



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR
|


Balyan
Ailesi - 1 (Devamı)
Batılılaşmada
mimarinin rolü

Balyan
Ailesi'nin ilk olarak mimarlıkta Batı'ya açılma denemelerinden
ve özellikle değişimin hız kazandığı yıllarda duyulmaya başlandığı
görülmektedir. III. Selim'in padişahlığı ve Nizam-ı
Cedid döneminin ilk yıllarından başlayarak 19. yy boyunca
hassa mimarı olarak çalışan Balyanların toplu yapı
listesi incelendiğinde adeta dönemin resmi yapım programı karşımıza
çıkmaktadır. Birkaç kilise ve konut dışında, Balyan tasarımlarının
tümü saray veya devlet kuruluşlarına aittir. Kuşkusuz yüz yıllık
bir dönem ve bir başkentin yapısal degişimi birkaç mimarın etkinliği
ile açıklanamaz fakat değişmin mimarlığa ilişkin yönü, program
veya konsepti en azından mimari uygulamalar yoluyla Balyanlar
tarafından gerçekleştirilmiştir.

İkinci
olarak bu yapılar, genellikle hem kentsel gelişmeyi hem de yeni
program ve tasarım ilkelerini belirleyen büyük organizasyonlardır.
Kentsel dokuyu değişime zorlayan büyüklükte kararlardır. Dolmabahçe
Sarayı ve yan kuruluşları; Selimiye Kışlası ve çevresi; Maçka
Silahhanesi binaları tek yapı ölçeğinde kalmayan, çevresini etkileyen
ve ölçekleri değiştiren yapılardır.

Balyan
Ailesi'nin mimarlığı Osmanlı Devleti'nin Batılılaşma içeriğini
ve programını kavramak, Batılılaşmanın nasıl algılandığını öğrenmek,
eğilimleri anlamak konusunda önemli bir kaynak oluşturmaktadır.
Bu bakımdan Balyanların toplu yapı listesi, Batı'ya açılma
olgusunu anlamlandırmada göz ardı edilmemesi gereken bir birikimdir.
Fakat bu yapı listesinin kesin bir örneğine rastlanmaktadır. Tüm
önemli yapılar günümüzde hâlâ Balyanlara atfedilmektedir.
Bu da dönemin diğer önemli sanatçılarına haksızlık edildiği kanaatini
doğurmaktadır.

Batılı
ama özgün ve yerel
Dönemin bu mimarları büyük ve özgün
bir mimarlık geleneği ve kültürü olan büyük bir Devletin yeni
bir kültür ve mimari gelenekle karşılaşmasında yumuşak bir geçiş
olasında önemli rol oynamışlardır. 19. yüzyıl sonunda yabancı
mimarlar dönemiyle karşılaştırıldığında Balyanların pek çok yapısında
kendini hemen ele vermeyen ama dikkatle incelendiğinde fark edilen
bir yerellik ve özgünlük olduğu görülür. Çevre düzeninden dekorasyona
kadar farklı alanlarda görülen bu özgünlük, ülkede son yüzyılda
sıradan bir kolonyal üslup evresinin yaşanmasını önlemiştir. Örneğin
bir Sa'dabad veya Çırağan Sarayı veya Dolmabahçe
Camii ile Mecidiye Camii kesinlikle kolonyal modeller
değildir. Batı uslübuyla karşılaşan birçok ülkede görülen kolonyal
tad ancak birkaç örnekten öteye geçmemiştir. Ekonomik çöküşe ve
Batı'ya özentiliğine karşın İstanbul, mimarlık alanında metropol
özelliklerini ve düzeyini koruyabilmiştir. Bu düzeyin tutturulmasında
da Balyan yapılarının büyük payı vardır.

İlk
kuşak Balyan ailesi Osmanlı kültürü ve geleneği içinde yetişmişlerdir.
Düşünce dünyalarını Doğulu ve İstanbullu renkler süslemektedir.
Hemen hemen bütün tasarımlarınıda Anadolu ve İstanbul'un binlerce
yıllık özgün ve büyük mimarlık geleneginin ve kültürünün izlerine
rastlanmaktadır. Balyan Ailesi'nin büyüklüğü sadece Batı mimarisini
taklit eden, bu topraklara aktaran bir uygulayıcılıktan çok, tasarımın
doğasından kaynaklanan mimari sorunsalları da eklemeyi bilmişlerdir
yaptıkları yapılara. Çağdaşları gibi Balyanlar da tasarımlarında
Batı mimarlığından alınmış elemanlar ve biçimler kullanmışlardır.
Ama dikkatli bir bakışla, günün modası ve gereği olarak kullanılan
bu alıntıların farklı bir konsept içinde yenilendiği ve yorumlandığı
gözlenmektedir. Dolmabahçe ve Beylerbeyi Sarayları,
Yıldız Büyük Mabeyin binası, Selimiye Kışlası bu duruma
örnek olarak verilebilir.

Balyan
atölyesi geleneği Krikor Amira Balyan'la başlayıp Sarkis
Balyan'la kapanır ve yaklaşık yüz yıllık bir süreyi kapsar.
Balyanlar birbirlerinden devraldıkları birikimler ve eğiIimlerle
belirli ortak özellikler geliştirmişlerdir. Tüm bu ortak özelliklere
rağmen zaman içinde ve farklılaşan eğitim koşulları, kişisel özellikler
her yapıya bireysel bir kimlik kazandırmıştır.

|
|
|
|

FARKLI RENKLER FARKLI KÜLTÜRLER

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

Ermenilerin
Kökeni

Bayramlar

Kiliseler

Kültür

Müzik

Yemekler

Aileler
ve
İnsanlar

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|