



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

 |
Süryanilerin dinsel tartışmalar yüzünden bölünmeleri

Yeryüzünde
Hıristiyanlığı ilk kabul eden toplum olan Süryaniler, daha sonraki
yıllarda çeşitli tartışmalar yüzünden dini açıdan bölünmeye
uğramışlar ve varlıklarını farklı adlar altında sürdürmüşlerdir.

Hıristiyanlık
inancının başlangıcında, Mezopotamya'da yaşayan Asur
ve Aramiler Süryani ve Süryanilik adı altında
bir bloklaşma gösterirler. Çünkü bunlar aynı ırksal geçmişe
sahip, o toprakların en eski organik kültürünün bir devamıydılar.
Coğrafi konum nedeniyle Doğu ve Batı Süryanileri olmak
üzere iki kol şeklinde devam eden bu bloklaşma günümüze kadar
devam ettiyse de, Hıristiyanlık
anlamında IV.yy'dan sonra ayrılıklara neden olur. Batı Süryanileri
coğrafi olarak Diyarbakır, Antakya, Mardin, Midyat ve Nusaybin'de
yaşayanları; Doğu Süryanileri ise Suriye, İran, Irak
ve Hindistan'da yaşayanları tanımlamak için kullanılıyordu.

V.
yy'da kızışan tartışmalar Doğu'nun yani Mezopotamya'nın tek
kilisesi olan Süryani Kilisesi'nin rakip iki gruba ayrılmasına
neden olur. Pers İmparatorluğu'nun egemenliğindeki Doğu Süryanileri'nin
büyük bir kısmı Maraş kökenli ve Antakya ilahiyat okulu
mezunu olan İstanbul Patriği Nestorius'un doktrinini
benimserken, Roma İmparatorluğu'nun egemenliğindeki Batı
Süryanileri bu doktrine şiddetle karşı çıkarlar. Uzun vadede
Süryanileri parçalanmaya götüren bu doktrin ve tartışmalar özetle
aşağıdaki görüşlerden dolayı meydana gelmişti:

Patrik
Nestorius'a
göre İsa hem tanrı hem de insan olmak üzere iki tabiatlıydı.
Nestorius, İsa'nın insan olarak doğduktan sonra tanrı
tabiatı kazandığını söylüyordu. Daha sonraları Hıristiyanlık
dünyasında bu akım Diofizitçilik (Çift tabiatçılık) olarak adlandırılacaktır.
Antakya Süryani Kilisesi'nde hakim olan görüş ise İsa'nın
ilahi ve beşeri vasıflarının ayrı ayrı tabiatlar taşımasıydı.
Bunun anlamı ise başlangıçta İsa'nın insan olarak yaşadığı fakat
öldükten sonra tanrı tabiatını insanlara gösterdiği şeklinde
açıklanabilir. Hıristiyanlık dünyasında bu akım daha sonraları
Monofizitçilik (tek tabiatçılık) olarak bilinecektir.
Bu nedenle oluşan tartışmalar İsa'yı dünyaya getiren Meryem
Ana üzerinde de odaklanıyordu. Nestorius'a
göre Meryem, Tanrı anası, Antakya Süryani Kilisesine göre ise
bir insan anasıydı. Bu nedenle günümüzün Süryani Ortodoks
kiliselerinde Meryem Ana ile ilgili hiç bir ikon bulunmaz.
Oysaki Nasturi ve aşağıdaki açıklanacağı gibi Keldani Kiliselerinde
Meryem Ana ili ilgili birçok tasvir bulunur.

Kadıköy
Konsili'nden (M.S 451) sonra, Süryani kökenli Nestorius'un
doktrinini benimseyenlere Nasturi ya da Nasturiler, karşı çıkanlara
da Yakubi ya da Yakubiler adı verildi. O tarihten sonra
tarihi kaynaklar, Süryani ve Süryani Kilisesi yerine; Batı
Süryanilerinden bahsederken Yakubi ve Yakubi Kilisesi, Doğu
Süryanilerinden bahsederken de Nasturi veya Nasturi Kilisesi
adını kullandılar.

XIX.
yy'dan sonra bu tamamen değişir. Yakubiler
veya Yakubi Kilisesi Süryaniler ve Süryani Ortodoks Kilisesi
şeklinde eski ve öz adına kavuşur. Nasturiler ve Nasturi Kilisesi
de Asuri ve Doğu Asur Kilisesi ismini alır.

Başka
bölünmeler
Süryaniler
arasında başka bir bölünme de 1445 yılında gerçekleşir. Kıbrıs
Nasturi metropoliti Timotheous Katoliklik mezhebini kabul
ederek Roma Katolik kilisesine bağlanır. O zamanki Papa IV.
Evgenious, bu metropolitliğin başkanlığında Katolikliği benimseyen
Süryanilere Keldani veya Keldaniler adını verir. Bu tarihten
itibaren Papalık statüsüne bağlı, merkezi Bağdat'ta bulunan
Babil Patrikliği adı altındaki bu kiliseye Keldani
Kilisesi ve mensuplarına Keldaniler denilmeye başlanır.
Nasturi Kilisesi'nden kopma oldukları için Keldaniler
de Doğu Süryanilerinin kapsamı içerisindedirler.

Süryaniler
18. Yüzyıl içerisinde bir bölünmeye daha sahne olur. Episkopos
Mihael Carve'nin önderliğini yaptığı bir grup Süryani,
Papalığa bağlanır ve "Süryani Katolik" ismi altında bir
Patriklik Merkezi kurar. Bu arada 19. asırda Protestan misyonerlerinin
Süryani bireyler arasında yürüttüğü çalışmalar sonucunda bazı
Süryaniler'den Protestanlığı benimseyenler olur ve böylece
Süryani Protestan topluluğu da oluşur..
Görüldüğü gibi tarihleri boyunca Süryaniler dini tartışmalar
yüzünden devamlı bölünmelere uğramış ve başlangıçtaki
etkinliklerini bu bölünmelerle yitirmişlerdir.
|
|

FARKLI
RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

Tarihte
Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar
ve
Özel Günler

Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi
Eserler

Mizah

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|