Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR




Aileler ve insanlar

 

Operet denince önce Çuhaciyan

Dikran Çuhaciyan

Türk gösteri sanatlarının tarihine ilk operet bestekârı olarak da geçen Dikran Çuhaciyan, 1836 ila 1840 arasındaki bir tarihte İstanbul'da doğdu. Doğum tarihi çeşitli kaynaklarda farklı verildiği için geniş bir aralık bugün kabul görmektedir. Bu büyük bestecinin babası, Padişah Abdülmecid'in saatçibaşısı Kevork Çuhacıyan'dır. Dikran, küçük yaşta aldığı özel derslerle musikîye başladı.

1861 'de musikî öğrenimini geliştirmesi için ailesi Dikran'ı Milano'ya gönderdi. İtalya'da 2 yıla yakın zaman kaldı. Bu zaman zarfında İtalyan opera-buffa örneklerini etüd etti. İstanbul'a dönünce de Kınar adlı Ermenice bir musikî dergisi çıkardı, aynı adda bir de musikî demeği kurdu, orkestra ve korolara şeflik etti, musikî üstüne konferanslar verdi.

1868'de ilk operası olan "İkinci Arşak" Beyoğlu'ndaki Naum Tiyatrosu'nda, ertesi yıl da bazı bölümleri çıkarılarak "Olympia" adıyla aynı tiyatroda sahnelendi. 1870'te Naum Tiyatrosu'nun yanması üzerine Beyazıt'taki askeri misafirhaneyi kiraladı. Bu süreçte, Karakin Melikyan adlı varlıklı bir Ermeninin maddi desteği girişimlerini finanse ediyordu. İstanbul'da ilk operet ve komik-opera ürünleri böylece sahnelenmeye başladı.


1874'te Askeri misafirhane'de sahneye koydugu "Arifin Hilesi" ilk Türk operetidir. Melikyan bu oyunun gördügü ilgi üzerine besteciye yeni eserler ısmarladı. Bu sıralarda Gedikpaşa Tiyatrosu'nda temsiller sahneleyen Güllü Agop da Çuhacıyan'ın eserlerine yer vermek istedi. Kadrosunda Serope Benliyan gibi tanınmış oyuncular bulunan Güllü Agop'un ekibi çok geçmeden Çuhacıyan'ın ekibiyle birleşince operet İstanbul'da parlamaya başladı.

Kışları Gedikpaşa'da, yazları Üsküdar'daki Aziziyye Tiyatrosu'nda oynayan bu güçlü kadro için Çuhacıyan 1875'te "Köse Kahyâ" ile "Leblebici Horhor Ağa" operetlerini yazdı. Anadolu'dan İstanbul'a gelen saf bir köylünün başından geçen olaylan neşeli şarkılarla canlandıran "Leblebici Horhor Ağa"daki "Çek Kayıkçı" ve dillerde uzun zaman yer eden "Biz Köroğlu Yavrusuyuz" gibi şarkılar kısa zamanda Çuhaciyan'ın ününü dört bir yhana taşımaya başladı.

İlk sahnelenişinden bu yana en sevilen yerli operetlerden biri olan "Leblebici Horhor Ağa", Cumhuriyet döneminde iki kez filme alınmış, 1965'te Ankara Devlet Operası sanatçılarınca oynanmış, 1975'te TV filmi olarak çekilmiş, Türkçe dışında Ermenice, Yunanca, Almanca ve Rusça olarak da oynanmıştır.

"Zemire" adlı operası 1891 'de Beyoğlu'ndaki Concordia Tiyatrosu'nda sahnelendi; aynı eseri daha sonra Paris'te sahnelediyse de beklediği ilgiyi görmedi. Son eseri olan "Indiana" operasını sahneye koyamadan büyük bir yoksulluk içinde, 25 Şubat 1898'de, İzmir'de öldü. Cenaze töreninde kendi bestesi olan "Cenaze Marşı"nın çalındığı değişik kaynaklarda zikredilmektedir. İzmir Ermeni Mezarlığı'ndaki mezarına 1903'te bir anıt dikilmiştir.

Çuhacıyan 19. yy'ın ortalarından günümüze kadar İstanbul'un musikî ve eğlence hayatında önemli bir yeri olan operet türünün ilk yerli bestecisidir. İlk operet tiyatrosunu da Ermeni oyuncularla birlikte o kurmuştur. Çuhacıyan geleneksel Türk musikîsi ezgilerine armoni ve Batı tekniği uygulayan ilk bestecilerdendir.

Türk musikîsi makamları ve motifleri üzerinde basit de olsa bir armoni oluşturması eserlerinin en belirgin yönüdür. Yaşadığı günlerde hak ettiği ilgiyi görememiş bir sanatçıdır. Bunun başlıca nedenleri, sahne sanatlarına karşı büyük ilgi uyanan Abdülmecid dönemirıde henüz eser vermemiş olması, daha sonraki dönemlerde de opera ile operet merakının canlılığını koruyamaması ve bestecinin eserlerini sahnelemek için gerekli maddî desteği çok kere bulamamasıdır.

