Yahudilerin
Halk Dilleri 
Türk Yahudilerinin aynı din grubuna dahil olmakla birlikte, tarihi
kökenleri ile örf ve adetleri açısından birtakım farklılıklar
arzettiklerini, Aşkenaz, Sefarat, Romanyot ve Karayitler'I incelediğimiz
daha önceki bölümlerde görmüştük. Peki, bu toplumlar, Türkiye'ye
gelmeden önce yaşadıkları ülkelerde hangi dilleri konuşuyordu
ve bu lisanlarını muhafaza etmişler midir?

Dünya Yahudileri atalarından devraldıkları, ancak günümüzde artık
yitirilmeye yüz tutmuş iki ana dili konuşmaktaydılar. Bunlar,
Aşkenazların kullandıkları Yidiş ile Sefaratların
ana dili olarak bilinen Judeo-Espanyol veya Ladino'dur.

Yidiş (YD) ve Judeo Espanyol (JE) dillerinin kendilerine
has özellik (ve benzerliklerini) aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

Her ikisi, göçler sonucu değişik yörelere yayılmış birer tarihi
dil sayılır: YD, IX. ile XX. yüzyıllar arasında bir Güneybatı
Alman lehçesi olarak orada doğup, gittikçe doğu Avrupa ve Rusya'ya
dağılmış, o bölgedeki halkın daha sonra "yeni dünyalara" göç etmesiyle
Amerika kıtasına da yayılmıştır.
- Kökenleri Kastilyano dilinde bulunan JE ise, 1492 İspanya
sürgünü sonucu tüm Akdeniz havzasına dağılmasının ardından, YD'e
koşut olarak, Amerika'lara da ulaşacaktı.
Alman / İbrani / Slav dillerinin birleşiminden oluşan YD
ile içerisinde Kastiliyano / Türk / Fransız / Yunan / İbrani sözcüklerini
birleştiren JE, dilbilimcilerce karışım dilleri
olarak tanımlanırken, dağıldıkları ülkelerdeki okullarda öğretim
konusu olamadıklarından, ancak birer halk dili düzeyinde kaldılar.
Belki de bu nedenle gerek YD gerekse JE dillerindeki yazın (edebiyat)
oldukça kısıtlı boyuttadır. Dahası, Nobel ödüllü çağdaş YD
yazarı I.B.Singer anılarında, birçok kimsenin bu dili "Jargon"
(Argo) olarak tanımlamış olmasından yakınır!
İşte kısmen bu dillerin "ikinci sınıf" konumunda tutulmaları ve
bu nedenle okullara girmemeleri yanı sıra birçok ailede çocuklara
aktarılmamaları, ancak en başta Nazi soykırımı döneminde milyonlarca
Yahudinin katledilmesi ile Stalin dönemi kıyımları sonucu, bu
iki tarihi dili konuşan halk kitleleri önemli ölçüde azalmış ve
böylece gerek YD gerekse JE birer yitirilmeye
yol tutan dil olmuşlardır.
Yirminci
yüzyılın başlarında sayıları onbir milyon olarak kestirilen YD
konuşanları yanısıra, buna yakın çoklukta JE konuşan halk
kitlelerinden bugün kimler kalmıştır? Dilbilimci H.V. Sephiha'nın
bir varsayımına göre, 1997 yılında tüm dünyada takribi 378.000
Sefarat Yahudisi yaşarken, bunların ancak çok düşük bir
oranının JE dilini halen bilip kullandığı bir gerçektir.
YD konuşanlarının sayısı da benzer derecede düşüktür.
N. Weinstock'un bu konudaki bir yazısından, bunların "birkaç
onbin kişi" olduğunu öğreniyoruz, ancak bu kitlenin, daha çok
yaşlı kimselerden oluştuğu bilinmektedir. Sonuç: Her iki dil de,
önümüzdeki yüzyılda yok olmak tehlikesi ile karşı karşıyadır!
Gerek
YD gerekse JE dillerinin yaşatılması için birkaç
önemli atılımda bulunulmuştur kuşkusuz.
-
Başta ABD ve İsrail olmak üzere, birkaç Avrupa ülkelerinde de
YD diline eğilen üniversite kürsüleri vardır. Bunlar yanısıra,
1925 yılında Polonya'da kurulmuş ve çalışmalarını halen New York'da
sürdüren YIVO (Insitute for Jewish Research) ile SSCB'de
1984 yılında yayımlanmış olan "Yidiş-Rusça Sözlük", akla
gelen diğer ilk örneklerdir.
-
JE konusunda, başta İstanbul'lu bir aileden gelme H.V.
Sephiha'nın önayak olup sürdürdüğü akademik çalışmaları ile,
gene Türk asıllı M. Koen-Sarano'nun yayınlarını burada
anmak gerekir. Bu dilin bir zamanlar en yaygın olarak konuşulduğu
ülkemizde ise, kuşaklar boyu son derece yararlı bir başvuru yapıtı
olacak, K.Perahya ve arkadaşlarının geçen yıl yayımladıkları "JE-Türkçe
Sözlük", önemli bir boşluk doldurmuştur. Öte yandan, JE
sayfası ile dünya Sefarad basınında saygın bir yer edinmiş olan
İstanbul'da yayımlanan "Şalom" Gazetesi de bu sıralamada
esirgenmemelidir. Sürekli haftalık JE sayfasını sürdüren
ve bu konuda dünyada tek olan "Şalom"un en üretken yazarı
olan S.Bicerano, ayrıca bu lisanda yayımlamış olduğu şiirleri
ile birkaç uluslararası ödül almıştur.
Çağdaş
Türk Yahudileri, atalarının beraberlerinde getirdikleri Judeo-Espanyol
dilini günümüzde büyük çapta unutmuşlar, Türkiye'deki Aşkenaz
aileleri de Yidiş konuşmuyorlar artık. Romanyotların
Rumcası çoktan tarihe karışmıştır ve Karayitler'in, yüzyıllardır
kendi halk dilleri yoktu. Tüm dünyada görülmekte olan milli dillere
yönelme çerçevesinde, Türk Yahudilerinin ortak lisanı da artık
Türkçe'dir.
Yidiş
ve Judeo-Espanyol dilleri ise, daha çok akademik kaygılar
ile yaşatılmaya çalışılmaktadır.