



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|

| Aileler
ve İnsanlar |
Güncelleme:
16.11.2000
|

Düzyan
Ailesi
Balyan
ailesinden sonra, önde gelen Ermeni ailelerden Düzyan Ailesi
mensupları da 17-19. yüzyıllarda İstanbul'da önemli görevlerde
bulunmuşlardır. Aile'nin İstanbul'a gelişi ve saray hizmetine
girişleri hakkında kayıtlı çok az bilgi vardır. Buna karşılık
17. yy'da İstanbul'a göç eden aile bireylerinden Hacı Harutyun'un
atalarının Kılıçoğlu soyadı ile İran Ermenilerinden olduğu,
Azerbaycan üzerinden Erzurum, Erzincan'a geldikleri, sonunda da
Divriği'ye yerleştikleri bilinir. İstanbul'a gelip aile mesleği
olan kuyumculuk mesleğini sürdüren ve bu konuda oldukça ün kazanan
Hacı Harutyun, bu ünü sayesinde saray hizmetine girer.
Yavaş yavaş Aile'nin tüm üyeleri Yenikapı semtine yerleşmeye başlar
ve yine aile mesleği kuyumculukla uğraşırlar.

III. Ahmed zamanında (1703-1 730) Hacı Harutyun'un
ölümüyle onun mirasını devralan oğlu Sarkis, saray kuyumcubaşılığı
görevine getirilir. "Düz" soyadı aileye Sultan tarafından
verilir. Sarkis'in Hovhannes ve Devlet adlı
iki çocuğu olur. 1721'de Düz'ün büyük oğlu olan Hovhannes
ölür. Babası gibi kuyumcu olan Hovhannes, I. Mahmud'un
(1730-1754) dostluğunu kazanır. Hovhannes Hripsime adlı
bir kızla evlenir ve Mikayel, Garabed, Hagop
ve Yeranuhi adlı dört çocuk dünyaya getirir. Bu çocuklar
arasından Mikayel Çelebi Düzyan (1723-1783) Aile'nin en
ünlü mensubu olmuştur.

Mikayel Düzyan babası Hovhannes Düzyan'ın ölümü
üzerine I. Mahmud tarafından 21 yaşında saray kuyumcubaşılığı
görevine getirilir. İmparatorlukta Sultanlar değişmekte olmasına
rağmen Mikayel Düzyan görevini başarıyla sürdürmektedir.
Hatta 1758 yılında Darphane yönetimi de kendisine teklif edilir.
Fakat Düzyan bu teklifi kabul etmez. Mikayel Düzyan'ın
çocukları arasında en ünlüsü Hovhannes Çelebi Düzyan'dır
(1749-1812). Babasının ölümünden sonra saray kuyumcubaşılığı ve
Darphane yöneticiliğine getirilen Hovhannes Çelebi Düzyan,
1802'de ipek tekelini de kiralayarak Artin Bezciyan'ın
yönetimine verir.

Devir
karışık bir devirdir. 1807'deki Kabakçı Mustafa Ayaklanması
sırasında Hovhannes Çelebi Düzyan'ı öldürmek isterler;
Düzyan Artin Bezciyan'ın çabaları sonucu kurtulur. Düzyanlar
eğitime önem veren bir ailedir. Özellikle Hovhannes Düzyan
birçok okula maddi yardım sağlamasının dışında biri Galata'da
diğeri Kartal'da olmak üzere iki okul yaptırır. Düzyan
aynı zamanda Arşagunyatz Kültür Kurumu'nu kuran kişidir.

Saray
kuyumcubaşılığı ve Darphane yönetimi Düzyan Ailesi'nde
neredeyse babadan oğula geçen bir görev haline gelir. Altıncı
kuşak üyelerinden olan Hovhannes Çelebi Düzyan'ın oğlu
Krikor Çelebi Düzyan (1774-1819), babasının ölümünden sonra
yine saray kuyumcubaşılığı ve Darphane yönetimi görevlerini üstlenmiştir.
Kardeşi Sarkis Çelebi (1777-1819) ile Düzyan ailesinin
kendilerine miras kalan tüm aile işlerini devam ettirir.

