Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Editörden

Güncelleme: 16.08.2000
SÜRYANİLERİN SADECE ADI KALDI
Bazı topluluklar yeryüzünde hiç de hak etmedikleri bir şekilde silik kalmışlardır. Süryaniler de bu topluluklardan bir tanesidir. Geçmişinde oldukça parlak günler yaşayan ve yaşadıkları coğrafyayı derinden etkileyen Süryaniler ne yazık ki bu gün eski günlerini hatırlatır bir suskunluk içindedir. Özellikle Türkiye için konuşmak gerekirse bunun altında yatan birçok sebep vardır. Süryanilerin silik görüntüleri göç olgusunu hızlandırmış ve bugün ülkemizde sadece 15 bin civarında Süryani kalmıştır.
Hukuksal açıdan statü belirsizliği Süryanileri hep bir sessizliğin içine itmiştir. Çünkü Lozan Antlaşması'nda Süryaniler kendilerini azınlık olarak saydırmadılar. Normal olarak her Türk vatandaşının yararlanması gereken temel haklardan da; kimliklerinden dolayı, tam olarak yararlanamamışlardır.Uygulamada farklı teoride farklı muameleye tabi tutulmuşlardır. Örneğin hıristiyan bir toplum oldukları için diğer azınlıklara uygulanan kıstaslar Süryanilere de uygulanmıştır. Sonuçta Süryaniler yıllardır bir kimlik çatışması yaşamış ve nereye ait olduklarını bilememişlerdir.

Süryaniler inançlarına bağlı bir topluluk olduklarından hiç bir zaman devlete bir sorun çıkarmamışlardır. Örneğin İncil'de geçen "Bağlı bulunduğunuz devletin hükümlerine tabi olunuz" hükmü bu savımızı destekleyici bir ayettir. Süryanilerin sessiz kalmalarında diğer bir etken de yaşamış oldukları asimilasyon sürecidir. Yıllardır toplumu farklılıklarına rağmen aynılaştırma süreci onları da derinden etkilemiştir. Süryaniler kendi dil ve kültürlerini ancak ibadethanelerinde devam ettirebilmişlerdir. Ancak diğer azınlıklar gibi kurumsallaşarak okul, vakıf kurma haklarını tam olarak hayata geçirememişlerdir. Bu süreç onları ya susmaya ya da göç etmeye zorlamıştır.

Süryani
göçü 1990'lı yıllara kadar bütün hızıyla sürdükten sonra bir yavaşlama süreci içine girmiştir. Genelde basın yayın organlarında insanların ekonomik nedenlerle göç ettiklerine dair yorumlar okur dururuz; oysa Süryaniler arasında 1998 yılında yaptığımız bir araştırma göçün farklı nedenlere dayandığını göstermektedir. Bilgi vermek amacıyla Süryanilerin göç nedenlerini aşağıdaki tabloda yayınlıyoruz:

Çevre halkının cehaleti ve baskısı
%28
Ekonomik nedenler
%25
Terör olayları
%18
İkinci sınıf vatandaş muamelesi görmek
%18
Demokratik haklardan yararlanma isteği
%11

Süryanilerin sessiz kalmalarında diğer bir faktör de basın ve iletişim kurumlarında yapılan haksız yayınlardır. Hukusal süreç bu gibi yayınlarda haksızlıkları gidermeye yeterli olamamaktadır. Yazan yazdığıyla kalmış ve sonuçta insanların kafasında Süryaniler hakkında haksız önyargılar oluşturulmuştur. Zaten azınlık bile olamayan iyice mağdur edilmiştir. Örneğin manastırlarında çocuklara Süryanice dil kursları vermeleri, bazı yayın organlarında 'Süryani manastırlarında terörist yetiştiriliyor' manşeti ile verilmiş ve bu yayınlar sonucu kurslar kapattırılmıştır. Bu ülkede İngilizce Almanca gibi diller rahatlıkla öğretilebilirken 5000 yıllık geçmişi olan bir dil, tarihe gömülmeye çalışılıyor.
Öte yandan Süryaniler kendilerine ait tarihi eserleri anlamsız yönetmelikler yüzünden koruyup restore ettiremiyorlardı. Bu anlamsız yasak Avrupa Birliği'ne aday olma sürecinden sonra şaşılacak bir hızla kaldırılmıştır. Ülkemizde tarihe önem vermek için baraj suları altında kalmamıza gerek yok! Umarız Avrupa Birliği'ne girmeye çalışırken bu gibi önemsiz ayrıntılarla fazla oyalanmayız.
Bu gibi olumsuzluklar Süryanileri kendi kimliklerine ve kültürlerine sahip çıkmada zor durumda bırakmış ve birçok Süryani çareyi yurtdışına çıkmakta bulmuştur. Bir Süryani olarak temennim zamanla bu olumsuzlukların ortadan kalkması ve insanların gerçekten bu zengin kültüre sahip çıkmalarıdır.
Unutmayalım ki hayatı güzel kılan olgu farklılıkların varlığıdır.
Saygıyla kalın.

FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


YAHUDİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

Tarihte Süryaniler

Editörden

Gelenekler

Röportaj

Bayramlar ve
Özel Günler


Yemek

Müzik

Edebiyat

Tarihi Eserler

Mizah


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla