Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR




Altı-Yedi Eylül Olayları
Unutmuyoruz!
 


Kuşkusuz tarihimizin en karanlık, anımsamaktan utanç duyduğumuz sayfalarından biri, 6-7 Eylül olaylarıdır. Üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen resmen bir "komplo" olduğu kabul edilmeyen bu olaylar, aynı kültürü ve coğrafyayı paylaştığımız ama farklı dinlere mensup insanlar karşısında hâlâ yüzümüzü kızartacak niteliktedir.

7 Eylül sabahı İstiklal Caddesi

Neden oldu?
Kıbrıs sorununda Yunanistan'a karşı Türkiye'nin tepkisini gösterme gerekçesiyle İstanbul ve İzmir'de, bir ölçüde de Ankara'da, ulusal duyguların vahşi bir saldırganlığa dönüştürüldüğü ve özellikle Rum ve diğer "azınlıklar"ın taşınır ve taşınmaz mallarının yağmalandığı 6-7 Eylül 1955 gecesi, Yunanistan aleyhine bir gösteri biçiminde başlamıştı. Ancak kısa zamanda kontrolden çıkan olay, taşkın güruhun amansız bir düşmanlığına dönüştü.

Demokrat Parti iktidarı ekonomik sorunlarla karşı karşıya gelmişti. Toplumda hoşnutsuzluk artıyor, muhalefet sesini yükseltiyordu. Demokrat Parti hükümeti üzerindeki baskıları hafifletmek niyetiyle halkın dikkatini dış olaylara çekmeyi denedi ve bu yolla Kıbrıs sorunu kısa sürede milli dava haline getirildi. Yunanistan Enosis'te kararlı bir tutum sergiliyor; İngiltere ise anahtar ülke konumunu bozmamak ve Yunanistan karşısında fazladan bir koz bulundurmak için Türkiye'yi de taraf haline getirmeyi amaçlıyordu. Bu sırada Kıbrıs'ta terör olayları -muhtemelen sentetik olarak- artmıştı ve Türkler giderek mağdur oluyordu. Nitekim Türkiye de, bir süreden beri Kıbrıs'la staratejik olarak ilgilenmeye başlamış ve ''Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır" sloganı, giderek yaygınlaştırılmıştı. Kıbrıs, kısa sürede uluslararası bir sorun oluvermişti.

Haziran 1955'te İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ı bir konferansa çağırdı. Türkiye çağrıyı kabul etti ve Yunanistan'a sert bir nota vererek Kıbrıs konusundaki kışkırtmalara son verilmesini istedi. Adanın kaderini belirleyecek görüşmeler 27 Ağustos 1955'te Londra'da başladı. Görüşmelerden başlamadan, Başbakan Adnan Menderes, "Kıbrıs'taki kardeşlerimizin yakın günlerde umumi bir tecavüz tehlikesi karşısında bulunduğu"nu bildirdi. Dış politikada son derece gergin bir dönem yaşanıyordu.

Konferans sürerken (Kısa zaman önmce kurdurulan Kıbrıs Türk Kültür ve Yardım Cemiyeti, Kıbrıs Okullanndan Yetişenler Cemiyeti, Kıbrıs Koruma Cemiyeti, Kıbrıs Türk Derneği gibi derneklerin de katkılarıyla), kamuoyu bu konuda sürekli canlı tutulmuştu. Kıbrıslı Türkler 4 Eylül'de Londra'da bir gösteri yaptılar. Türkiye'de de benzer bir gövde gösterisi, dengeleri Kıbrıs Türkü'nün lehine çevirebilirdi.

Olaylar Nasıl Patladı?
6- 7 Eylül Olayları, 6 Eylül günü ikinci baskı yapan İstanbul Ekspres ve Hürriyet gazetelerinin Atatürk'ün Selanik'teki evine yapılan bombalı saldırıyı manşete çıkarmalarıyla başladı. Haber çabucak yayıldı; tepki ve öfke dalgalar halinde yurdu kapladı. 6 Eylül öğleden sonra yükseköğrenim gençliği izinsiz bir gösteri düzenledi. Havanın kararırken bazı gruplar ortaya çıktı. Genellikle Taksim'de toplanılıyordu. Birkaç saat içinde kalabalık çığ gibi büyüdü; giderek hareketlendi ve denetimden çıktı. Bu arada binlerce sopa ve demir yerden bitercesine ortalığa yayıldı. Sokaklarda provokatörlerin "on binlerce lira kazanıyor, iki paralık malı iki liraya satıyorlar" diye çoğu cahil ve genç kitleyi galeyana getirdikleri gözleniyordu. Saldırılacak dükkan ve evler adeta önceden saptanmış, tahrip edici araçlar dahi hazırlanmıştı.

Bir süre sonra Beyoğlu'nda, Karaköy'de Rum vatandaşlara ait dükkanların kepenkleri demir çubuklarla sökülüyor; camlar kırılıyordu. Kalabalığın vahşi iştahıyla sürüklenen halk içeriye dalıyor; ne kadar eşya varsa dışarı fırlatıp o dakikada kullanılmaz hale getiriyordu. Çapulculuk, yağmacılık yetmiyormuş gibi, talan edilen mekanlar bir de kundaklanıyordu. Tecavüz meskenlere, ibadethanelere ve mezarlıklara kadar genişlemişti.

Saldırganlık akıl almaz boyutlara ulaşmış, kitle psikolojisi ile daha da acımasızlaşan güruh, bilinçsiz ve kendilerini kaybetmiş bir biçimde başkalarından gördüklerini tekrarlıyordu. Sırf isimleri yabancı veya sahipleri Rum olan dükkanlar kuru kalabalıkla dolup taşıyor, kuyumculardaki ziynetler, kırtasiyelerdeki defter kitaplar, tuhafiyelerdeki malzeme, dükkanlardaki porselen takımlar, evlerdeki çeyiz sandıkları, gradroplar havalarda uçuşuyordu.

Yağmayı durdurmak imkansızdı. İzmir'de Yunan Konsolosluğu ve Fuar'daki Yunan pavyonu ateşe verilmişti. Ordu ancak gece yarısından sonra müdahale edebilmiş, güruh bir parça yorulduktan sonra olaya hakim olabilmişti.

7 Eylül sabahı uyananlar sanki büyük bir afetle karşılaştı; deprem ve yangın sonrası mahvolmuş bir kent havası İstanbul'a çökmüştü. O sabah kentin caddelerinde bulunanlar gördükleri manzaraları hayatlarının sonuna kadar unutamadılar. Taksim'den Tünel'e kadar ulaşan o "seçkin" yoldan geçmek olanaksızdı. Bütün cadde, kepenkleri kırılan dükkanlardan atılan eşyalarla doluydu. Her çeşit kumaş yerleri rengarenk kaplamış, çamura, ise bulaşmış eşyalar üstüste yığılmıştı. Kaldırım taşları, tramvay hattı, iki taraftaki asfalt tamamıyla kumaşla örtülmüştü. Ötede beride kırılmış, parçalanmış buzdolapları, radyolar, bisikletler yatıyordu. Cadde cam ve porselen kırıklarıyla doluydu. Otomobiller devrilmiş, yakılmıştı. Taksim'deki ve Galatasaray'daki kiliselerden henüz söndürülememiş yangınların dumanları tütüyor, atmosferi daha da dramatik hale getiriyordu.

İstiklal Caddesi'nde hemen her üç dükkandan ikisi talan edilmişti. İstanbul'un diğer semtlerinde de durum farksızdı. Güruh önüne ne çıkarsa eziyordu. Rumlara ait diye bilinen ne kadar dükkan varsa sonu aynı olmuştu. Küçük ayakkabıcı tamircileri, mahalle bakkalları, iki ineğinden sağdığı sütü satarak yaşayanlar da aynı insafsız talana kurban olmuştu.

Korkunç zarar
İlk tahminler maddi zararın bir milyar lirayı geçtiği doğrultusundaydı. Saldırıya uğrayarak, yağmalanmış ve yakılmış toplam dükkan ve ev sayısı 5.538'di. 2 manastır, 8 ayazma ve 71 kilise tahrip gördü. Bu arada mezarlıklarda bazı kabirler de tahrip edildi. Ruhaniler tehdit edildi; tartaklandı, biri öldürüldü.

Hükümet nerede?
Halkın huzur ve sükunundan, güvenliğinden sorumlu bir hükümetin olması yüreklere su serpiyordu. Gece yarısı, Başbakan Adnan Menderes'ten sıkıyönetim ilan edildiğini duyurdu. Ancak ertesi sabah sıkıyönetim erkenden kaldırılacak, ama akşama bir daha konacaktı. Bakanlar Kurulu üyeleri İstanbul'a çağrıldı. Sonra da Cumhurbaşkanı, Meclis'i 12 Eylül'de toplantıya çağırdı. 12 Eylül Pazartesi günü Meclis olağanüstü toplandı. İstanbul olayları gündemin tek maddesiydi. Muhalefet lideri İsmet İnönü iktidara uyarıyordu: 6-7 Eylül Olayları'nda Türkiye'nin kaybı asıl manevi yönden ağırdı. Vatandaşın el sürülmez hakları, kanun himayesi, hukuk devleti gibi kavramlar ağır darbe yemişti. Bu olaylar vatanı cehennem kılan, Türk ulusunu uygarlık karşısında lekelemeye yönelik girişimlerdi. İnönü konuşmasında sıkıyönetimin kaldırılmasını da istedi. Ancak DP Meclis Grubu, sıkıyönetimin altı ay sürmesine daha önce karar vermişti. Bir görüşe göre, sıkıyönetim, hükümetin muhalefeti daha kolaylıkla kontrol altına alabilmesi için ilan edilmişti.

 

 


FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

Tarihçe

Bayramlar ve
Özel Günler


Büyükada
Rum
Yetimhanesi


İoannis
Papadopulos


Rum Ortodoks
Patrikhanesi


Rum
Cemaatleri


Rum Okulları

Rumca Basın


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla