



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

Rum
Cemaatleri
 |
İstanbul, Osmanlılar tarafından fethi sırasında yağmalandığı ve
halkı köle olarak (bir kısmı İstanbul dışına) satıldığı için II.
Mehmed kenti yeniden canlandırmak gereğini duydu. Kentin nüfusu
zaten fetihten önce de iyice azalmıştı; Rumların sayısı 50.000 kadardı.
Yeni sakinler Müslüman Türkler ile çeşitli Hıristiyan topluluklardan
oluştu.

Rumlar
genel olarak denize yakın ve Müslüman halkın yaşadığı merkezlerden
uzak yörelerde yerleştirildiler. Sonradan İstanbul'a gelen Rumlar
da aynı yörelere yöneldiler. Bu yerleşim bölgeleri eski kiliselerin
bulunduğu yerlerden saptanabilir. Beyoğlu'nun daha oluşmadığı 19.
yy öncesinde Epirliler (genelde ekmek fırını işletirlerdi ya da
öğretmendiler) Ayios Demetrios ve Ayios Yeoryios kiliselerinin etrafında,
yani Edirnekapı'da Fevzi Paşa Caddesi ile surlar arasındaki Sarmaşık'ta
yaşardı. İnşaat işçileri Vianga'da (Yenikapı'da) Ayios Teodoros
Kilisesi civarında; Kaşıkadalı (Marmara Adası'nın yakınındadır)
kayıkçılar Hasköy'de Ayia Paraskevi yakınında; Sakızlı tüccar ve
gemiciler Galata'da İoannes Prodromos Kilisesi etrafında ve ayrıca
Tatavla'da (bugün Kurtuluş), Haliç'te Yemiş İskelesi'nde; Manililer
de (Güney Moralı) Tatavla'da; içkili aşevlerini işleten Konyalılar
da Galata'nın Ayios Nikolaos Kilisesi yakınında bulunurdu. Kapadokyalı
Karamanlılar Samatya'nın batısında Ayios Konstantinos Kilisesi civarında,
Midillililer Kondoskali'de (Gedikpaşa), On İki Adalı kayıkçılar,
Simi Adalı dalgıçlar ve Kalimnoslu süngerciler Galata'nın Balıkpazarı'nda
yaşarlardı. Fener bölgesi ise daha çok bir tür "Bizans'' nüfusunu
barındırırdı.

Surlar dışındaki kimi İstanbul yörelerinde Rumlar nüfusun önemli
bir kesimini ya da çoğunlugunu oluşturdu. Galata'da Batılı tüccarlar
ve gene ticaret yapan Yahudilerle Rumlar yarışırdı. Yarış hem ticaret
alanında hem de "lüks" bir yaşam sürdürme alanında oldu. Üsküdar'da
Rumlar Anadolu ticareti alanında çalıştılar. 17. yy'da Rum tüccarlar
Fransız tüccarlarıyla rekabet etti, Rumlar ayrıca Kuruçeşme, Arnavutköy,
Yeniköy, Tarabya, Büyükdere, Çengelköy gibi yörelerde de yoğun olarak
yaşadılar.

Osmanlı Devleti içinde Rumların en yoğun yaşadıkları bölge İstanbul'du.
Kenar semtlerdeki genellikle küçük ve gösterişsiz olan kiliselerin
etrafında barınan Rumların üst ve daha zengin kesimini, 18. yy'da
tüccarlar, inşaat ustabaşıları, doktorlar, kuyumcular, saatçiler,
tercümanlar vb oluşturdu. Bütün bu insanlar Rum milleti olarak "millet
başı" olan patriğin yönetimi ve sorumluluğu altında yaşamakla birlikte
kendilerine özgü "yerel cemaatler" de(koinotes) oluşturdular. Bu
yerel cemaatlerle ilişkili bize varan bilgiler özellikle 18. ve
19. yy'daki cemaatlerle ilgilidir. Kendilerine özgü bir örgütlenme
ve yönetim biçimi sergileyen bu cemaatler mahallelerde, köylerde
ve adalarda görüldü.

Bu yerel cemaatlerin kökeni hakkında farklı görüşler vardır.
Kimi tarihçilere göre antik dönemlerden beri süregelen bir toplumsal
örgütlenme biçimiydi; kimilerine göre Osmanlı yönetimi sırasında
genellikle vergilerin toplanmasını daha kolay kılmak için oluşturulmuş
bir yönetim birimiydi; ya da Bizans döneminde yerel gereksinmeleri
karşılamak için oluşturulmuşlardı. Kökenleri ne olursa olsun, bu
küçük toplumsal birimler çok önemliydi. Rumlar yerel cemaatler içinde
kimi alışkanlıklar ve inançlar edindiler; Ortodoks olmaları, millet
sistemi içinde öteki milletlerden ve özellikle Müslüman topluluklardan
ve devletten ayrı bir kimlik taşımaları, toplumsal bir birim olarak
var olmak ve etkili olmak için örgütlü olmak gerektiği gibi. Bu
yerel cemaatler vergi toplayan, yaşlılarını, yoksullarını koruyan,
üyeleri arasındaki davaları halleden bir tür küçük özerk toplumsal
birimler gibi çalıştılar.

Rumlar içinde yerel cemaatlere paralel olarak loncalar da
gelişmişti. Dar meslek çıkarlarını korumak için kurulan bu loncalar
din gruplarına göre ayrı ayrı örgütlenmişti. Ancak bu bir kural
olmayıp, örneğin kürkçülerde olduğu gibi Müslüman ve Hıristiyan
ortak loncalar da vardı.

Rumlar içinde Patrikhane ve Fenerlilerin bir bölümü tutucu güç sayılabilir.
Osmanlı Devleti ve egemen güçlerle işbirliği içinde olan Patrikhane
üst düzey yöneticileri ve Fenerlilerin ileri gelenlerinin bir bölümü
Batı'da ortaya çıkan yeni aydınlanmacı-cumhuriyetçi ideolojinin
karşısında yer almışlardı. Zaten yeni gelişmeler onları, geleneksel
ayrıcalıklara sahip olan ''aristokrasiyi" ve ruhban sınıfını hedef
almıştı. Patrikhane ve Fenerlilerin bir bölümü Yunanlıların demokratik
bir düzen doğrultusundaki eylemlerine karşı çıktılar. Patrik Grigorios
önce risaleler yayımlayarak demokratik güçlere karşı ideolojik bir
mücadele başlattı ve nihayet ihtilalcileri aforoz etti. Özellikle
aristokrasiye karşı olan, soyluların kellelerini, topraklarını alan,
kilisenin servetine el koyan ve ''aşağı" sınıfları söz sahibi kılan
yeni yönetim anlayışına karşı çıktılar.
 |
|
|
FARKLI RENKLER FARKLI KÜLTÜRLER

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

Tarihçe

Bayramlar
ve
Özel Günler

Büyükada
Rum
Yetimhanesi

İoannis
Papadopulos

Rum
Ortodoks
Patrikhanesi

Rum
Cemaatleri

Rum
Okulları

Rumca
Basın


Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|