Mizah
Süryani mizahından bir örnek:
Yako
Çoban
Gülmenin
ve gülmecenin yaşamdaki yeri tartışılmaz. Nerede trajedi
varsa orada komedi de olagelmiştir. Süryanilerin yaşadığı
Turabdin (Allahın Kölelerin Dağı) bölgesinde insanlar arasında
ağızdan ağıza dolaşan komik öyküler, fıkralar yaşamı renklendirdiği
gibi içlerinde her zaman çıkarılacak dersler de vardır. İşte size
bu güzel hikayelerden biri:
Bir zamanlar küçük bir kasabada yaşayan zengin mi zengin bir adam
varmış. Malını mülkünü hep birilerini ezerek veya birilerinin hakkını
yiyerek elde eden birisiymiş. Öldüğü zaman ardında kalan iki kardeşine
garip mi garip bir vasiyet bırakmış. Zengin adam vasiyetinde, "Ey
değerli kardeşlerim, biliyorum sizlere de pek iyi davranmazdım,
lakin şimdi ben öldüm siz yaşıyorsunuz; velhasıl demek istediğim
beni ölümümün ilk üç günü sakın ola ki mezara koymayın, çünkü siz
de biliyorsunuz, ilk üç gün ölü mezardayken ceza meleği gelir, insanlara
cezasını çektirirmiş. Bu yüzden ben acı çekmeyeyim diye, siz benim
yerime mezara koyacak başka birisini bulun, böylece ben de dayak
yemekten kurtulmuş olurum" demiş. Kardeşleri alelacele birini bulmak
için gezerlerken bir çobana rastlamışlar. Meseleyi anlatıp ona bir
kese altın teklif edince, çoban dayanamayıp kabul etmiş.
Karanlık bastırmadan hemen mezarlığın yolunu tutmuşlar. Mezarın
başına varınca çobana "Sen bu gece işte burada, bu mezarda kalacaksın"
demişler. O da hemen mezara inmiş ve uyumaya çalışmış. Çoban tam
uykuya dalacakken etrafının genişlediğini ve üç meleğin geldiğini
görünce çok korkmuş. Meleklerin biri sağında, biri solunda, biri
de tam tepesindeymiş. Tepesindeki ceza meleği sormuş; "İsmin nedir
ey fani yaratık?" Çoban korkmuş ve şaşkınlık içerisinde, titrek
bir sesle "Yakup" diye cevaplamış. Ceza meleği "Ne diyorsun sen
be, daha ilk soruya bile yalanla cevap vermek neymiş görürsün" demiş
ve solunda bulunan meleklere çobanı dövmeleri için emir vermiş.
Daha ilk dakikada bizim zavallı çoban kan revan içinde kalmış.
Biraz aradan sonra, Ceza meleği elindeki defteri biraz karıştırıp
tekrar sormuş: "Peki, şu arkanda bıraktığın dünyada neyin var neyin
yoksa hepsini say ve hesabını ver" deyince, çoban saymaya başlamış:
"Ben zavallı Yako çobanım, neyim olabilir ki, eşeğim dışında hiçbir
şeyim yok" demiş. Ceza meleği hemen sormuş: "Kimden, nereden, ne
zaman çaldın o eşeği?" Çoban şaşırmış kalmış. "Vallahi çalmadım
ben onu, ormanda koyunlarımı otlatırken buldum, arayanı soranı olmayınca
benim olduğumu söyledim."
Çoban bunu der demez Ceza Meleği, "Yahu vallahi bu adam akıllanmayacak:
Bak ey fani bütün yaptıkların burada yazılı, o yüzden bana yalan
söyleme! Mesela senin bu ilk eşeğini bir çiftlikte çaldıktan sonra
beyaza boyadığını ve üzerine daha değişik görünsün diye benekler
çizdiğin yazılı, peki buna ne buyrulur?" "Dövün bu gerzek faniyi,
iyice bir dövün de aklı başına gelsin" diye bağırmış Ceza Meleği.
Sağlı sollu yumruklar arasında kalan çoban artık nerdeyse konuşamaz
hale gelmiş.
Baş melek çobana evini ve birkaç eşyasını daha sorduktan sonra artık
Yako çoban yediği dayaktan iki büklüm olmuş ve kan ter içinde kalmış.
Ceza meleği çobana bakıp diğer iki meleğe tekrar seslenmiş: "Haydi
gidelim, galiba bugün bunun aklı yerinde değil, nasılsa daha sorulacak
çok sorumuz var buna, yarın devam ederiz" demiş ve melekler aniden
kaybolmuş. Çoban tekrar mezarda tek başına kalmış; ta ki sabah olup
gerçek ölünün iki kardeşi çobanı mezardan çıkarana kadar. İki kardeş
çobanın halini görünce şaşkınlık ve merak içerisinde sormuşlar:
"Ne oldu be sana adam, kim soktu seni bu hale?" Çoban zar zor "Siz
bana yanmayın, asıl abiniz olacak o adamı nasıl bu mezara koyacaksınız
onu düşünün, ben zavallı Yako çoban iki üç eşyam yüzünden seksen
sopa, seksen yumruk ve seksen sille yediysem, siz şimdi hesaplayın
bakalım, abiniz olacak o adam bunun altından kalkabilecek mi!" demiş
ve parasını alıp hemen oradan uzaklaşmış.
Not: Bu hikaye Abgar Garis tarafindan derlenmiş ve Süryani
edebiyat dergisi Heto'nun Ağustos sayısında yayımlanmıştır.
Diğer
Yazılar
Mr.
LAHDO
|