Bu
arada tüm Düzyanların arası sarayla çok iyidir. Krikor
ve Sarkis Düzyan kardeşlerin Yeniköy'de yaptırdıkları
inşaat giderinin bir bölümü II. Mahmud (1808-1839) tarafından
kendilerine hediye edildiği bilinir. Bağlılıklarının göstergesi
olarak Sultan tarafından verilen samur kürkler giyerler ve bir
süre sonra Düzyanların saraya girişleri tümüyle serbest bırakılır.

Bu
ayrıcalıklı durum birçok kişiyi rahatsız eder. Sarayda dönen entrikalardan
Düzyanlar da nasiblerini alırlar. Yanlarında yetişen Halet
Efendi, Düzyanlara bir tuzak kurar. Sonuç olarak saray Düzyanlardan
mal beyanında bulunmalarını ister ve sonrasında 27 Ağustos 1819'da
Darphane'de hapsedilirler. Yirmi beş milyonluk borcunu ödeyemeyen
Krikor ve Sarkis Çelebi Düzyan 2 Ekim 1819'da bir
dizi entrikaya kurban giderek hesaplarını kapatmak için gittikleri
Darphane yolunda, Bab-ı Hümayun'un karşısında idam edilir.

Aynı
zamanda Krikor ve Sarkis Çelebi'nin ailesinin evi
hapsedildikleri gün bostancıbaşı tarafından basılır ve arama yapılır.
Ailenin kadın ve çocuk, toplam on sekiz üyesi bir kayıkla Patrikhane'ye
gönderilir. Aile'nin tüm değerli eşyaları satılır, geri kalan
bir kısrnı ise yağmalanır.

Eve
yapılan ikinci aramada evde bir şapelin olduğu ortaya çıkar. Aile'nin
katolik olması ise idam edilmeleri için gösterilen ikinci gerekçe
olur. Düzyanlar'ın ellerindeki tüm mallar satılır ve borçları
ödenir. Fakat bu kez de katolik mezhebine geçmeleri rahatsızlık
yaratır ve Aile sürgün edilir.

Darphane yönetimine Mikayel Çelebi Düzyan kardeşleri ile
gelir. Fakat muhasebede dengeyi sağlayamaz ve o da 2 Ekim 1819'da,
iki ağabeyinin idam günü, amcaoğlu Mıgırdiç Çelebi ile
Yeniköy'deki yalılarının penceresinden asılarak idam edilir. Hagop
Çelebi ise Düzyan kardeşlerin küçüğüdür ve tüm bu olaylar
sırasında Mora'dadır. Hagop Çelebi İstanbul'a dönmekte
çekinmez fakat o da çok geçmeden kardeşleri Garabed ve
Bogos ile Kayseri'deki Surp Garabed Manastırı'na
sürülür. Ailenin kalan diğer mensubları ise ülkenin çeşitli bölgelerine
gönderilir.

1823'te Aile II. Mahmud tarafından affedilir ve sürgünden
geri çağırtılır. Harutyun Amira Bezciyan'ın ölüm döşeğinde
bıraktığı vasiyeti sonucu Hagop Çelebi Düzyan'a Darphane
yönetimi verilir. Hagop Çelebi Darphane'ye ilk iş olarak buharlı
makineler aldırır ve altın mecidiyeler bastırmaya başlar. Hagop
Çelebi Düzyan aynı zamanda İzmit'teki kağıt fabrikasını finanse
etmektedir. 1847'de Hagop Çelebi Düzyan vefat edince Garabed
Bey işi devralır.

Garabed Bey Düzyan Abdülmecid'le yakın dostluk kurar. 1849'da
o döneme kadar hiçbir azınlığa verilmeyen bâlâ derecesine yükseltilir.
1850'de Valide Sultan'ın şahsi sarraflığına getirilir. Bogos
Bey Düzyan ise Kayseri Surp Garabed Manastırı'ndaki sürgün
hayatından dönüşünde İstanbul'a yerleşir. 1839'da özel fermanla
Hagop Çelebi'nin himayesi altında saray kuyumcubaşılığı
görevine getirilir ve uzun yıllar bu görevi sürdürür.
Diğer
yazılar için tıklayın
|
|
|
|

FARKLI RENKLER FARKLI KÜLTÜRLER

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

Ermenilerin
Kökeni

Bayramlar

Kiliseler

Kültür

Müzik

Yemekler

Aileler
ve
İnsanlar

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|