



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

 |
Süryanilerde toplumsal yapılar 
Süryanilerin
sayıları, Türkiye'de her ne kadar azalmış olsa da sahip oldukları
toplumsal yapı incelenmeye değer bir konudur. Bugüne
kadar Süryanilerin toplumsal yapılarını inceleyen araştırmalar
pek fazla yapılmamıştır. Oysa yaşadığımız dönem bilgiyi ve onun
kullanımını ön plana çıkartmaktadır. Yararlı olması dileğiyle
size bu konuda edindiğim bilgileri sunmaya çalışacağım.

Süryaniler
kırsal alanlarda yaşadıkları zamanlarda aşiret düzeninin
dışında kalmışlardır. Fakat Süryanilerde sınıflaşma
olayı aynen aşiret düzeninde olduğu gibi ekonomik güç
ve dinsel otoriteye bağlı gelişmiştir. Din kurumunun
yönettiği kiliseler Süryani toplumunun en gelişmiş ve
en yaygın kurumudur. Bu yüzden kilise ve din görevlileri
topluluğu birbirine bağlayan temel unsurlardan biri olarak ortaya
çıkar.

Kilise
kurumu Süryani toplumu içinde otorite (=İktidar)
olarak kabul edilir. Bunun nedeni; Kilise kurumunun çok eskiden
beri kurulu olması ve Süryani halkını uzun zamandan beri hem
dinî, hem de dünyevî olarak yönetmesidir. Ayrıca Süryanilerin
tarihsel gelişimden sadece din adamlarının yoğun eğitim görmesi
onlara toplum nezdinde önemli bir güç sağlıyordu. Başta yargı
yetkisi olmak üzere birçok yetki bu sınıfın ve
yönettiği kurumun işlevi haline gelmiştir.

Kilise
kurumu, Hıristiyanlığın ilk yıllarından itibaren tüm Süryani
toplumunu kucaklayan yaygın bir kurum olmuştur. Bu kurumda görev
alan insanlar, Süryani kilisesindeki işleyişi hiçbir döneminde
bir kast sistemi haline getirmemişlerdir. En yüksek din
görevinden köy papazlığına kadar tüm dini görevler Süryani toplumunun
bireylerine açık olmuştur.

Osmanlılar zamanında kilise kurumu ve onun lideri olan patrik,
tüm Süryanilerin hem dinî hem de dünyevîi lideri olarak
kabul edilirdi. Bundan dolayı başa gelen her padişah patriğe
bir ferman yollardı. Bu fermanlarda patrik, halk
üzerinde yetkilerle donatılırdı. Cumhuriyetin kurulmasından
sonra, her ne kadar patriklik Türkiye sınırları dışına çıkartılmışsa
da, kilise ve ruhban sınıfı toplumu yönetmede önemli bir
rol oynamıştır. Son zamanlarda Süryani Kilisesi sivil güçlerle
otorite paylaşımı yapmaya başlamıştır.

Süryani
halkını oluşturan topluluk birimi ise köy ve kenttir.
Bu topluluklar ise bir araya gelmiş aile birliklerinden
(şarpho veya bavık) oluşur. Evlenmeler
aile birliğinin içinden çok diğer aile birlikleriyle
gerçekleştirilir. Bu sayede birlikler arasındaki dostluklar
pekiştirilir. Bu aile birliklerinin birliğini sağlayan
ise kilise kurumudur.

Kentlerde
toplumsal iktidar, bu aile birliklerinin en güçlüleri
ile kilise arasında; köylerde ise tüm aile birlikleri
ve kilise ile sağlanır. Kentlerde en güçlü aile birliği ekonomik
yönden güçlü olanlardır. Köylerde ise bu faktörün yanında
aile birliğinin nüfusu gücün oluşmasında önemli rol oynar.

Süryanilerin İstanbul'a
göç etmesi ile oluşan toplumsal yapı yerleşik geleneksel
değerler temelinde, ancak farklı bir düzeyde belirmiştir.
Aile birlikleri hemen ortadan kalkmamıştır. Bu durum,
özellikle Süryanilerin İstanbul'a ilk göçleri ve belli semtlerde
bir arada yaşama eğilimleri taşıdıkları 1970'li yılların ortalarına
kadar oldukça belirgindi. Fakat zamanla ekonomi üzerine temellenen
bireysel ilişkiler, aile birliklerinin işlevlerini kaçınılmaz
olarak bozmuştur.

Ekonomik ilişkiler Süryanilere
ait geleneksel değerler sistemini çok hızlı bir biçimde
ayrıştırmış ve çözmüştür. Yeni bir şehre yerleşen
Süryani bireyi sahip olduğu altyapıya uygun olarak kendine yeni
bir sınıfsal konum aramaya başlamıştır. Örneğin göç etmeden
evvel köylülük ile geçimini sağlayan İstanbul'da artık
bir işçidir ve sınıfsal konumuna uygun olarak bir işçi
semtinde oturmaya başlamışlardır. Yine aynı şekilde memlekette
ticaretle uğraşanlar İstanbul'da da eski işlerini sürdürmüşler
ve Süryani orta sınıfını oluşturmuşlardır. Bu arada yeterli
sermaye birikimine sahip olanlar ise büyük kentte daha da büyük
oynamaya çalışarak, sanayi yatırımlarına yönelmişlerdir.

Ortak
mekanlarını süratli bir şekilde yitiren Süryaniler,
yeni ilişkiler içerisinde kimliklerinden ve sahip oldukları
değerlerden oldukça uzaklaşmışlardır. Yeni ekonomik düzen,
onları hiç alışık olmadıkları bir yapıya kavuşturmuştur.

|
| |
|

FARKLI
RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

Tarihte
Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar
ve
Özel Günler

Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi
Eserler

Mizah

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|