Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Mizah

Süryani mizahından bir örnek:
Yako Çoban

Gülmenin ve gülmecenin yaşamdaki yeri tartışılmaz. Nerede trajedi varsa orada komedi de olagelmiştir. Süryanilerin yaşadığı Turabdin (Allahın Kölelerin Dağı) bölgesinde insanlar arasında ağızdan ağıza dolaşan komik öyküler, fıkralar yaşamı renklendirdiği gibi içlerinde her zaman çıkarılacak dersler de vardır. İşte size bu güzel hikayelerden biri:

Bir zamanlar küçük bir kasabada yaşayan zengin mi zengin bir adam varmış. Malını mülkünü hep birilerini ezerek veya birilerinin hakkını yiyerek elde eden birisiymiş. Öldüğü zaman ardında kalan iki kardeşine garip mi garip bir vasiyet bırakmış. Zengin adam vasiyetinde, "Ey değerli kardeşlerim, biliyorum sizlere de pek iyi davranmazdım, lakin şimdi ben öldüm siz yaşıyorsunuz; velhasıl demek istediğim beni ölümümün ilk üç günü sakın ola ki mezara koymayın, çünkü siz de biliyorsunuz, ilk üç gün ölü mezardayken ceza meleği gelir, insanlara cezasını çektirirmiş. Bu yüzden ben acı çekmeyeyim diye, siz benim yerime mezara koyacak başka birisini bulun, böylece ben de dayak yemekten kurtulmuş olurum" demiş. Kardeşleri alelacele birini bulmak için gezerlerken bir çobana rastlamışlar. Meseleyi anlatıp ona bir kese altın teklif edince, çoban dayanamayıp kabul etmiş.


Karanlık bastırmadan hemen mezarlığın yolunu tutmuşlar. Mezarın başına varınca çobana "Sen bu gece işte burada, bu mezarda kalacaksın" demişler. O da hemen mezara inmiş ve uyumaya çalışmış. Çoban tam uykuya dalacakken etrafının genişlediğini ve üç meleğin geldiğini görünce çok korkmuş. Meleklerin biri sağında, biri solunda, biri de tam tepesindeymiş. Tepesindeki ceza meleği sormuş; "İsmin nedir ey fani yaratık?" Çoban korkmuş ve şaşkınlık içerisinde, titrek bir sesle "Yakup" diye cevaplamış. Ceza meleği "Ne diyorsun sen be, daha ilk soruya bile yalanla cevap vermek neymiş görürsün" demiş ve solunda bulunan meleklere çobanı dövmeleri için emir vermiş. Daha ilk dakikada bizim zavallı çoban kan revan içinde kalmış.

Biraz aradan sonra, Ceza meleği elindeki defteri biraz karıştırıp tekrar sormuş: "Peki, şu arkanda bıraktığın dünyada neyin var neyin yoksa hepsini say ve hesabını ver" deyince, çoban saymaya başlamış: "Ben zavallı Yako çobanım, neyim olabilir ki, eşeğim dışında hiçbir şeyim yok" demiş. Ceza meleği hemen sormuş: "Kimden, nereden, ne zaman çaldın o eşeği?" Çoban şaşırmış kalmış. "Vallahi çalmadım ben onu, ormanda koyunlarımı otlatırken buldum, arayanı soranı olmayınca benim olduğumu söyledim."

Çoban bunu der demez Ceza Meleği, "Yahu vallahi bu adam akıllanmayacak: Bak ey fani bütün yaptıkların burada yazılı, o yüzden bana yalan söyleme! Mesela senin bu ilk eşeğini bir çiftlikte çaldıktan sonra beyaza boyadığını ve üzerine daha değişik görünsün diye benekler çizdiğin yazılı, peki buna ne buyrulur?" "Dövün bu gerzek faniyi, iyice bir dövün de aklı başına gelsin" diye bağırmış Ceza Meleği. Sağlı sollu yumruklar arasında kalan çoban artık nerdeyse konuşamaz hale gelmiş.

Baş melek çobana evini ve birkaç eşyasını daha sorduktan sonra artık Yako çoban yediği dayaktan iki büklüm olmuş ve kan ter içinde kalmış. Ceza meleği çobana bakıp diğer iki meleğe tekrar seslenmiş: "Haydi gidelim, galiba bugün bunun aklı yerinde değil, nasılsa daha sorulacak çok sorumuz var buna, yarın devam ederiz" demiş ve melekler aniden kaybolmuş. Çoban tekrar mezarda tek başına kalmış; ta ki sabah olup gerçek ölünün iki kardeşi çobanı mezardan çıkarana kadar. İki kardeş çobanın halini görünce şaşkınlık ve merak içerisinde sormuşlar: "Ne oldu be sana adam, kim soktu seni bu hale?" Çoban zar zor "Siz bana yanmayın, asıl abiniz olacak o adamı nasıl bu mezara koyacaksınız onu düşünün, ben zavallı Yako çoban iki üç eşyam yüzünden seksen sopa, seksen yumruk ve seksen sille yediysem, siz şimdi hesaplayın bakalım, abiniz olacak o adam bunun altından kalkabilecek mi!" demiş ve parasını alıp hemen oradan uzaklaşmış.

Not: Bu hikaye Abgar Garis tarafindan derlenmiş ve Süryani edebiyat dergisi Heto'nun Ağustos sayısında yayımlanmıştır.

Diğer Yazılar

Mr. LAHDO


FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


YAHUDİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

Tarihte Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar ve
Özel Günler


Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi Eserler

Mizah


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla