



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

 |
Hüzünlü geçmişten umutlu geleceklere doğru 
Son
günlerde basın yayın organlarında ve devletin çeşitli kurumlarında
Süryanilere yönelik haberlerle genelgelere rastlamaktayız. Avrupa
Birliği'ne üyelik sürecinde, Kopenhag Kriterleri'ne göre en
önemli iki unsurun hukukuğun üstünlüğü ve azınlık
haklarına saygı olması birden bire Süryanileri önemli bir
noktaya getirmiştir. Daha önceleri unutulan, adı bile pek bilinmeyen
Süryaniler bu süreç sayesinde kendilerini kamuoyuna az da olsa
tanıtabilmiş ve bazı kritik konularla gündemeye gelmeyi başarabilmişlerdir.

Süryanilerle
ilgili haberlerden bir tanesi de 9 Temmuz 2001 günü Milliyet
Gazetesinin baş sayfasında Serpil Çevikcan imzalı "Sezer
Süryanilere Kilise Arıyor" başlıklı haberdi. Habere göre
Cumhurbaşkanı Ahmet N. Sezer'e Mardin ziyareti sırasında
gittiği Süryani manastırı Deyrulzafaran'da, Süryani din adamları
ve yöneticileri İstanbul'daki Süryaniler için bir kilise tahsis
edilmesi isteğinde bulunulmuş ve Sayın Cumhurbaşkanı'da bu isteği
Başbakan Bülent Ecevit'e aktararak konunun gündeme gelmesini
sağlamıştır. Başbakan bu isteğe olumlu yaklaşmış ve gereğinin
yapılması için ilgili kişilere talimatlar vermiştir.

Aslında
İstanbul'da yaşayan Süryaniler yıllardan beri bu istekleri için
devlet yöneticilerinin kapılarını aşındırmakta ama gerekli izni
bir türlü kopartamamaktaydılar. Süryanilerin önüne bu konuda
bin bir türlü zorluklar çıkartılıyor hatta sahip oldukları kilise
ve manastırlar için gerekli restorasyon izinlerini bile
alamıyorlardı. Ama Avrupa Birliği'ne adaylık süreci Süryanilerin
bu kötü talihini değiştirmiştir. Belki o kadar çabuk olmasa
bile Süryaniler bazı isteklerini artık telâffuz
etmeye başlıyorlardı. Türkiye'nin demokratikleşme ve hukuka
saygı konusunda kat etmesi gereken daha önemli konuları var.
Belki de zaman içerisinde her şey bu ülke için daha iyi olacaktır.
Süryanilerin kilise talebinin gündeme gelmesi de belki bu sürecin
işlemeye başladığının işareti sayılabilir.

Süryaniler
1960'lı yıllardan itibaren devamlı artan bir hızla, Güneydoğu'da
yaşadıkları yerlerden göç etmeye başlamış ve kendilerine gurbetin
başkenti olarak ilk önceleri İstanbul'u seçmişlerdir. İstanbul'da
artan Süryani nüfusu ile birlikte bazı sıkıntılar da baş göstermeye
başlamıştır. Süryaniler için bu sıkıntıların en önemlilerinden
biride yetersiz olan kiliselerdi. Çünkü İstanbul'da kendilerine
ait Tarlabaşı'nda bulunan bir kiliseleri vardı ve bu kilise
Süryaniler için yetersiz kalıyordu.

Süryaniler
o günkü şartlar içerisinde bu soruna pratik bir çözüm
bulmuşlardır. Daha önceleri İstanbul'da yaşayan ama sayıları
yok denecek kadar az olan cemaatlere ait kiliseleri kullanabilme
hakkı için çeşitli yerlere sayısız başvuruda bulundular. Bu
sayede İstanbul'un Bakırköy, Yeşilköy, Moda, Karaköy ve Kumkapı
ilçelerinde diğer cemaatlere ait kiliseler belli saatlerde dinsel
amaçlı olarak Süryanilerin kullanımına açıldı. Süryaniler kendilerine
ait olmayan bu kiliselerde gelenek ve kültürlerine uygun değişiklikler
yapamıyorlardı. Bunun sıkıntısını yıllar boyu çeken Süryaniler,
bir çok kez kendilerine kilise inşası için arsa başvurusunda
bulunmuşlarsa da bürokratik engeller ve inisiyatifsiz yöneticiler
yüzünden hep olumsuz cevap almışlardır. Ama Süryanilere karşı
takınılan bu katı tutum devletin üst yöneticilerinin çabaları
ve demokratikleşme yönündeki adımlarla beraber yumuşaya başlamıştır.

Süryani
toplumu bir arada bulunabileceği ve varlığını sürdürebileceği
bu türden yapılara kavuşmakla, yaşadığı coğrafyada birlikte
yaşama adına önemli gelişmelerin olacağına inanmaktadır. Umarız
ki bu gibi taleplerin hayata geçirilmesi, devlet kademelerinde
görev alan dar kafalı insanlar tarafından sekteye uğratılmaz.

Genelge iyi de gerçekler ne olacak?
Süryaniler hakkında ikinci önemli gelişme ise Başbakanlık tarafından
yayınlanan ve Süryani kökenli vatandaşların köylerine dönmeleri
ve ziyaretleri sırasında yaşadıkları zorluklarla ilgili genelgeydi.
Özellikle 1980 yılların ortalarında Güneydoğu'da terörünün başlaması
ile köylerde yaşayan Süryaniler göç etmeye başlamış ve Süryanilerin
yaşadıkları köyler zamanla boşalmıştı. Boşalan köylerdeki Süryanilerin
büyük bir bölümü Avrupa'ya gitmiştir. Boşalan Süryani köylerine
köy korucuları ve aileleri yerleşerek Süryanilere ait taşınmaz
mal varlıkları fiili olarak gasp edilmişti. Son yıllarda terörün
azalması ve bitme noktasına gelmesi ile birlikte boşalan Süryani
köyleri tekrar gündeme gelmeye başlamıştır.

Özellikle yakın zaman kadar diasporada yaşayan
Süryaniler, doğdukları yerlere olan özlemlerini bastıramayarak
büyük gruplar halinde eski yaşam yerlerine turist olarak
ziyaret etmeye başlamışlardı. Hatta içlerinden bazıları
kesin olarak geri dönmeyi bile tasarlamış ama köylerine yerleşen
yeni sakinlerin hukuk dışı işgalleri ve saldıkları korkular
nedeniyle geri dönüşlerini ertelemek zorunda kalmışlardır. Bundan
2 ay önce bu ziyaretlerin giderek artması İçişleri Bakanlığı'nı
bu konuda adım atmaya zorlamış ve dahiyane bir buluş ile Süryanilere
ait köylerin ziyareti yasaklanmıştır. Bu utanç verici kararı
son anda farkeden başbakan Ecevit sayesinde Türkiye zor
bir durumdan kurtulmuştur.

Her ne kadar Başbakanlık'ın bu konudaki genelgesi, Süryaniler
ve orda yaşayan halk için olumlu olsa da önemli olan bu genelge
ile söylenilenlerin hayata geçirebilmesidir. Çünkü uygulamada
karşılaşılan bazı örnekler Başbakanlık Genelgesinin aksine durumlar
ortaya çıkarmaktadır.

Örneğin
1994 yılında tamamen boşaltılan Şırnak iline bağlı Sareköy'de
yaşayan Süryanilerin durumu, tam bu genelgenin tersi bir durumu
göstermektedir. Köyün boşaltılması ile birlikte tamamı Avrupa'ya
göç eden Sareköy'deki Süryaniler, terörün bitme noktasına
gelmesi ile köylerine geri dönmek isterler. Bu amaçla İçişleri
Bakanlığı ve Şırnak Valiliği'ne birer dilekçe bile verirler.
Hatta dönmek isteyenler aralarında topladıkları imzaları dilekçelere
iliştirirler. Gelen cevabi yazıda ise Sareköylülerin
köylerine gönül rahatlığı içerisinde dönebilecekleri
şeklindedir. Ama Sareköylüler bu cevaptan tatmin olmazlar. Çünkü
köylerine
yerleşen köy korucuların varlığı hâlâ devam etmektedir ve bu
konuda aynı birimlere yazdıkları dilekçeler geçiştirilir.

Geçtiğimiz
haftalarda bu köyle ilgili yayın yapan Star Televizyonun kameramanları
köye sokulmazlar. Görüldüğü gibi köy korucularının filli işgali
devam etmektedir ve Başbakanlık Genelgesi'ni falan taktıkları
da yoktur. Bu durumda Süryaniler, Başbakanlık'ın yayınladığı
genelgenin tam anlamıyla hayata geçirilmesini istiyorlar. Çünkü
onlar doğup büyüdükleri yerlere, genelgede söylenildiği gibi
rahat dönemeyeceklerine dair yaşanmış olayların tanığıdırlar.

Aslında
uygar bir toplumda bu tip olaylarını yaşanmaması gerekirdi.
Ama burası Türkiye idi ve her şey olabilirdi. Giden gider kalan
sağlar bizimdir anlayışı bu ülkenin renkli mozayiğinde acı ve
hüzünlü çatlamalara yol açmıştır. Süryanilerin tek isteği çatlayan
bu mozaiğin tekrar eski haline getirilmesidir. Bu yüzden toplumun
her bireyine ve kurumuna önemli görevler düşmektedir. Farklı
kimliklerin ve kültürlerin bir arada huzur ve barış içerisinde
yaşayabilmesi için bu en gerekli şarttır. Bu oluşumların genelgelerle
değil de insanların bakış açıları ve gerçek sevgiyle sağlanması
dileğiyle...
|
| |
|

FARKLI
RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

Tarihte
Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar
ve
Özel Günler

Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi
Eserler

Mizah

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|