Eserleri asıl II. Meşrutiyet'ten sonra ilgi görmeye başlamıştı. Sevilen musikîli oyunları bu tarihten günümüze kadar bir çok kez sahnelenmiş, operetlerindeki sevilen şarkılar zamanın tanınmış sanatçılarınca plaklara okunmuş, böylece geniş bir dinleyici kesiminin tanıdığı bir besteci oldu.

Operet hakkında
19. yy boyunca yabancı operet topluluklarının, özellikle de İtalyan operet truplarının İstanbul'da, Avrupa'nın önde gelen operetlerini sahnelemeleri; İstanbul'un gerek musikî çevrelerinde, gerekse dinleyici kesimlerinde operete yönelik bir ilgi ve talep yaratmıştı.

Türk bestekarlarınca Türk musikîsi makamlarının kullanılmasıyla, Türk halkının duyuşuna hitap edebilecek bir operet türü geliştirilmesi süreci ise Batı opereti İstanbul'da az çok tanındıktan sonra başladı.

1863 İstanbul dogumlu, İtalyan asıllı bir Levanten olan Radeglia'nın, Türk musikîsine duyduğu yakınlıkla Türk musikîsi makamlarını ve usullerini kullanarak bestelediği "Şâbân" adlı opera, musikîli oyun türlerinde Türk musikîsinin kul1anılabileceğini göstermesi bakımından ilgi çekiciydi. Türk musikîsi tarzındaki operetin asıl örneklerini ise Dikran Çuhacıyan verdi. Çuhacıyan'ın eserleri, sahnelendikleri dönemde İstanbul halkından büyük ilgi gördü.

Çuhacıyan'ın operetlerindeki çokseslilik ve orkestralama düzeyinin basit bir çizgide tutularak ezginin hakim kılınması eğilimi, Türk halkının kulağını Batı musikîsine alıştırma kaygısından kaynaklanıyordu. Ezginin ön planda bulunduğu bir musikî olma özelliğini taşıyan Türk musikîsi zevki, Çuhacıyan'ın operetlerindeki teknik unsurların basit bir düzeyde tutularak ezginin ön plana çıkarılması yöntemiyle Batı musikîsine yöneltilebilirdi.

Bu yaklaşımda, ortaya yepyeni bir musikî ürünü konulurken halkın yadırgayacağı bir musikîyle piyasada ürünü zarara uğratmama kaygısı da etkili olmuştu. Operetin, İstanbul halkına sunuluşu aşamasında dikkatle düşünülen bu ayrıntı, dönemin konuyla ilgili kalemleri arasında çeşitli tartışmalara da yol açmıştı.

Çuhacıyan'ın "Arifin Hilesi" (1872) adlı eseri, ilk Türk operetidir. Librettosu Hovsep Yazıcıyan'a ait olan bu eser tamamıyla Türk musikîsi makamları kullanılarak bestelenmiş ve ilk defa 9 Aralık 1872'de Gedikpaşa Tiyatrosu'nda temsil edilmişti. Aynı eser daha sonraları Fransız Tiyatrosu, Beyazıt Tiyatrosu ve Kadıköy Tiyatrosu'nda da oynandı. 1884'te ise Tepebaşı Tiyatrosu'nda 277. kez sahnelendi. Eserin elde ettiği başarının hemen arkasından, dönemin ünlü sahne sanatçısı Güllü Agop'un olumsuz eleştirileri ve bu tür oyunları oynama yetkisinin resmen kendinde olduğunu ileri sürmesi dikkat çekicidir.

Çuhacıyan'ın başarısı, Güllü Agop dönemini adeta sona erdiren bir olay olarak hatıralara kaydedilmişti...

Çuhacıyan'ın, Türkçe librettosunu Karekin Riştuni'nin yazdığı "Köse Kahyâ" (Köse Abdal) adlı eseri de başarıyla sahnelenen oyunları arasındaydı. Eser, 1950'de de oynanmıştır. Librettosu Takvor Nalyan'a ait olan "Leblebici Horhor Ağa" (1875) ise, bestecinin en sevilen eseridir . İlk kez 11 Ocak 1876'da Fransız Tiyatrosu'nda temsil edilen eser, birçok kez sahnelenmiştir.

"Zamire'' (veya "Ebu-Ziyad'') ise 1891'de Concordia Tiyatrosu'nda oynandı. Çuhacıyan'ın eserleriyle hemen hemen aynı dönemde bestelenen bir başka operet de Direktör Ali Bey'in "Letâfet"idir, Muzıka-i Hümayun'dan Kemanî Haydar Bey de (1846-1904) "Pembe Kız" (sözleri Osman Nuri Bey ve Muslihiddin Bey'e ait), "Çengi", "Sigorta", "Binbirdirek" ve "Allâk Kız" adlı eserlerinde Türk musikîsi makamlarını ve usullerini kullandı.

Devamı



Diğer yazılar için tıklayın


FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

Ermenilerin
Kökeni


Bayramlar

Kiliseler

Kültür

Müzik

Yemekler

Aileler ve
İnsanlar



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla