Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR




Kitap

Lutzika Dudu
Ermenice yazılmış bir kitap tanıtacağız sizlere. Fakat eserin dili değil asıl olan; anlattığı yaşam ve insanlar... Lutzika Dudu'nun önsözü şöyle:
"Hayat, İstanbul'un avam Ermenicesi'ni aldı götürdü, neredeyse hiç konuşulmuyor artık. Hagop Ayvaz, 1968-1996 yılları arasında yayınladığı Ermenice tiyatro dergisi "Kulis"te yazdıklarıyla bu özgün dili Lutsika Dudu'nun ağzından yaşatmaya çalışmıştır. Türkçe ve İstanbul'da konuşulan diğer dillerle harmanlanmış bu kendine özgü ağzın dergi sayfalarında kalmasını istemedik ve H. Ayvaz'ın 1968'den ve 1996'ya kadar yayınladığı 280'e yakın Lutsika Dudu macerasını barındıran bir seçki hazırladık. Lutsika Dudu kim mi? O, artık yaşı kemale ermiş ama her şeyi bilen, bilmese de kendi yöntemleriyle öğrenip ifşa etmekten (!) çekinmeyen bir Ermeni "müzevir Müzeyyen", bir kız kurusu"... Bu kitap, biraz gülmek isteyen okurun bu ihtiyacını kati surette tatmin edeceği gibi, İstanbul Ermenileri'nin avam ağzını ve yaşam tarzını incelemek isteyen filolog ve sosyologlara da bir kaynak olarak hizmet edecektir..."

Bu en azından folklorik anlamda değer taşıyan ve başka bir pencereden bir ülkenin geçmişini yansıtan kitap hakkında Ermeni yurttaşlarımızın yayınladığı Hye-Tert.com sitesinde çıkan şu nefis tanıtım yazısını ilgilenenlerin dikkatine sunuyoruz:


(*) Dün akşam Gugas kardeşimin kardeşi Onnik'le bana yolladığı dergi ve kitaplar içinde beklediğim Hagop Ayvaz'ın 28 sene Kulis'te yazdığı sevimli, candan, bize has hiciv ve zevkli iğnelemeleri ile dolu "LUTZIKA DUDU" yu aldım.

Onnik'le Chatelet'de bir kahvede oturup biraz sohbet ettik, sonra aynı otobüsle evlerimize dönerken Onnik bir istasyon sonra inerek evine gitti. LUTZIKA DUDU'ları otobüste okumaya başladım ve eve gelince devam ettim.

LUTZIKA DUDU, 70 ile 80 yaşları arası "barav" (dul) bir İstanbul dudu'su (Hayeren "Dudu gnik" tabir olunur). Bu eser Lutzika Dudu yolu ile herkesi tanıyan, lafı, sohbeti çekilen, şimdi artık yerinde yeller esen canım İstanbul'un "ramgoren" veya "hayevar" denilen halk dilinin en güzel teşhir edildiği yer olarak kalacak edebiyatımızda. Bunu geçen asır başlarında Hagop Baronyan "Azkayın Cocer", Yervant Odyan değişik hicivleri ile, meşhur karikatürcümüz Sarukhan temsil etmişlerdi.

İstanbul'da artık Hayeren belli ve çok dar bir çevrede konuşuluyor; buna paralel olarak da halk ağzı Hayeren artık çok nadir işitiliyor. Bu tip Hayeren'i ben çocukluğumda yani 50'li yılların sonlarında ve 60'lı yılların başlarında Feriköy pazarında, Yegeghetzi avlularında, Zadig ve Dznunt tebriklerinde işitir ve işin şuurunda olmadan içimde tarifsiz bir sıcaklık duyardım. Bu "Hayevar" bizim malımız, bizden çıkmış, doğmuş, bizim medz mayrig ve medz hayriglerimizin eseri... Bu "Hayevar" sıcak sıcak yegeghetzi, Feriköy Pazarı, tatlı dedikodu, kız isteme "aghcikdes", zadigte el öpme "tzerkbak", vicdan, heyecan, hayootyoon ve haygagan hoki kokar...

Allah daha uzun ömürler versin, 90 yaşını asan sevgili varbed Hagop Ayvaz tam 50 sene, 1946'dan 1996'ya kadar, büyük bir mücadele ve maddi sıkıntılar içinde Türkiye'de misli görülmemiş san'at, edebiyat ve tiyatro dergisini tek başına üstün bir azkayın ruhla, mesrobyan heyecanla çıkardı. Kendini tanıma ve birkaç sohbetine katılma şerefine nail olduğum için mutluyum.

Lutzika Dudu bizi makalelerinde Samatya'nın, Ortaköy'ün, Feriköy'ün, Bakırköy'ün Siro seghanlarını, Karagözyan,Getronagan, Kınalıada kampı balolarını, İstanbul'un son kuşları Hayeren üsdatları sohbetlerini gezdirir, tanıtır ve o yerlerdeki ortamı ince bir hiciv ve iğnelemelerle canlı olarak korur...Lutzika Dudu göz ucuyla süzdüğü İstanbul "yüksek sosyetesi"ni öyle tatlı ve insaflı bir şekilde tiye alır ki, o hicivlere mazhar olanlar bile Lutzika Dudu'ya sevgi ile bakar, tekrar o hicivlerden ve iğnemelerden nasip alacakları fırsatları gözlerler. Lutzika Dudu'ya balolarda davetiye yollamıyanlar ertesi Kulis'deki yazılarda Dudu'dan ağızlarının payını pek dehşetli alırlardı...

Lutzika Dudu bizi geçen asrın başlarında yaşanan İstanbul'un bereketli, tatlı günlerine götürür; ramazanlarda Direklerarasına, Eliza Binemeciyan'a, Mnakyan Efendi'nin kumpanyasına, Peruz Hanım'ın kantolarına, Kavuklu Hamdi'ye, Muhsin Ertuğrul'a , Kemani Tatyos'a, lavtacı Onnig'e va daha nice bu şehr İstanbul'u Dersaadet yapan insanlara götürür. İstanbul'un artık eskiye yüz döndüğü yıllar olarak eskiler eğer 1955'i gösterseler de, ben bunun 12 Mart 1971'den sonra tamamen gerçekleştiğini sanıyorum. Ama o yıllardan bugüne kadar geri kalan kelaynak kuşları misali birkaç "yanyan" aile ile idare etmeye çalışılan Bolsahayutyun artık gerçekten maziye karışmak üzere. Ne Kınalıada'daki o canım "Medzaskanc"ı Nshan Beshiktashlıyan'ın mirasını arsha asarak konuşan yanyanlar, ne de İstanbul efendisi ve hanimefendisini bulmak kolay değil. Lutzika Dudu'nun tabiri ile artık Kınalıada'da Hayeren Jamanag veya Marmara alan kalmadı; kalın kıçlı kaba "hay" kızları ve karıları artık Hürriyet, Star ve yarı pornografi, yarı rezalet kokan pespaye dergiler alıp okuyorlar...

Aras yayınevinin bu devasa güzellikteki eseri İstanbul Haylarına kazandırmasını kutluyorum. Okunması ve okunurken de hüzünle eskiye dönülmesi bizlere köklerimizi ne kadar iyi hatırlatıyor...

Hagop Ayvaz varbede daha nice uzun ve sağlıklı bir ömür diliyorum.
Gettze Lutzika Dudu ve onun tatlı "Hayevar"ı...
Allaha ısmarladık sevgili gerçek bolsahayutyun, sevgili yanyanlar, sevgili medzaskancımızı bize sevdiren, imrendiren tatlı hayuhiler... Anushig nayıryan kızlarımız... Dost ve candan babacan haylar, yaşamasını, yemesini, içmesini edeple bilen büyüklerimiz... Ve hâlâ merhaba ısrarla ayakta kalmış birkaç kelaynak kuşu yanyanlarımız... Sevgililerimiz... Sizlerle gene ana dilimiz medzaskancı sohbet etme hülyaları ile... Hepinize merhaba.

Sevgiyle,
Ohannik Akopcan


(*) www.hyetert.com sitesinde yayınlanan tanıtım yazısıdır.)


FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

Ermenilerin
Kökeni


Bayramlar

Kiliseler

Kültür

Müzik

Yemekler

Aileler ve
İnsanlar



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla