Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





 


Robert Schild


Tarihe doğru bakmak…


Neredeyse her gün "tarihi yaşıyoruz" - 11 Eylül'den başlayarak, Cenin'deki olaylara değin. "Soykırım" yakıştırmaları yapılıyor ve "toplukıyım"lar tartışılıyor; uygarlıkların çatışıp çatışmadıkları irdeleniyor; değerli tarihçi B. Lewis'in İslâm-Batı dünyası ilişkileri hakkındaki incelemesi (dilimize henüz çevrilmemiş "What Went Wrong?") yeni yayımlandı - öte yandan, Türkiye ve Balkan Yahudileri hakkında tarihsel araştırmalar ilgi çekmekte ve 500.Yıl Vakfı, birkaç ay önce açtığı "Türk Musevileri Müzesi"nde çeşitli fotoğraf ve belgeler sergiliyor...

Tüm bu gelişmelerin ışığında, belki ileride akla gelecek şu soruya şimdiden değinmek gerekir: Kimi ders kitaplarının dışındaki (yani, "resmi" olmayan!) tarih, bizlere ne derece nesnel (=objektif) olarak sunulmakta - veya: Tarihçiler (ister/istemez), ne denli öznel (=sübjektif) bir yaklaşım gösteriyorlar, geçmişi inceler ve irdelerken?

"In Defense Of History" ("Tarihin Savunusu") incelemesinde Cambridge profesörü Richard J.Evans, şu sorulara yanıt arıyor: Tarih, bir sanat mıdır, yoksa bir bilim mi? Tarih'i incelemenin kuralları var mıdır? Tarihçiler, geleceği öngörebilirler mi? Bilgileri ışığında kanılar öne sürmeleri doğru mudur? Ve - bu bağlamda: YSanılgılara düşebilirler mi?

Hiç kuşku yoktur ki, insanoğlu tarihi incelerken vardığı bireşimlerde, kişisel öznelliğini üstünden atamaz. Geçmişte oluşmuş çok sayıdaki olayı bir anlatının içine dizerken, sadece bu kaleme aldıklarının belirli sınırlara uyması nedeniyle bazı elemeler yapacak ve burada bile nesnellikten ödün verebileceklerdir. Kaldı ki tarihçi, şuuraltında dahi olsa, belirli duygu ve düşünceleri olan bir insan (diğer bir deyişle, bir "fotoğraf makinesi" veya "ses kayıt aygıtı" değil) ve bu bağlamda kendini belki de "teknik/tarafsız" anlamda tam olarak denetim altına alamayacak kanlı-canlı bir "aktarıcıdır".

Bu biyolojik olgunun dışında ikinci bir öğe olan tarihçinin toplumsal konumu, belki de daha büyük önem taşır. Şöyle ki, kimi tarihçiler, kendilerine has bazı "ön-kanı"lar dışında, taşıdıkları düşüngülerin (=ideolojilerin) ışığında hareket edip, inceledikleri tarihsel olaylara işte bu düşüngüler doğrultusunda bakmakta ve - en "" biçimde - bu nedenle bazı belirli (ve kişisel) yargılara varmaktan zaman zaman çekinmemektedirler....

Sadece bir konuya değinmek gerekirse, Türkiye Yahudileri'nin geçmişi incelendiğinde, salt olumsuz tarihi olayları sıralamak, gerçeği ne derece doğru biçimde aksettiriyor acaba? Avner Levi'nin başlattığı ve Rifat N. Bali'nin sürdürdüğü bu tür bir yaklaşım, bugüne dek uygulanmamış bir yöntem olarak kuşkusuz ki çığır açıcı düzeyde yenilikçi ve birçok gizli kalmış olguları gün ışığına çıkarttığı için son derece yararlıdır. Ne var ki, bu konulara değinen gerçekçi bir araştırmada, Osmanlı/Yahudi ve T.C./Yahudi ilişkilerinin olumlu yanlarına da yer vermek ve "olumsuz" olarak nitelendirilen bazı olayların kökenlerine daha nesnel biçimde eğilmek gerekmez mi acaba? Bu düşüncelerin altını çizecek nice örnek bulunmakla birlikte, burada sadece ikisinin başlıklarıyla yetinelim: "Olumlu" olarak nitelenecek olanı, Birinci Dünya Savaşı öncesi özellikle İstanbul'daki Hıristiyan tüccarlara karşı girişilen boykota karşın Yahudilere bu tür bir yaptırımın uygulanmaması ve bu dinde olan dükkân sahiplerinin, tabelalarında özellikle "Yahudi" olduklarını belirtmeleri gibi (o dönemin ABD Büyükelçisi Henry Morgenthau'un anılarında aktarılmıştır). "Olumsuz" bir örneğin irdelenmesinde gözden kaçmaması gereken bir olgu ise, 1927 "Elza Niyego olayları" öngününde Galata Yahudi toplumunun sergilemiş olduğu aşırı tutumları da değil mi acaba?

Bu satırların yazarına göre tarihçi geçmişi irdelerken, yorumunu da esirgemeyecektir kuşkusuz. Ne var ki, onu kanılarına götürecek olan "tüm fotoğrafları çekmezse", bırakın ki kendi yorumu yanlı olabilir - daha kötüsü: onun bu bulgularını temel alacak diğer araştırmacı ve tarihçileri de, isteyerek veya istemeyerek, yanlış kanılara yönlendirebilir. Gelişigüzel seçmiş olduğumuz yukarıdaki iki örneğe, daha birkaç ay önce göze çarpmış bir diğerini eklemeliyiz: Türkiye Yahudilerinin tarihini kamuoyuna tanıtması gereken 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi'nde 1934 Trakya Olayları veya 1942 Varlık Vergisi'nin konu dahi edilmemesi gibi...



(Bu yazı, değişik bir şekliyle "Şalom" Gazetesi'nde yayımlanmıştır)


FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

Editör'den

Türkiye
Yahudileri'nin
Tarihi


Bayramlar

Yemekler

Sinagoglar

Sözlükçük

Müzikler

Kitaplar

Mizah




Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla