Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Editörden

Güncelleme: 31.08.2000
HER SOLAN RENK BİR KAYIPTIR

Türkiye zengin bir mozaiğe sahip ve bu özelliğinden dolayı bir çok zenginliği içerisinde barındırıyor. Süryaniler de bir zamanlar bu zenginliğin bir parçası idi. Ama ne yazık ki günümüzde hızla kaybolan renklerinden biri olma yolundadır. Güneydoğu'da varlıkları ile o bölgeye ayrı bir hava katan Süryaniler, yarattıkları kültürleri ve eserleriyle o bölgenin parlayan yıldızlarından biriydi.

Hatta bir zamanlar Süryanilerin yaşadığı Mardin ili için Doğunun Paris'i denirdi. Süryanilerin o bölgeyi terk etmesi ile o bölge çok şeyler kaybetmiştir. Bu gerçeği bizzat bugün yörede yaşayan insanlar kendi ağızlarından söylemektedirler. Örneğin 1950'li yıllarda her Pazar, Süryaniler en güzel kıyafetlerini giyer ve düğüne gider gibi kilise ayinlerine giderlerdi. Mardin'in caddeleri bir anda canlanır ve dünyanın modern bir şehrinde yaşıyormuşcasına görüntüler oluşurdu. Süryanilerin gitmesi ile bugün gelinen nokta ise pek iç açıcı değildir. Bu kültür erozyonuna başlıca sebep bölgenin temel taşlarından olan farklı kimliklerin bölgeyi terk etmesidir.

Eskiden Süryanilerin yaşadığı Midin köyü. Bugün bir kaç yaşlı dışında kimse yaşamıyor.
Süryaniler yaşadıkları tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen asla huzursuzluk kaynağı olmadılar. Aksine onlar hep devletlerinin mutluluğu ve huzuru için çabaladılar. O kadar ki çoğu zaman kendi kiliselerindeki ayinleri bile Türkçe olarak okudular. Hiçbir zaman kendi taleplerini, sorunlarını devlet katına çıkartmadılar. Devletlerine bu kadar sadık olmalarına rağmen asla bunun karşılığını alamadılar. Yaşadıkları onca haksızlık onları geri dönüşü olmayan maceralara sürüklemedi. Onların tek istedikleri varlıklarını sürdürebilmek ve inançlarını yerine getirebilmekti. Onların her türlü olumsuzluğa karşı birey olarak tek tepkileri yaşadıkları, doğup büyüdükleri toprakları sessizce terketmek oldu. Bu olguyu bugün bölgede yaşayan Süryanilerin sayısı da doğrulamaktadır. Kala kala bugün Mardin gibi Süryanilerin ağırlıkta yaşadığı bir ilde ancak 70-80 civarında Süryani ailesi kalmıştır. Orda kalan insanların çoğu da bölgede kalan evlerini, topraklarını ve tarihi eserlerini kendilerinden başka koruyacak kimsenin olmayacağı inancı ile inatla yaşamayı sürdürmektedirler. Kırsal kesimde ise bir çok Süryani köyü boşalmış, işsizlik ve güvenlik sorunları nedeniyle köylerde sadece yaşlılar kalmıştır.

Avrupa'nın çeşitli ülkelerine göç eden bir çok Süryani, doğdukları yerin özlemi ile yanıp tutuşmalarına rağmen bölgeye dönmeyi düşünmemektedirler. Son zamanlarda bölgeye belli bir ölçüde huzurun gelmesiyle birlikte, bölgeye turistik amaçlı geziler düzenlenmiş; kafileler halinde eski ve yeni nesil Süryaniler bölgeye akın akın gelmiştir. Bu hareketliliğe rağmen bölgede belli bir turizm anlayışının olmaması yüzünden gelenler barınma sorunlarıyla yüz yüze kalmışlardır. Bu bile bölgenin ne kadar büyük bir turizm potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.
Türkiye bugün tam anlamıyla demokratik ve insanlarımız da farkılıklara tahammül edebilen bir yapıda olabilseydi, bugün bölgenin kaderi bu kadar kötü olmaz ve her yönü ile örnek bir ülke olabilirdik. Aslında bugün bölge halkı da gidenlere karşı ne kadar büyük hatalar yaptıklarının farkına varmışlardır. Süryanilerin arkalarında bıraktıkları bir çok tarihi eser bugün bakımsızlıktan ilgiye muhtaç hale gelmiştir ve farklı amaçlarla kullanılmaktadırlar. Zaten Süryanilerin gidişinin ardında hep kendilerini yabancı hissetmek ve yaşadıkları zorluklar vardı.
Dünya büyük bir hızla değişirken ülkeyi yönetenlerin mantalitesinin hep aynı kalması insanları üzmektedir. İnsanlarımız artık kendi değerlerine ve güzelliklerine kendilerinin sahip çıkmalıdır. Başkalarının dayatmaları ile değil kendi isteğimizle bir şeyler yapmanın zamanı gelmiştir. Çünkü bu ülke insanları güzel olan herşeyi hak ediyor ama hak ettiği şeyleri elde etmede çok zaman kaybediyor. Dileğimiz kendi değerlerimize ve renklerimize samimi bir şekilde sahip çıkılması gerektidir. Bu coğrafyayı paylaşan farklılıklar güzel yarınları hep umutla beklemektedir.

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


YAHUDİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

Tarihte Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar ve
Özel Günler


Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi Eserler

Mizah


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla