|
1912'den:
'Şark Yıldızı' Gazetesi
Şark
Yıldızı gazetesinin sahibi Naum Faik, gazetenin
amacını yeni gelişmeleri, Süryani toplumuna Süryanice ulaştırmak,
altı yüz yıl boyunca Osmanlı'ya bağlı kalmanın gururunu
dile getirmek, Osmanlı sayesinde katledilen mesafeleri gelecek
nesillere ulaştırmak ve Süryanicenin unutulmaması, gelecek
nesillere öğretilmesi olarak tanımlamaktadır. Şark Yıldızı
27 Nisan 1910'da yayın hayatına başlar ve iki yıl sonra
27 Nisan 1912'de 43. ve son sayısını yayımlar.

Osmanlı devletinin dinî, siyasal, askerî ve hukuk alanındaki
yapısal değişimi Tanzimat Fermanı ile başlamıştır.
1839'da başlayan ve bir süre ertelenen Tanzimat Fermanı
ve özellikle dinin formel kurallar üzerinde etkinliğinin
azaltıldığı kırılma noktası Islahat Fermanı'dır.
İşte bu dönem, Osmanlı'da yaşayan gayrimüslim tebaaya tanınan
haklar ile Batı tipi laik yönetim anlayışının ilk uygulamalarının
başlangıcını oluşturur. Esasen bütün bu haklar adı geçen
toplulukların dini esas alan kültürel kimliklerinin geliştirilmesini
sağlanmıştır. Gayrimüslim tebaa din belirleyicili kültürel
kimlikle kendini ifade etme çabalarının bir sonucu olarak,
eğitim kurumları ve basın yayın araçlarını kullanmışlardır.

II. Meşrutiyet döneminde derneklerle ilgili yeni
düzenlemeler getirilmiş ve derneklerin ve basın faaliyetlerinin
sayısında da önemli artış olmuştur. Dernekler yasası 6 Ağustos
1909'da yeniden ele alınmıştır. (1)
Avrupa ve özellikle Amerikan patentli iletişim araçlarının
ithali ve kullanımına erken uyum gösteren gayrimüslim tebaa
basın yayın hayatının gelişiminde etkili olmuştur. Bu araçların
girişi daha çok üst düzey dinî temsilcilikler ve misyon
şeflikleri aracılığı ile olabilmekteydi.(2)
Osmanlı'nın hayata geçirdiği Tanzimat ve Islahat
uygulamaları İstanbul dışında, Diyarbakır'da da yankı bulmuştur.
Bunun en güzel örneklerinden biri de Diyarbakır Süryanileridir.
Bu itibarla, 1800'lü yılların son çeyreği ile 1900'lü yılların
başında Süryaniler, kentin eğitim ve kültür yaşamında önemli
atılımlar gerçekleştirmeye başlamışlardır.

Tanzimat ve Islahat Fermanı ile gayrimüslimlere sağlanan
yeni imkânların yanında misyonerlerin faaliyetleri de Süryanilerin
basın yayın hayatında daha etkili olmalarını sağlamıştır.
Çünkü Batılı misyoner teşkilatlarının yerli Hıristiyanlar
üzerinde yoğunlaşmaları, ilk zamanlarda dinî çatışmaları
da beraberinde getirmişti. Bu faaliyetlerin bir sonucu olarak,
geleneksel kilise cemaatlerinin bölünmesi, kilise vakıf
gelirlerinin ve gayri menkullerinin paylaşılmasına neden
olmuştur. Böylece yerli Hıristiyan cemaatleri daha kötü
duruma düşmüştür.(3)

Yukarıda dile getirilen iki noktanın bir sonucu, millet
(din) olarak tanımlanan bu toplulukların ulusal kimliklerini
ön plana çıktığı yeni bir tanıma yönelmelerine de yol açmıştır.
Ulusal tanımlamalı kiliseler (Süryani Ortodoks, Keldani-Nesturi,
Ermeni Gregoryan) kendi içinde bölünmeye başlamıştır. Katolik
ve Protestan olarak yeni oluşumlar başlar. Merkezî otoritenin
zaafları, yerel kiliseleri, misyoner oluşumlar karşısında
koruyamaz hale gelmiş buna karşın yerel kiliseler, kültürel
kimlikli direnç noktaları geliştirmeye başlamışlardır. İşte
Diyarbakır'daki Süryaniler, 1876'da "Kadim" ifadesiyle
geleneksel kilise hiyerarşisini tesis etmeye çalışırken,(4)
Keldaniler de "Asur" kimlikli kilise oluşumunu başlatır.
Modernleşme adına yeniden ihdas edilen Katolik ve Protestan
(Ermeniler de olmasına rağmen sadece Süryaniler kastedilmektedir)
kiliseleri kendi kültürel kimliklerinden vazgeçerlerken,
Süryani kadim cemaati varlığının muhafazası ve geliştirilmesi
için yoğun bir eğitim ve basın-yayın faaliyetlerine başlamıştır.
Bu amaç doğrultusunda dernekleşme faaliyetlerine girişilir
ve şehrin ileri gelen Süryani elitlerinin katkılarıyla Diyarbakır
merkezli "İntibah Cemiyeti" 1908'de kurulur.(5)

Süryaniler basın-yayın ve özel eğitim alanlarında "Süryani
Kadim Kardeşler Şirketi" ismi altında toplanarak faaliyetlerini
gerçekleştirmeye başlamışlardır. Süryaniler arasında düşünceleri
ve faaliyetleriyle göze çarpan Naum Faik,(6)
"İntibah" cemiyetinin hedef ve politikaları doğrultusunda
çalışmalar yapar, derneğin yayın ve bültenlerini hazırlar.
Cemiyetin kuruluşundan kısa bir süre sonra "Diyarbakır'da"
adlı gazeteyi çıkarmıştır.(7)
Gazete, Diyarbakır Süryani Kadim Metropolitlik makamı bünyesinde
tesis edilen "Kevkeb Şark Matbaası"nda basılmıştır.(8)
1869'da şehirde yayınlanan ilk resmi gazete "Diyarbekir"den
sonra, 1910'da yayınlanan Peyman ve Şark Yıldızı
(Kevkeb Medinho) eş zamanlı olarak yayın hayâtına başlamıştır.(9)

Naum Faik, yazılarını daha çok ülke dışında ABD'de
Cebrail Boyacı Efendi'nin İntibah dergisi
ile Aşur Yusuf Efendi'nin Harput'ta yayınladığı Asurilerin
Mürşidi adlı dergilerde yayınlamaktaydı. Naum Faik'in
sahip olduğu birikim ve gelişmeleri izleme imkânı, yeni
düzenleme ve girişimlerin başlatmasına ön ayak olma durumuna
da itmiştir. Diyarbakır'da ilk Süryani gazetesi olan Kevkeb
Şark gazetesi hazırlıkları başlatılır. Bu faaliyetin
fikir babası gazeteye maddi destek de veren Edip Bişar
Burucu Efendi'dir. Bu gazetenin, önceleri bir dergi
hacminde olması öngörülmüştü. Ancak baskı zorlukları ve
maddi problemler, Kevkeb Şark'ın gazete olarak çıkmasına
karar verilir.

İlk sayısı 27 Nisan 1910'da çıkar. 15 günde bir yayınlanmak
üzere başlık atılır. 25x36 cm, çift sütun ve 8 sayfa olmak
üzere Süryanice harfler ile Arapça, Türkçe ve Süryanice
dillerinde yayınlanır. Kevkeb Şark gazetesi, 27 Nisan
1910 Çarşamba günü yayına başlar. Yine, 27 Nisan 1912 tarihinde
yayınma son verir. Birinci yılda 26 sayı, ikinci yıl 17
sayı olarak, toplam 43 sayı yayınlanır.

Gazetenin önemli bir yönü, üç ayrı dilde yazılmasıdır. Bunun
nedeni, Diyarbakırlı Süryanilerin, Süryanice'yi bilmemeleridir.
Arapça'yı Mardin'den gelen Süryaniler kullanırken, Diyarbakırlı
Süryaniler günlük yaşamlarında Türkçe, Kürtçe az da olsa
Ermenice'yi kullanıyordu.

Naum Faik, Süryanice'yi yaygınlaştırmak için, Türkçe
ve Arapça'yı Süryanice harflerle kullanmak durumunda kalmıştır.
Öyle ki, gazetenin yayımını kutlamak üzere gönderilen 27
adet mesaj metninin 14 tanesi Osmanlı Türkçe'siyle yazılmıştı.
(11)

Gazetede işlenen konu başlıkları şunlardır:
Gazete okuyunuz.
Matbaaya olan ihtiyacımız.
Toplumsal hastalıklarımız ve tedavisi.
Fikri yükselme
Toplumsal sorunlarımızla kimler ilgilenecek.
Toplumsal bir hastalık olarak "haset".
Süryanilerde başı boşluk.
Gidiş nereye.
Süryanilerde Şura Kuralı.
Günlerimizi nasıl geçiriyoruz?
Matbaa, konuşan halkın dilidir.
Hakiki gayret, yalancı gayret.
Uyanış asrında büyük tembellik.
Bugün neyimizle övünüyoruz.
Tarihimiz ve tarihçilerimiz.
Birlik ve ayrılık.
Semiramis.
Okullarımız.
Atalarımızla övünmenin bir faydası yok
gibi başlıklar altında yazılar yayınlanmıştır.

Gazete, yayınlandığı dönemde, Süryani toplumunun modernleşmesine
önemli katkılarda bulunmuştur. Hıristiyan topluluklar arasında
işbirliğini geliştirmiştir. Özellikle Süryani Kadim, Süryani
Katolik, Süryani Protestan ve Keldanı Nesturiler ile Katolik
Keldaniler arasında Asur ulusçuluğu paydasında ortak hareket
oluşturulmasına zemin hazırlamıştır.

Naum Faik'in 22 Eylül 1912'de, Amerika Birleşik Devletleri'ne
gitmek üzere Diyarbakır'dan ayrılışından 4 ay önce Şark
Yıldızı (Kevkeb Medinho) gazetesinin yayınına
son verir. Bu gazetenin devamı olan Bethneharin gazetesi
1916'da Amerika'da yine Naum Faik tarafından hazırlanarak
yayın hayatına devam eder. Şark Yıldızı gazetesi
Diyarbakır'da yayınlandığı süre içerisinde Amerika Birleşik
Devletleri'ne de gönderilerek, orada yaşayan Süryaniler
tarafından da takip edilme imkânı verilmiştir.
 |
|