Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Editörden
Güncelleme: 01.09.2001

Süryanilerde toplumsal yapılar
Süryanilerin sayıları, Türkiye'de her ne kadar azalmış olsa da sahip oldukları toplumsal yapı incelenmeye değer bir konudur. Bugüne kadar Süryanilerin toplumsal yapılarını inceleyen araştırmalar pek fazla yapılmamıştır. Oysa yaşadığımız dönem bilgiyi ve onun kullanımını ön plana çıkartmaktadır. Yararlı olması dileğiyle size bu konuda edindiğim bilgileri sunmaya çalışacağım.

Süryaniler kırsal alanlarda yaşadıkları zamanlarda aşiret düzeninin dışında kalmışlardır. Fakat Süryanilerde sınıflaşma olayı aynen aşiret düzeninde olduğu gibi ekonomik güç ve dinsel otoriteye bağlı gelişmiştir. Din kurumunun yönettiği kiliseler Süryani toplumunun en gelişmiş ve en yaygın kurumudur. Bu yüzden kilise ve din görevlileri topluluğu birbirine bağlayan temel unsurlardan biri olarak ortaya çıkar.

Kilise kurumu Süryani toplumu içinde otorite (=İktidar) olarak kabul edilir. Bunun nedeni; Kilise kurumunun çok eskiden beri kurulu olması ve Süryani halkını uzun zamandan beri hem dinî, hem de dünyevî olarak yönetmesidir. Ayrıca Süryanilerin tarihsel gelişimden sadece din adamlarının yoğun eğitim görmesi onlara toplum nezdinde önemli bir güç sağlıyordu. Başta yargı yetkisi olmak üzere birçok yetki bu sınıfın ve yönettiği kurumun işlevi haline gelmiştir.

Kilise kurumu, Hıristiyanlığın ilk yıllarından itibaren tüm Süryani toplumunu kucaklayan yaygın bir kurum olmuştur. Bu kurumda görev alan insanlar, Süryani kilisesindeki işleyişi hiçbir döneminde bir kast sistemi haline getirmemişlerdir. En yüksek din görevinden köy papazlığına kadar tüm dini görevler Süryani toplumunun bireylerine açık olmuştur.

Osmanlılar zamanında kilise kurumu ve onun lideri olan patrik, tüm Süryanilerin hem dinî hem de dünyevîi lideri olarak kabul edilirdi. Bundan dolayı başa gelen her padişah patriğe bir ferman yollardı. Bu fermanlarda patrik, halk üzerinde yetkilerle donatılırdı. Cumhuriyetin kurulmasından sonra, her ne kadar patriklik Türkiye sınırları dışına çıkartılmışsa da, kilise ve ruhban sınıfı toplumu yönetmede önemli bir rol oynamıştır. Son zamanlarda Süryani Kilisesi sivil güçlerle otorite paylaşımı yapmaya başlamıştır.

Süryani halkını oluşturan topluluk birimi ise köy ve kenttir. Bu topluluklar ise bir araya gelmiş aile birliklerinden (şarpho veya bavık) oluşur. Evlenmeler aile birliğinin içinden çok diğer aile birlikleriyle gerçekleştirilir. Bu sayede birlikler arasındaki dostluklar pekiştirilir. Bu aile birliklerinin birliğini sağlayan ise kilise kurumudur.

Kentlerde toplumsal iktidar, bu aile birliklerinin en güçlüleri ile kilise arasında; köylerde ise tüm aile birlikleri ve kilise ile sağlanır. Kentlerde en güçlü aile birliği ekonomik yönden güçlü olanlardır. Köylerde ise bu faktörün yanında aile birliğinin nüfusu gücün oluşmasında önemli rol oynar.

Süryanilerin İstanbul'a göç etmesi ile oluşan toplumsal yapı yerleşik geleneksel değerler temelinde, ancak farklı bir düzeyde belirmiştir. Aile birlikleri hemen ortadan kalkmamıştır. Bu durum, özellikle Süryanilerin İstanbul'a ilk göçleri ve belli semtlerde bir arada yaşama eğilimleri taşıdıkları 1970'li yılların ortalarına kadar oldukça belirgindi. Fakat zamanla ekonomi üzerine temellenen bireysel ilişkiler, aile birliklerinin işlevlerini kaçınılmaz olarak bozmuştur.

Ekonomik ilişkiler Süryanilere ait geleneksel değerler sistemini çok hızlı bir biçimde ayrıştırmış ve çözmüştür. Yeni bir şehre yerleşen Süryani bireyi sahip olduğu altyapıya uygun olarak kendine yeni bir sınıfsal konum aramaya başlamıştır. Örneğin göç etmeden evvel köylülük ile geçimini sağlayan İstanbul'da artık bir işçidir ve sınıfsal konumuna uygun olarak bir işçi semtinde oturmaya başlamışlardır. Yine aynı şekilde memlekette ticaretle uğraşanlar İstanbul'da da eski işlerini sürdürmüşler ve Süryani orta sınıfını oluşturmuşlardır. Bu arada yeterli sermaye birikimine sahip olanlar ise büyük kentte daha da büyük oynamaya çalışarak, sanayi yatırımlarına yönelmişlerdir.

Ortak mekanlarını süratli bir şekilde yitiren Süryaniler, yeni ilişkiler içerisinde kimliklerinden ve sahip oldukları değerlerden oldukça uzaklaşmışlardır. Yeni ekonomik düzen, onları hiç alışık olmadıkları bir yapıya kavuşturmuştur.

 

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


YAHUDİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

Tarihte Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar ve
Özel Günler


Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi Eserler

Mizah


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla