan bir dörtlüde çaldı, birçok plak kaydı yaptı, Berlin
ve Viyana'nın büyük orkestralarında başkemancı olarak çaldı. Tüm
bunlar, Filistin'e gelmeden önceydi. Ne yazık ki, 1942'de orada
daha 42 yaşındayken öldü - ve bir yıldız kaydı!

Şimdi
gelelim, hiç kimseye tam olarak nasip olamayan kemanının öyküsüne:
Weisberger'in yaşamını araştırırken, varlığını hiç bilmediğim,
sayılı Stradivarius kemanlarından birine sahip olduğunu
duydum. Londra'da yaşamakta olan yeğenlerine sorduğumda, bu değerli
kemanı bir zamanlar Erick Göritz isimli bir arkadaşından
almış olduğunu öğrendim.

Sonradan edindiğim bilgilere göre bu kemanın, Weisberger'in
ölümünden sonra tüm savaş yılları boyunca Kudüs'teki Anglo-Palestine
Bankası'nın kasasında muhafaza edildiğini öğrendim. Ayda bir,
eski arkadaşlarından biri Kudüs'e gidip kemanı kasadan çıkarıyor
ve tınısının kaybolmaması için, üzerinde çalıyordu. Savaştan sonra
ise keman tekrar eski sahibi Erick Göritz'e geri gitti
ve neticede, büyük virtüoz Isaac Stern'in aracılığı ile,
Weisberger'in eski arkadaşlarından, İsrail'li keman sanatçısı
Ivri Gitlis'e verildi. Tüm keman camiası, bu efsanevi Stradivarius'ta
çalma ayrıcalığına sahip olan Gitlis'e gıpta ile bakmaktaydı...

Ne var ki, yedi yıl sonra kemanın asıl sahibi onu 35.000 Dolar'a
satışa çıkarmaya karar verdi ve alıcılar, Fransız uzman Etienne
Vatellot'dan bir ekspertiz istediler. İşte, asıl sürpriz Paris'te
yaşanacaktı - onyıllarca bir Stradivarius olarak bilinen keman,
Vatellot'nun yorumuna göre bu ünlü yapımcının bir eseri
değildi!

Kafalar karıştı - kimileri, bu kemanın ünlü yapımcı Guarneri'nin
elinden çıkma olduğunu söylediler, kimileri ise onu gene ünlü
Nicola Bergonzi'ye mal ettiler. Netice: Weisberger
ile Gitlis'in çaldığı, Isaac Stern ve daha
sonra Nathan Milstein'ın da hayallerini süsleyen
bu efsanevî keman, tüm bu hünerli ellerden sonra Amerika'ya satıldı.
Yayı ise bugün Dresden/ Almanya'da bulunuyor.

Usta ellere layık tarihi kemanlar...
Gördüğünüz gibi, sözünü ettiğim bu ünlü yapımcıların sayılı kemanları,
yıllar içinde elden ele dolaşıyor - ve gönül ister ki, gerçek
ustaların ellerine düşsün. Size sadece iki örnekten söz etmek
istiyorum:

- Andreas Weisberger'in dörtlüsünde çalan Bayan Hella
Yam, 1930'larda Filistin'e göç etmeden Almanya'da yaşarken,
Michael Angelo ve Joseph Guarneri'nin ortak yapımı
bir keman edinmişti ve 1750'lerin ürünü olan bu tarihi alet, bugün
Maestro Shlomo Mintz tarafınca çalınıyor.

- Yirminci Yüzyıl'ın en tanınmış müzik eğitimcilerinden, savaş
öncesi Avrupa'sının ünlü solisti Ilona Ferrer, babamın
da yardımıyla İsrail'in aranan bir keman öğretmeni oldu. Samuel
Ashkenazi, Pinchas Zuckerman, Shlomo Mintz ve Hagai Shaham
gibi yıldızların eğitimcisi ve mentoru olmuştu. Elindeki Mathias
Albani yapımı kemanını, öğrencisi Erez Offer'e, Klotz
yapımı kemanını ise, diğer bir öğrecisi olan Nili Fridman'a
armağan etmiştir. Özellikle bu ikinci kemanı, demin sıraladığım
tüm bu dünya devlerinin halen unutamadığı bir tınıya sahipti...

Babamın Atölyesi
Kendi yaşamım, babamın atölyesinde karşılaştığım nice sanatçılar
ve duyduğum sayısız yaylı çalgılar öyküsü ile içiçe geçmiştir
- denilebilir ki, "Müzik ve Yahudi Tarihi"ni soluyarak büyüdüm!

Babam
Moshe Weinstein, 1938 yılında Filistin'e göç etmişti -
yok edilmekten kurtulabilen ve savaştan kaçabilen son kişilerden
biriydi, belki... Polonya'da keman çalmasını öğrenmişti ve mezuniyet
sertifikalarını ailemizde halen saklamaktayız. Ne var ki, aynı
zamanda keman tamirciliğini de öğrenmeyi ihmal etmemişti, zira
neredeyse "her Yahudi keman çalıyorsa", bu aletlerin bakımını
herkes yapamıyordu - ve belki ekmeğini kazanmak için, bir gün
bu aleti çalmaktan çok, diğerlerinin çaldığı kemanları onarmak
da önemli olabilecekti! Gerçi, daha sonraları İsrail'de keman
çalmayı da bırakmadı. 1803 Johann Gottlob Ficker yapımı
bir kemanı halen elimdedir. İçindeki markada yanlışlıkla "VIOLINO"
yerine "VILINO" yazıyor - bu da, doğduğu kent olan VILNA'yı anımsatıyor,
nedense...

1950'li
yıllarda annem ve babamın evi, Tel-Aviv oda müziği tukunlarının
buluşma yeriydi. Birçok ünlü dörtlü ve üçlünün evimizde konser
verdiklerini anımsıyorum, ayrıca onlarca genç yetenekli müzisyen,
ilk deneyimlerini babamın nezaretinde almışlardı. Bu bağlamda,
birçok ilginç öykünün anlatılmasına da tanık olmuştum.
