Küçük bir haberdi okuduğum. Çoğu kimse için okunup, geçilecek
bir türdendi. Ama ben takılıp kaldım. Beni alıp götürdü, düşündürdü.
Bakın neler hatırlattı.

Anlatmak isteyip de anlatamadığımız, bir sorunumuzu bu haberden
başka hiçbir şey bu kadar güzel anlatamazdı. (15/7/2001 Sabah'
tan) Haberin başlığı: "Nezahat Nine evini 300 kedisine bıraktı."

Haber şöyle devam ediyor: "Tuzla'daki üç katlı binasında yaklaşık
300 kedi besleyen Nezahat Öcal (70) geçtiğimiz ay yaşamını yitirdi.
Öcal, ölümünden önce 300 kedisine bakmaları karşılığında 3 katlı
evini Hayvan Severler Derneği'ne bıraktı".

Evet haber bu. Rahmetli Nezahat Hanım, yasal haklarını kullanmış
kedilerine bakmaları karşılığında, (o amaç için kurulmuş) derneğe
mirasını bırakmış. Başka bir deyişle, anayasal bir hak olan "Mülkiyet
Hakkı"nı istediği şekilde kullanmış. Mirasını sevdiği hayvanlara
bırakmayı tercih etmiş. Karar da tercih de Onundur diyeceksiniz.
Biz de öyle diyoruz. Diyoruz da, bu haberin bize hatırlattıklarından
da kendimizi alıkoyamıyoruz. Aklımıza muzır şeyler takılıyor.

Pekiyi, o hakkımı ben de kullanabilir miyim? Nezahat Hanım'ın,
evini 300 kedisi için bıraktığı gibi ben de, 300 özürlümüze, kimsesiz
yaşlımıza, yetim öğrencimize, garibanımıza, fakirimize, belki
de gelecekte kendim için evimi (O amaç için kurulmuş kurumlarımıza)
bırakabilir miyim? Üzgünüm, bu sorulara, " Evet" yanıtını veremiyorum.
Kediler için kullanılabilen böyle bir hakkı, ne yazık ki biz azınlıklar,
kendi insanlarımız için kullanamıyoruz.

Mesela, özürlü çocuğu olan bir aile kendilerinden sonra bu çocuğa
bakmaları karşılığında evlerini ilgili azınlık kurumuna bağışlayamazlar.
Ya da, mesela ben, yaşlılığımda kalmam için evimi huzurevimize
bağışlayamam. Sözün kısası, bizler bu hakkımızı azınlık kurumları
için kullanamayız. Buna yargı engeli var.

Nezahat Hanım'la benim aramdaki fark ne? İkimiz de bu ülkenin
kimliğini taşımıyor muyuz? Nezahat Hanım'ın hayvanları için bağış
yaptığı kurumla, benim özürlü, yetim ve garibanlar için bağış
yapmak istediğim kurum arasında ki fark ne? İkisi de bu ülkenin
yasalarıyla kurulmuş. Bu ülkenin yetkililerince denetlenmiyorlar
mı? Aslında aradaki farkları da, nedenlerini de hepimiz biliyoruz.
Biliyoruz da, dilimiz söylemeye, elimiz yazmaya varmıyor.

Hatırlamaya devam ediyoruz. Anayasamızın eşitlik ilkesi nerede
kaldı?. Devletin ülkesiyle, milletiyle bölünmez bütünlüğü nerede
kaldı? Bunlar ayırımcılık değil midir? Demokrasi, diğer bir tanımla,
azınlık haklarının korunduğu sistemin adı değil midir?. Bir ülkede,
azınlıkların haklarını kullanabilme oranı o ülkedeki demokrasinin
de göstergesidir. Bu tür ayırımcılıkları, "Demokratik, laik ve
sosyal bir hukuk devleti" ilkeleriyle örtüştürmek mümkün mü?

Biliyorsunuz,
bu sorunumuz 1974 yılından bu yana devam ediyor. Bir yargı kararıyla,
kurumlarımız 1936 yılındaki mal varlıklarıyla dondurulmuş.
Kamuoyunda "1936 Beyannamesi" olarak bilinen ve sıkça gündeme
gelen bir uygulama bu. Çokça yazıldı, söylendi. Bu süre içerisinde
tüm Cumhurbaşkanlarına, Başbakanlara, Başbakan Yardımcılarına,
ilgili Devlet Bakanlarına, üst düzey Bürokratlara, siyasi parti
Başkanlarına kısaca yönetim erkinin her kademesindeki ülke yöneticilerimize
bu sorunumuz her vesileyle iletildi. Çok sıcak karşılandı. Ancak
bu güne kadar bir sonuç aldığımızı söyleyemiyorum. Hukuk mantığı
ve eşitlik ilkeleriyle açıklayamayacağımız bu uygulamalar halen
devam ediyor. Üstelik 1936-1974 arasında bağışlananların tapularının
iptal edilmesi yönündeki, geriye dönük uygulamalar da devam ediyor.
Bu şekilde 40 civarında mülkün tapularının iptal edildiğini de
yine üzülerek tekrar ifade etmek istiyorum.

T.C.
Anayasası'nın 10. maddesi aynen şöyle yazıyor: "Herkes, dil, renk,
cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye,
aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları
ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine
uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."

Benim
de Anayasam olan Anayasamızın 10. maddesi böyle diyor. Ve ben,
Anayasa'nın aynen uygulanmasını istiyorum dersem... Bu ülkeyi
yönetenlerden, Anayasa'yı uygulayanlardan, çok şey mi istemiş
olurum acaba? Ne dersiniz?

Yervant
Özuzun
www.hyetert.com