



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

Tarihçe
|
Osmanlı Dönemi
1453'te Konstantinopolis'in fethinden sonra Rumların
yaşamında köklü değişiklikler oldu. Cemaatlerin varlığı, dinleri
ve kimi hakları resmen tanındı; Fatih, Teodoros Agallianos'un
söylevlerinden anlaşıldığına göre, Bizanslı danışmanlarının tavsiyesi
doğrultusunda Ortodoks kilisesini yeniden kurdurdu. Kiliselerin
birleşmesine karşı çıkmış olan II Gennadios Sholarios köle
olarak satılmış olduğu Edirne'de bulunmuş, İstanbul'a getirtilmiş,
Bizans geleneklerine uygun bir biçimde yeniden toplanan sinod tarafından
patrik seçilmiş ve (gene Bizans'ta olduğu gibi) devletin başı olan
sultanın da onayı ile tahtına oturmuştu.

İki cemaat, yani egemen ve Müslüman olan "yöneticiler''in cemaatiyle
savaşta yenilmiş ama "boyun eğdikleri'' için varlıklarına izin verilmiş
olan Ortodoks cemaat, İstanbul'da bu eşitsiz ilişkileri sürdürüp
yeniden üreterek yaklaşık 500 yıl bir arada yaşadılar.

Sultanın bir beratla tanıdığı haklara imtiyazlar dendi. Güçlenen
İstanbul kilisesi, Batı'nın Katolik dünyasına karşı bir zırh gibi
kullanıldı, devletle işbirliği içinde, Ortodoksların aralıklarla
İslam'a geçmelerine engel olamamakla birlikte, kiliselerin birleşmesi
hesaplarına son vererek Katolikleşmeyi engelledi. Ortodoks Patrikhanesi
İstanbullu Rumların bugüne dek süren en eski kurumlarıdır. Bizans'ın
devamı sayılırsa yaklaşık 17 yy'lık bir yaşamı olmuştur.

Patrikhane
II. Mehmed'in sağladığı haklara göre kilisenin ve cemaatin başında
sinod tarafından seçilen millet başı patrik vardı. Patriğin
tüm Ortodoks halkların üstünde mutlak ruhani ve idari yetkileri
vardı. Kilise, evlilik, miras gibi özel hukuk alanındaki davalara
bakabilirdi. Sonraki yıllarda patrikler vergi işlerine de karışmaya
başladılar. Patrikhane üç yönetim biriminden oluşurdu: Sinod, sinodun
seçtigi patrik ve Patrikhane'nin ileri gelenleri. Ancak yönetime,
sonraları Fenerliler sınıfını oluşturacak olan cemaatin zengin ve
güçlü sivilleri, Katolik ya da Protestan yabancı büyükelçiler ve
Osmanlı yöneticileri de karışırlardı.

Patrikler genellikle devlete sadık kaldılar. Ancak özellikle 1565-1620
arasında, Venedik, İspanya, Papa gibi Batıcı bir tutum içine giren
patrikler de görüldü. Başkaldıran din adamları ise gene genellikle
Batı'da eğitim görmüş, Rönesans'ın da etkisinde kalmış olan kimselerdi.

II. Mehmed'in sağladığı imtiyazlar sonraki yıllarda aynı içtenlikle
sürdürülmedi. 1521'de İstanbul'da zorla İslamlaştırma girişimleri
oldu, 1586'da ise Patrikhane'nin kilisesi camiye dönüştürüldü. 17.
yy'ın ikinci yarısında, Girit Savaşı (1645-1669), Venedik'in Mora
seferi (1684) ve Avusturya Savaşı (1682-1699) yüzünden Osmanlı yönetimi
Hıristiyanlara karşı tutumunu sertleştirdi. Bu dönemde iki patrik
(II. ve III. Partenios) asıldı.

Osmanlı yönetimi Rumların Batı Avrupa'daki Hıristiyan dünyası ile
ilişkiler kurmasına, onlardan etkilenmesine ve özellikle onların
inançlarını ve yöntemlerini benimsemelerine hoşgörüyle bakmadı.
Zaten Rumlara sağlanan ayrıcalıkların temel amacı Ortodoksların
Batı'yla olası bir işbirliğini engellemekti. 1484'te patrik, 1439'da
varılmış olan kiliselerin birleşmesi kararını resmen bozdu. Katoliklerle
ilişkiler koptu. Papanın eylem alanı, Osmanlı topraklarının dışında
tutuldu.

Kilise ve Patrikhane kurumu, yönetim biçimi ve anlayış olarak 19.
yy'a kadar göreli bir süreklilik sergiledi. Kilise-devlet ilişkilerinde
kesin bir çatışma ve karşıtlık görülmedi. Avusturya ve Rusya gibi
yabancı güçlerin girişimleri ve baskılarıyla Ortodokslara kimi ek
haklar tanınmış, Rumların hakları yeniden doğrulanmış, kilise kurma
hakkı tanınmıştı. Ancak 19. yy'a girerken Osmanlı Devleti'ne karşı
Rumların direnci başladı. Kosmas Aitolos (1759-1779) dini kullanarak
cemaat kimliğini vurguladı ve idamına kadar bir tür etnik bilinci
yaygınlaştırmaya çalıştı.. Osmanlı yönetimi de kiliseye karşı daha
kuşkulu oldu.

 |
|
|

FARKLI RENKLER FARKLI KÜLTÜRLER

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

Tarihçe

Bayramlar
ve
Özel Günler

Büyükada
Rum
Yetimhanesi

İoannis
Papadopulos

Rum
Ortodoks
Patrikhanesi

Rum
Cemaatleri

Rum
Okulları

Rumca
Basın

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|