



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

Diş
kurtları ve bilimin kökeni


Tarihte,
ilk bilimsel eseri milattan 547 yıl önce Anaksimandros'un
yazdığı söylenir. Milas'lı olan Anaksimandros'un bu eseri
"Doğa Hakkında" başlığını taşır. Anaksimandros'un
öğretmeni yine Milas'lı olan Tales idi. Tüccar, denizci
ve bilgin olan Tales güneş tutulmasını hesaplayıp daha
önceden Milas halkına duyurmuştu ve hemşehrileri güneş
tutulmasından çok bu olayın önceden haber verilmesine şaşırmışlardı.
Tales'in güneş tutulmalarını hesaplamayı Babilliler'den
öğrendiği söylenmektedir. Anaksimandros ve Tales'in
Milas'lı olması bilimin Milas'ta doğduğunu göstermez. O dönemde
dünyanın dört bir tarafına giden deniz ve karayolları kavşağında
bulunan Milas'a bilim başka ülkelerden gelmiştir. Her gün Milas'tan
kalkan gemiler ve kervanlar Mısır'a, İtalya'ya, Libya'ya, İran'a
ve Babil'e giderdi.

Fırat
boyunda kurulan Babil kenti, o dönemde bir yıldız gibi parlamaktaydı.
Hammurabi'nin başkentinin dış duvarları 18 km uzunluğunda
ve çift surlarla çevriliydi. Kent, Fırat'ın iki yakasına yayılmış
ve araları da bir köprü ile birleştirilmişti. 40 km uzunluğundaki
rıhtımı gemilerin yanaşmasına elverişliydi. Kentin caddeleri,
titiz bir düzenle çizilmişti. 25 metre kalınlığında surlarla çevrilmiş
olan göz kamaştırıcı saray kentin tam ortasındaydı. Sarayın 400
metre aşağısında Büyük Ziggurat ve 91 metre kare tabana
oturtulmuş, yedi katlı ve yüksekliği 84 metreyi bulan dünyanın
yedi harikasından biri kabul edilen Babil Kulesi vardı.
Babil'deki her Ziggurat, tapınak işlevinin yanında bir gözetleme
ve düşünme yeriydi. Bu ziguratlarda laboratuvarlar, okul, kitaplık
ve arşiv de vardı. Zigguratlarda bulunan her kitaplık, binlerce
yılın bilgisiyle toplanmış yığınla kil tabletlerle doluydu. Bu
tabletler de dünyanın doğuşunu hikaye eden yazılardan tutun da,
yıldızlardan, gezegenlerden, yılın gün ve aylarının hesaplanmasından,
güneş tutulmasından, silkelerden, ırmaklardan, tapınaklardan bahseden
bilgiler bulunmaktaydı. Bunların yanında tıp ve zooloji kitapları,
gramer örnekleri, ilk coğrafya haritaları da vardı.

Kitaplıkta matematik üzerine yazılmış eserler önemli bir yer tutmaktaydı.
Çünkü Babilliler matematik alanında oldukça ilerlemişler ve bugün
kullandığımız bir çok işlemi, o zamanlar bulmuşlardı. Dairenin
çevresini çapına bölerek pi sayısını elde etmişlerdi. Bizler
de, tıpkı Babilliler gibi daireyi 360 dereceye, yılı 12 aya böleriz.
Kullandığımız haftalık sistemde 7 gün vardır. Babilliler de ay
ve güneş dahil 7 gezegen bilirlerdi. Babilli'ler'den sonra Fransızlar
pazartesiye Ay günü, salıya Mars günü, çarşambaya
Merkür günü, perşembeye Jüpiter günü demişlerdir.
Çünkü eski Samiler de öyle adlandırırlardı. Günü ve saati,
12 saat ve 60 dakikayı bulan yine Babilliler'di..

Babilli'ler
bilimi dinden ayırmazlardı. Onlara göre ikisi de aynı şeydi. Babil'de
her doktor sihirbaz, her astronom müneccimdi. Bugün bizler için
apaçık olan gerçekler, o dönemde evrenin akıl sır ermeyen olguları
olarak yorumlanıyordu. Günlük yaşamdaki en basit bir olay bile
evrenin sırlarıyla değerlendirilmeye çalışılıyordu. Bununla ilgili
olan ve mesleğimle de bağlantılı olduğu için bir kil tabletteki
ilgimi çeken dizelerden bahsetmek istiyorum.

M.Ö. 1000 yıllarında diş ağrısına neden olduğu sanılan bir
kurt için yazılan dizeler, büyük bir ihtimalle bugünki Süryanice'nin
temelini oluşturan Aramca yazılmıştı. Çünkü bu dönemde
bütün Mezopotamya'da bir Sami lehçesi olan Aramca
konuşuluyordu. Bu dizeler, evrenin başlangıcını araştırmakla başlayıp,
diş ağrısı için bir tedavi yöntemi salık vermekle son buluyordu:

"Evren, Anu (Gök Tanrısı) tarafından
Yeryüzü, evren tarafından
Akarsular, yeryüzü tarafından
Dereler akarsular tarafından
Bataklıklar, dere tarafından
Ve küçük kurt, bataklıklar tarafından
Yaratıldıktan sonra
Küçük kurt, ağlaya sızlaya
Tanrı Şamaş'ın huzuruna vardı
Yaşlı gözlerle dedi ki:
"Bana vereceğin besin ne ola?"
"İncirli kayısı senin ola."
"Bunlar ne ki benim için?
İncirli kayısı ha!
Bırak da hiç olmazsa
Dişle diş etinin arasına sokulayım
Azı dişlerinin içine yerleşeyim."
"Madem ki böyle dedin ey küçük kurt,
Kahretsin seni Toprak Ana
O kudretli eliyle..."

Bu tılsımlı dizeler üç kez yinelenerek okunuyordu. Dua, kurtçuğa
"Tanrı Ea (Büyük Toprak Ana), var gücüyle seni dövsün" diye sona
ererdi!

Böylece
bilimin köklerini incelerken, onun daha çok büyüyle sımsıkı örülü
olduğunu gördük. Atalarımız, içinde yaşadıkları dünyanın sırlarını
öğrenmeye can attıkları halde bunun yöntemini tam olarak keşfedememişlerdi.
Günümüzdeyse evreni anlamamızı sağlayan seçkin, güçlü ve adı "bilim"
olan bir yöntem bulunmuştur. Bilim sayesinde sabahları doğan güneşin
arabasıyla gökte dolaşarak ışık saçan bir tanrıça; gökkuşağının
da rengarenk elbiseli bir tanrıça olduğu inancı, bizlerde küçük
bir tebessüm oluşturmaktadır.

Yusuf
Atuğ'un bu yazısı suryaniler.com
sitesinde yayınlanmıştır.
|
| |
|

FARKLI
RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

Tarihte
Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar
ve
Özel Günler

Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi
Eserler

Mizah

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|