



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

 |
KENDİMİZİ YETERİNCE TANITAMADIK

Süryaniler,
yeryüzünde yaşayan en eski topluluklardan biri olmasına rağmen,
günümüz Türkiye'sinde bu pek bilinmiyor. Bunu doğal karşılamak
gerekir, çünkü Süryaniler, bu güne kadar bu topluma kendilerini
anlatmak için hiçbir çaba içinde olmadılar. Kendi dünyalarında,
inançlarına bağlı bir şekilde sessizce yaşamayı yeğlediler.
Bunun yanında çoksesliliğe izin vermeyen toplum yapısını
da unutmamak gerekir.

Bu satırların yazarı bile Süryaniliğin ne demek olduğunu belli
bir yaştan sonra öğrenmeye başladı. Bizden önceki kuşaklar
eğitim eksikliği ve bilinçaltı korkuları nedeniyle çocuklarına
bu kültürü yeterince nakledemediler. Bugün yetişen yeni
nesil Süryani gençleri de, ne yazık ki kimlikleri ve
kültürleri konusunda yeterince bilgiye sahip değiller.
Bu bilgi eksikliğinin kendilerini yaşadıkları topluma anlatmakta
güçlük çıkardığı da muhakkak.

Süryaniler,
Türkiye'de azınlık kabul edilen Ermeni, Yahudi
ve Rumların aksine hiç kentlerde yaşamadılar. Bu nedenle
belli bir kent kültürüne sahip olamadılar. Kırsal kesimde
yaşamış olmanın getirdiği bir kırsal kesim kültürü ile hayatlarını
şekillendirdiler. Kentlere göç ettikleri yıllarda ise buralara
adapte olamamanın sıkıntılarını yaşadılar. Bugün bu sıkıntılar
hâlâ devam etmektedir. Süryaniler göç ettikleri İstanbul'da
büyük bir ekonomik savaşın içine girdiler ve bazı şeyleri ihmal
ettiler.

İhmal
ettikleri şeylerin başında kendi kültürlerine sahip çıkmak
ve eğitim olanaklarından yararlanmak vardı. Oysaki 1600
yıl önce yaşamış olan ve kendisine "Kutsal ruhun gitarı"
denilen ünlü Süryani bilgesi ve filozofu Mor Afrem eğitim
ve kültür için şu sözleri söylüyordu: "Eğitim insanın nefes alışı,
kültür ise yaşamıdır. Her ikisinede sahip olamayan insan yaşayan
bir ölüdür". Ünlü bilgenin 1600 yıl önce sarfettiği bu sözleri
bugünkü Süryaniler unutmuştu.
 |
 |
|
Mor
Afrem
|
Bu
nedenle Süryani toplumunda iyi yetişmiş bir sınıf olamadı.
Süryanilerin genelde ticarete yatkın kafaları vardı ve zanaatkâr
insanlardı. İstanbul'da ticaret alanında gerçekten önemli başarılar
elde ettiler ama bu ekonomik başarıyı eğitimle destekleyemediler.
Zamanla, Süryanileri tanıyanların kafasında genelde zengin
ve görgüsüz bir Süryani imajı oluştu. İyi para kazanıyorlar ve
şehrin en önemli yerlerinde yaşıyorlardı. Bu yeni rahat yaşam biçimi,
belki onlara geçmişin ağır ve acı yaşam hatıralarını
bir nebze unutturuyordu ama sonuçta göz göre göre zengin bir kültür
yok oluyordu. Süryanilerin "iyi yetişmiş" insanları, kendi toplumları
içindeki bu gidişe karşı bir şeyler yapmaya çalışıyor ama sesleri
çok cılız çıkıyordu.
 |
Süryani
Kilisesinin kendi insanları üzerinde çok büyük bir etkisi vardı
ve toplum içinde ortaya çıkan farklı sesleri kolaylıkla bastırabiliyordu.
Süryani toplumu içinde kültürel anlamda her önemli adım kilisenin
etkisiyle engelleniyor ya da uzlaşma adı altında belli
bir süre sonraya erteleniyordu. Süryani kültürü, Süryani Kilisesi
tarafından adeta tekel altına alınıyordu. Yıllar boyu Süryaniler
bu kısır döngünün içinde sıkışıp kaldı, bireyleri yeterince gelişemedi
ve sonuçta kendini dış dünyaya anlatamayan bir cemaat oluştu.
 |
Bu
yapı nedeniyle Süryaniler çoğu zaman iletişim dünyasının geniş
olanaklarından faydalanma olanağı bulamadılar. İletişimin önemini
kavrayıp bu konuda somut adımlar atamadılar. Seslerini duyuramadılar
ve kendi içlerinde yaşamaya alışır oldular. Son zamanlarda Türkiye'de
yaşayan Süryanileri fark eden medya, Süryanilere inanılmaz bir
şekilde ilgi göstermeye başladı. Bu duruma Süryaniler bile şaşırıyor.
Çünkü bu konuda hiç çaba göstermedikleri halde basın ve televizyonlarda
Süryanileri anlatan programlar yayınlanıyor.
 |
Elbette bu gelişmeler Süryani toplumu adına sevindirci ama insan
gene de keşke kendimizi biz tanıtabilseydik diye düşünmeden
edemiyor. Hiçbir hak çaba gösterilmeden kazanılamıyor. Başkalarının
bize olan ilgisi ile kendimizi ancak belli bir noktaya kadar anlatabiliriz.
Daha fazlasını ise Süryanilerin üstlenmeleri gerekiyor. Süryani
toplumu bundan sonra kendini topluma daha iyi anlatmalıdır ki, solmayan
bir renk olarak bu topraklarda varlığını sürdürebilsin. Ama
üzerine sinen bu ölü toprağını atmadığı sürece mozaikteki yerini
yavaş yavaş kaybedecektir. Bu topraklarda varlığını sürdüren
her farklılığın yaşaması gerektiğine inanıyor ve insanlarımızın
artık bazı değerleri görmezlikten gelmemesini dileyerek hepinize
mutlu yarınlar diliyorum.
|
|

FARKLI
RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

Tarihte
Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar
ve
Özel Günler

Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi
Eserler

Mizah

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|