Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Editörden

Güncelleme: 22.03.2001

Süryanilerin dinsel tartışmalar yüzünden bölünmeleri

Yeryüzünde Hıristiyanlığı ilk kabul eden toplum olan Süryaniler, daha sonraki yıllarda çeşitli tartışmalar yüzünden dini açıdan bölünmeye uğramışlar ve varlıklarını farklı adlar altında sürdürmüşlerdir.

Hıristiyanlık inancının başlangıcında, Mezopotamya'da yaşayan Asur ve Aramiler Süryani ve Süryanilik adı altında bir bloklaşma gösterirler. Çünkü bunlar aynı ırksal geçmişe sahip, o toprakların en eski organik kültürünün bir devamıydılar. Coğrafi konum nedeniyle Doğu ve Batı Süryanileri olmak üzere iki kol şeklinde devam eden bu bloklaşma günümüze kadar devam ettiyse de, Hıristiyanlık anlamında IV.yy'dan sonra ayrılıklara neden olur. Batı Süryanileri coğrafi olarak Diyarbakır, Antakya, Mardin, Midyat ve Nusaybin'de yaşayanları; Doğu Süryanileri ise Suriye, İran, Irak ve Hindistan'da yaşayanları tanımlamak için kullanılıyordu.

V. yy'da kızışan tartışmalar Doğu'nun yani Mezopotamya'nın tek kilisesi olan Süryani Kilisesi'nin rakip iki gruba ayrılmasına neden olur. Pers İmparatorluğu'nun egemenliğindeki Doğu Süryanileri'nin büyük bir kısmı Maraş kökenli ve Antakya ilahiyat okulu mezunu olan İstanbul Patriği Nestorius'un doktrinini benimserken, Roma İmparatorluğu'nun egemenliğindeki Batı Süryanileri bu doktrine şiddetle karşı çıkarlar. Uzun vadede Süryanileri parçalanmaya götüren bu doktrin ve tartışmalar özetle aşağıdaki görüşlerden dolayı meydana gelmişti:

Patrik Nestorius'a göre İsa hem tanrı hem de insan olmak üzere iki tabiatlıydı. Nestorius, İsa'nın insan olarak doğduktan sonra tanrı tabiatı kazandığını söylüyordu. Daha sonraları Hıristiyanlık dünyasında bu akım Diofizitçilik (Çift tabiatçılık) olarak adlandırılacaktır. Antakya Süryani Kilisesi'nde hakim olan görüş ise İsa'nın ilahi ve beşeri vasıflarının ayrı ayrı tabiatlar taşımasıydı. Bunun anlamı ise başlangıçta İsa'nın insan olarak yaşadığı fakat öldükten sonra tanrı tabiatını insanlara gösterdiği şeklinde açıklanabilir. Hıristiyanlık dünyasında bu akım daha sonraları Monofizitçilik (tek tabiatçılık) olarak bilinecektir. Bu nedenle oluşan tartışmalar İsa'yı dünyaya getiren Meryem Ana üzerinde de odaklanıyordu. Nestorius'a göre Meryem, Tanrı anası, Antakya Süryani Kilisesine göre ise bir insan anasıydı. Bu nedenle günümüzün Süryani Ortodoks kiliselerinde Meryem Ana ile ilgili hiç bir ikon bulunmaz. Oysaki Nasturi ve aşağıdaki açıklanacağı gibi Keldani Kiliselerinde Meryem Ana ili ilgili birçok tasvir bulunur.

Kadıköy Konsili'nden (M.S 451) sonra, Süryani kökenli Nestorius'un doktrinini benimseyenlere Nasturi ya da Nasturiler, karşı çıkanlara da Yakubi ya da Yakubiler adı verildi. O tarihten sonra tarihi kaynaklar, Süryani ve Süryani Kilisesi yerine; Batı Süryanilerinden bahsederken Yakubi ve Yakubi Kilisesi, Doğu Süryanilerinden bahsederken de Nasturi veya Nasturi Kilisesi adını kullandılar.

XIX. yy'dan sonra bu tamamen değişir. Yakubiler veya Yakubi Kilisesi Süryaniler ve Süryani Ortodoks Kilisesi şeklinde eski ve öz adına kavuşur. Nasturiler ve Nasturi Kilisesi de Asuri ve Doğu Asur Kilisesi ismini alır.

Başka bölünmeler
Süryaniler arasında başka bir bölünme de 1445 yılında gerçekleşir. Kıbrıs Nasturi metropoliti Timotheous Katoliklik mezhebini kabul ederek Roma Katolik kilisesine bağlanır. O zamanki Papa IV. Evgenious, bu metropolitliğin başkanlığında Katolikliği benimseyen Süryanilere Keldani veya Keldaniler adını verir. Bu tarihten itibaren Papalık statüsüne bağlı, merkezi Bağdat'ta bulunan Babil Patrikliği adı altındaki bu kiliseye Keldani Kilisesi ve mensuplarına Keldaniler denilmeye başlanır. Nasturi Kilisesi'nden kopma oldukları için Keldaniler de Doğu Süryanilerinin kapsamı içerisindedirler.

Süryaniler 18. Yüzyıl içerisinde bir bölünmeye daha sahne olur. Episkopos Mihael Carve'nin önderliğini yaptığı bir grup Süryani, Papalığa bağlanır ve "Süryani Katolik" ismi altında bir Patriklik Merkezi kurar. Bu arada 19. asırda Protestan misyonerlerinin Süryani bireyler arasında yürüttüğü çalışmalar sonucunda bazı Süryaniler'den Protestanlığı benimseyenler olur ve böylece Süryani Protestan topluluğu da oluşur..
Görüldüğü gibi tarihleri boyunca Süryaniler dini tartışmalar yüzünden devamlı bölünmelere uğramış ve başlangıçtaki etkinliklerini bu bölünmelerle yitirmişlerdir.


FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


YAHUDİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

Tarihte Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar ve
Özel Günler


Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi Eserler

Mizah


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla