Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Editörden

Güncelleme: 23.08.2000
KENDİMİZİ YETERİNCE TANITAMADIK

Süryaniler, yeryüzünde yaşayan en eski topluluklardan biri olmasına rağmen, günümüz Türkiye'sinde bu pek bilinmiyor. Bunu doğal karşılamak gerekir, çünkü Süryaniler, bu güne kadar bu topluma kendilerini anlatmak için hiçbir çaba içinde olmadılar. Kendi dünyalarında, inançlarına bağlı bir şekilde sessizce yaşamayı yeğlediler. Bunun yanında çoksesliliğe izin vermeyen toplum yapısını da unutmamak gerekir.

Bu satırların yazarı bile Süryaniliğin ne demek olduğunu belli bir yaştan sonra öğrenmeye başladı. Bizden önceki kuşaklar eğitim eksikliği ve bilinçaltı korkuları nedeniyle çocuklarına bu kültürü yeterince nakledemediler. Bugün yetişen yeni nesil Süryani gençleri de, ne yazık ki kimlikleri ve kültürleri konusunda yeterince bilgiye sahip değiller. Bu bilgi eksikliğinin kendilerini yaşadıkları topluma anlatmakta güçlük çıkardığı da muhakkak.

Süryaniler, Türkiye'de azınlık kabul edilen Ermeni, Yahudi ve Rumların aksine hiç kentlerde yaşamadılar. Bu nedenle belli bir kent kültürüne sahip olamadılar. Kırsal kesimde yaşamış olmanın getirdiği bir kırsal kesim kültürü ile hayatlarını şekillendirdiler. Kentlere göç ettikleri yıllarda ise buralara adapte olamamanın sıkıntılarını yaşadılar. Bugün bu sıkıntılar hâlâ devam etmektedir. Süryaniler göç ettikleri İstanbul'da büyük bir ekonomik savaşın içine girdiler ve bazı şeyleri ihmal ettiler.

İhmal ettikleri şeylerin başında kendi kültürlerine sahip çıkmak ve eğitim olanaklarından yararlanmak vardı. Oysaki 1600 yıl önce yaşamış olan ve kendisine "Kutsal ruhun gitarı" denilen ünlü Süryani bilgesi ve filozofu Mor Afrem eğitim ve kültür için şu sözleri söylüyordu: "Eğitim insanın nefes alışı, kültür ise yaşamıdır. Her ikisinede sahip olamayan insan yaşayan bir ölüdür". Ünlü bilgenin 1600 yıl önce sarfettiği bu sözleri bugünkü Süryaniler unutmuştu.
Mor Afrem
Bu nedenle Süryani toplumunda iyi yetişmiş bir sınıf olamadı. Süryanilerin genelde ticarete yatkın kafaları vardı ve zanaatkâr insanlardı. İstanbul'da ticaret alanında gerçekten önemli başarılar elde ettiler ama bu ekonomik başarıyı eğitimle destekleyemediler. Zamanla, Süryanileri tanıyanların kafasında genelde zengin ve görgüsüz bir Süryani imajı oluştu. İyi para kazanıyorlar ve şehrin en önemli yerlerinde yaşıyorlardı. Bu yeni rahat yaşam biçimi, belki onlara geçmişin ağır ve acı yaşam hatıralarını bir nebze unutturuyordu ama sonuçta göz göre göre zengin bir kültür yok oluyordu. Süryanilerin "iyi yetişmiş" insanları, kendi toplumları içindeki bu gidişe karşı bir şeyler yapmaya çalışıyor ama sesleri çok cılız çıkıyordu.
Süryani Kilisesinin kendi insanları üzerinde çok büyük bir etkisi vardı ve toplum içinde ortaya çıkan farklı sesleri kolaylıkla bastırabiliyordu. Süryani toplumu içinde kültürel anlamda her önemli adım kilisenin etkisiyle engelleniyor ya da uzlaşma adı altında belli bir süre sonraya erteleniyordu. Süryani kültürü, Süryani Kilisesi tarafından adeta tekel altına alınıyordu. Yıllar boyu Süryaniler bu kısır döngünün içinde sıkışıp kaldı, bireyleri yeterince gelişemedi ve sonuçta kendini dış dünyaya anlatamayan bir cemaat oluştu.
Bu yapı nedeniyle Süryaniler çoğu zaman iletişim dünyasının geniş olanaklarından faydalanma olanağı bulamadılar. İletişimin önemini kavrayıp bu konuda somut adımlar atamadılar. Seslerini duyuramadılar ve kendi içlerinde yaşamaya alışır oldular. Son zamanlarda Türkiye'de yaşayan Süryanileri fark eden medya, Süryanilere inanılmaz bir şekilde ilgi göstermeye başladı. Bu duruma Süryaniler bile şaşırıyor. Çünkü bu konuda hiç çaba göstermedikleri halde basın ve televizyonlarda Süryanileri anlatan programlar yayınlanıyor.
Elbette bu gelişmeler Süryani toplumu adına sevindirci ama insan gene de keşke kendimizi biz tanıtabilseydik diye düşünmeden edemiyor. Hiçbir hak çaba gösterilmeden kazanılamıyor. Başkalarının bize olan ilgisi ile kendimizi ancak belli bir noktaya kadar anlatabiliriz. Daha fazlasını ise Süryanilerin üstlenmeleri gerekiyor. Süryani toplumu bundan sonra kendini topluma daha iyi anlatmalıdır ki, solmayan bir renk olarak bu topraklarda varlığını sürdürebilsin. Ama üzerine sinen bu ölü toprağını atmadığı sürece mozaikteki yerini yavaş yavaş kaybedecektir. Bu topraklarda varlığını sürdüren her farklılığın yaşaması gerektiğine inanıyor ve insanlarımızın artık bazı değerleri görmezlikten gelmemesini dileyerek hepinize mutlu yarınlar diliyorum.

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


YAHUDİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

Tarihte Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar ve
Özel Günler


Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi Eserler

Mizah


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla