Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Gökhan Özkan'ın Nürnberg'den yolladığı yazı:
"STO GALATA THA PYO KRASI,
PERA THA METHISO"

Dedelerimiz aynı sokaklarda top koşturdu dedeleriyle, babalarımız da babalarıyla. Ninelerimiz aynı kanaviçeyi işledi nineleriyle, annelerimiz de anneleriyle. Evlerimiz duvar duvaraydı, bahçelerimiz yan yana.

Dinimiz, dilimiz biraz farklıydı, ama geleneklerimiz, kültürümüz çok yakındı. Aynı masayı donatırdı yemeklerimiz. Çilingir sofrasındaki rakımızı aynı mezeler süslerdi. Birbirimizin şarkılarını söyler, aynı çiftetelliyi, aynı ege zeybeğini oynardık. Aynı şeylere gücenir, iç çeker, aynı şeyleri dert eder, efkarlanırdık. Fıkralarımız da aynıydı, kahkahalarımız da. Küfürlerimiz de, naralarımız da.

Kordon'u, körfez'i, manav'ı, marul'u dilimize alıp, keyif'i, mangal'ı, misafir'i, musakka'yı vermiştik dillerine.

Aynı topraklara basardı ayaklarımız, aynı havayı solurdu ciğerlerimiz.

Aynı küfürleri eder, aynı naraları atardık. Bir zamanlar Rumlar yaşardı buralarda. Edirne'de, İstanbul'da, Kastamonu'da, Muğla'da, Nevşehir'de, hatta benim küçük cennetim Datça'da. Alparslan, Anadolu'ya girdiğinde de buradaydılar, Fatih, İstanbul'u aldığında da. Anadolu'daki sayıları iki milyon, İstanbul'daki her beş kişiden biri Rum idi. Komşumuz Maria, meyhanecimiz Yorgo, bayramlarda babamızdan sonra elini öptüğümüz Dimitri Amca...

Atatürk'ün, "57. Alay eğer süngü takıp düşmanı göğüslemeseydi, şimdi bu vatanın semalarında başka bayrak dalgalanıyor olacaktı..." diye gururlandığı 57. Alay'da ve Anadolu'nun birçok cephesinde şehit olmustu, Dimitriyoti* gibi yüzlercesi, binlercesi.

Cumhuriyeti kuruyoruz sevincinin arifesinde, Mübadele* dediler ilk göçün ismine, altlarındaki halıyı çekercesine, ayakları altından kaydı vatanları. Bir gecenin sabahında uyanıp baktıklarında, yersiz yurtsuz kalmışlardı. Yüz binlercesi bir elinde çocukları, bir elinde bavulları, yakında geri döneriz umuduyla, komşularına emanet ettikleri evleri, bağları, bahçeleri, gönüllerinde memleket aşkıyla bindirildiler gemilere, trenlere, bir daha geri dönmemek üzere.

Aralarında hiç Rumca bilmeyenler, Karamanlı'lı Türkler de vardı. Tek suçları Müslüman değil, Hıristiyan olmaktı. İki yüz bin kadardılar. Onları da yolladılar, tanımadıkları, bilmedikleri Ege'nin öbür yanına.

Tam göçler bitti derken, Varlık Vergisi*'yle büküldü belleri. İflas eden, gelecekten korkan binlercesi daha terk etti doğdukları yerleri.

Sonra, evleri işyerleri yağmalandı, kiliseleri tahrip edildi, kadınlarına tecavüz edildi 6-7 Eylül* gecesi. Korku ve şiddet binlercesini daha bezdirdi. Terk ettiler dedelerine dedelerinden kalan evleri.

Yıllar sonra Kıbrıs* gerginliğinden İstanbul da payını aldı. Kabak yine onların başında patladı. Türkiye'de yaşayan Yunan pasaportlu Rumların bir gün içinde ülkeyi terk etmesi emredildi. Banka hesapları donduruldu, yanlarına yirmi kilo yük ve iki yüz TL almalarına izin verildi. Onlar da gemilere, trenlere bindirildi.

On yıl sonra olan Kıbrıs Harekatı'nda* hainlik, ajanlık ve ihanet suçlamalarıyla horlanan, dışlanan binlercesi, kırılan gururlarıyla terk ettiler Ege'nin bu yakasını.

Yeni vatan memleket değildi, acıydı, hasretti, bunalımdı, intihardı. Göçtükleri yerlerde, doğdukları yerlerin hasreti vardı. Denizin o kıyısından bu kıyısına bakıp içmek, efkarlanmak, şarkı söylemek vardı.

Siz hiç Rembetika dinlediniz mi?

Onlara, Türkiye'de "Yunan dölü", Yunanistan'da "Türk tohumu" deniyordu. Ne geldikleri yerde, ne de gittikleri isteniyorlardı. Kaderleri, doğup büyüdükleri topraklarda, memleket bildikleri ülkede, ecnebi, azınlık olmak ya da her zaman diken üstünde oturmak, yabancısı oldukları suyun ötesine sürülmek miydi? Onlardan arda kalan, içinde sessizliğin dolaştığı yıkıntı sokakları, taşları parçalanmış mezarlıkları, döküntü kiliseleriyle terk edilmiş köylerdi. Vasili'siz Ege adaları, Fanis'siz Beyoğlu, Fiko'suz Galata'ydı.

Bir de ısrarla "en büyük gizli tehlike" oldukları söylenen", "İstanbul'u yine Konstantinopolis yapacaklar", "Fener ve Balat'a Ortodoks Vatikan'i kuracaklar" denilenler. Bayramları, ayinleri olaylı geçen, adetlerine uygun olarak Haliç'in dibine atılan haçı çıkarırken protesto edilen yalnızca 1244 Rum insanımızın kaldığını öğrendim, Ersin Kalkan'ın araştirmasından.

Evet, 1244 kişi kalmışlar.

Yüzde yetmişinin altmış yaşının üzerinde, yüzde onunun huzurevlerinde, onaltısının yani on hanenin, Ortodoks Vatikan'ı kuracakları iddia edilen Fener ve Balat'da ölümü bekleyen ihtiyarları, genç nüfus azlığından çocuklarını evlendiremeyen son 1244 Rum. Onlar da giderse kendinizi nasıl hissedersiniz?
Eksik mi?
Mahcup mu?
Nasıl?
............
...........!!!

Sto Galata tha pyo krasi, sto Pera tha methiso
Ke mesasto Yedikule, kopela Tha gapiso

Ehe ya Panaya, ta milisame
Oniro itane, ta lisomonisame
.

Avuçta kalan yalnızca, 'BİR TUTAM BAHARAT'tır.


Gökhan Özkan

01.03.2005, Nürnberg



Dimitriyoti*= Çanakkale'de şehit olan doktor yüzbaşı. Mustafa Kemal'in silah arkadaşı. Mezar taşı Çanakkale Şehitliği 57. Alay Şehitleri bölümünde. İstiklal madalyası verilen ailesi Türkiye'den göçmek zorunda kaldı.

Mübadele*= 1923 yılında, Türk ve Yunan hükümeti tarafindan imzalanan değişim anlaşması. Anadolu'daki 1.200.000 Rum'un, Yunanistan'a, Yunanistan'daki 500.000 Türk'ün Türkiye'ye gelmesi hadisesi.

Varlık Vergisi*= 1942 yılında alınan bir kararla, takdir komisyonlarının itiraz edilemeyen Varlık Vergileri tesbiti. Vergi borçlarının 15 gün gibi kısa bir zamanda ödenme zorunluluğu. Özellikle gayrimüslümleri hedef alan uygulama, binlerce iflas, ekonomik yıkım. Vergilerini ödemeyenler / ödeyemeyenlerin Aşkale çalışma kamplarına sürülmesi.

6-7 Eylül*= 1955 yılında Atatürk'ün evine bomba atıldı haberiyle başlayan olaylar sonucu 3.584'ü Rumlara ait olmak üzere 5.538 ev ve işyerinin yağmalanması, 73 kilisenin tahrip edilmesi ya da yakilması, 200'e yakın tecavüz olayının tesbiti. Bir Ortodoks papazın diri diri yakılması, mezarlıkların tahrip edilmesi. (Yıllar sonra,Yassıada Mahkemeleri sırasında Atatürk'ün evine bombayı atanın bir Türk istihbarat mensubu olduğu, bu kişinin de kolay terfilerle en yüksek idari makamlara kadar yükseldiği, daha sonra da sağcı gazetelerimizden birinde köşe yazarlığına başladığı ortaya çıktı.)

Kıbrıs olayları= 1963 yılında Kıbrıs'ta Türklere yapılan saldırılar üzerine, dönemin İnönü hükümetinin 1964 Kararnamesini çıkartması, Atatürk ve Venizelos'un 1930 imzaladığı 'İkamet, ticaret ve seyrisefanin' anlaşmasının tek tarafli iptali. 12.592 Yunan vatandaşı, onlara evlilik ve iş ilişkisiyla bağlanmış 18.000 Türk vatandaşı olmak üzere toplam 30.000'in üzerindeki insan Türkiye'den sürülmesi.

Kıbrıs Harekatı*= 1974 yılında, dönemin Ecevit Hükümeti'nin, Kıbrıs'taki faşist gelişmelere müdahale etmek amacıyla, Ada'ya askeri harekat düzenlemesi. KKTC'nin doğumu.


FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

Tarihçe

Bayramlar ve
Özel Günler


Büyükada
Rum
Yetimhanesi


İoannis
Papadopulos


Rum Ortodoks
Patrikhanesi


Rum
Cemaatleri


Rum Okulları

Rumca Basın


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla