|
"Çoğunluğun
kararına uymayan tek şey,
insan vicdanıdır." (1)
Korktuğunuz işi yaparak korkuyu öldürün." (2)
|
Bizde, yani "Ne mutlu Türküm" şiarı çerçevesinde yaratılan Türkiye'de,
"ötekileştirilenler"in iki seçeneğinden biri, ya "biz"
denilen kültün bir parçası olmak ya da yok edilmektir... Anadolu'nun
Türkleştirilmesi tarihi 1074 Malazgirt'ten beri -şu veya bu oranda-
böyledir...
Biliyorum, şimdi kimileri bana hemen, şu tür sözler hatırlatıp,
"adet-örf-gelenek"ten söz açarak, sıkı hamasi nutuklar sıralamaya
koyulabileceklerdir...
Evet biliyorum: La Martine, "Türkler bir ırk ve millet
olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır"...
Hammer, "Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci
sınıf üstadlardır"...
Comenius, "Türk milleti yüksek bir millettir. Tuttuğu
eli bırakmaz. Sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan
ayrılmaz"... Mustafa Kemal, "Türklerin düşmanı yoktur.
Eğer varsa, bunlar Türklerin değil, insanlığın düşmanıdır"...
"Türkler, bütün uygar ulusların dostlarıdır"...
B. Gazzi, "Türkler, barışta melek, savaşta öfkelidir"...
Napolyon, "Türkler öldürülebilir, ama mağlup edilemez"...
Tausend, "Savaşın zevkini almak isteyen Türklerle savaşmalıdır"...
Albert Schweitzer, "Çocukluğunda büyükbabamın işyerine
giderdim. O, müşteriyle hiçbir belge ve bağlantı imzalamazdı;
ve 'Ben size bir Türk gibi güveniyorum, başka bir şey gerekmez,'
derdi"...
Donaldson, "Türk milleti iki bin yıldır profesyonel askerdir.
Tüm olarak Türklerin mesleği askerliktir"...
Baron Büsbek, "Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer
dışında hiçbir şeye önem verilmez"...
Beaconsfield, "Türkün çağlardan beri varolan niteliklerini,
tarihsel erdemlerini, yüksek yeteneğini inkâr edemeyiz"...
Hamilton, "Türklerden başka dini ve yurdu uğruna canını
vermeye hazır asker görmedim"....
Sir Mark Sykes, "Eğer kendilerini tanımış olsaydınız, Türklere
hayran olurdunuz"...
Lord Byron, "Kılıncı insafsız bir ustalıkla kullanan Türk
eli, yendiği insanları yarasını sarmakta da ustadır"(3)...
derler!
Ama ya başkaları, başka şeyler söyleyenler?! Bunlar doğru da,
tersini söyleyenler yalancı mı? Veya Anadolu'da yaşayan biri "Ne
mutlu Türküm" demeden "mutlu olma" şansına sahip midir?
Değilse neden?
Ya da Ahbarik Hrant neden ve hangi zihniyetle katledildi?
Bu konuda rivayet muhtelif!
Gelin öncelikle bunlara göz atalım... ...
İKİRCİM(LER) VE GEVEZELİK(LER)
|
"Dosdoğru
konuşun!
Kelimeleriniz güneşin ışığı gibi
doğruca kalplerimize girsin." (4)
|
Mesela
Murat Belge: "1915'teki tehcir ve kıyım olayının 'genosid'
olup olmadığı sorusu, karmaşık ve gitgide karmaşıklaşan, konunun
doğrudan ilgili tarafı olan Türkler ve Ermenilerin de dışına taşan
bir soru. Kendi hesabıma, öteden beri, bunu bir 'genosid'
örneği olarak görmemişimdir,"(5)
derken; "Bundan kırk sene öncesine kadar, Ermenilerle geçmişte
yaşananlar hakkında, bir vesileyle kendilerine soru sorduğumuz
ninelerimiz, dedelerimiz 'Sus evladım, karşılıklı çok büyük acılar
çekildi,' der ve başlarını çevirir, hüzünle bilinmez bir noktaya
bakarlardı,"(6) vurgusuyla ekler
Ahmet İnsel: "Her insanlık dışı eylemi soykırım diye nitelemek
doğru olur mu? Olmaz..." (7)

Sonra da Halil Berktay, 1915'te yaşananların 1948 BM konvansiyonuna
göre soykırım olduğu vurgusuyla(8),
"Ama 1915'te 1948'in etik birikimi yoktu, o nedenle kestirmesiz
bir ifadeyle yaşananlar soykırımdı diyemeyiz," der!(9)

Dikkat edin; burada egemenlerin basıncı karşısında tutunamayan/
"pazarlıkçı" bir liberal üslup karşınızdadır... Hani işin özünü,
biçim için "es" geçen; "allı yoksa yeşilli verelim" diyen tavır(sızlık)!

Buna bir diğer örnek de şunları diyen İsmet Berkan'ın satırlarıdır:
"Bunun adı soykırım mıdır, etnik temizlik midir, kendini savunma
hakkının kullanılması mıdır, yoksa başka bir şey midir, bilmiyorum,
bilmeme de gerek yok. Önemli olan, olup biten şey. Olanları isteyen
istediği gibi adlandırsın.

Efendim Ermeniler de Türkleri kesmişti, öldürmüştü... Onların
yaptığı vatana ihanetti, savaş sırasında düşmanla işbirliği içindeydiler...
Bunların hepsi doğru olmakla birlikte bence yüz binlerce insanın
ölmesini, yerlerinden yurtlarından bir daha dönememecesine edilmesini
mazur göstermez. Ermeni çeteleri nasıl Türk sivil halka karşı
suç işlediyse, Türkler de Ermenilere karşı suç işledi. İki suç
birbirini götürmez ve sonucu sıfır yapmaz. Karşılıklı işlenen
suçlar vardır. Benzer şekilde Türk ve Müslüman nüfusun Balkanlar'dan
sürülmesi, etnik temizliğe uğraması, Anadolu'da Ermenilere yapılanları
mazur göstermez, gösteremez"!(10)
Ya da vs, vb...

Bu tür "ikircim(ler)", Mine G. Kırıkkanat türünden "gevezelik(ler)"i
meşrulaştırır, kapı açar kaçınılmaz olarak:
"Türkiye'nin yetiştirdiği evrensel değerdeki bilimciler arasında,
Fatma Mansur Coşar'a, 'Anlatsanıza kuzum, şu Ermenileri niye kestiniz
siz?' diye sorarlar. Fatma Mansur, bu soruyla çok karşılaşmış
ve densizlerden de, densizlikten de bıkmıştır. Tepesinin tası
atar, ancak belli etmez, iki elini masaya dayar ve bütün ciddiyetiyle:
'Biz Türkler bir bahar sabahı kalktık, acaba bugün ne yapsak,
diye düşündük, haydi Ermeni soykırımı yapalım dedik, hepsini kırmadık,
birkaç tanesini de bıraktık ki, başka bir pazar sabahına daha
yapacak iş kalsın!' Fatma Mansur'un abuk soruyu sabukla yanıtlayan
sözlerinin ardından masaya derin bir sessizlik çöktü, ardından
bir kahkaha tufanı koptu"!(11)

Gülünen şeyin konusuna, özüne dikkat edin!
Anlatmaya, dikkat çekmeye çalıştığımız, tam da budur... Eğer,
tarihsel bir gerçeği gülünçleştirmeye göz yumarsanız, işte o zaman
tartışmanın "azarlanmaya hazır mağdur tarafı" olmayı kabullenirsiniz!(12)

Ya da "Tehcir sırasında öldürülen Ermenilerin sayısı en fazla
8 bin 500, soğuktan ölen yok, açlık, yorgunluk ve hastalıktan
ölenler ise 52 bin civarında," diyen Türk Tarih Kurumu Başkanı
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun, 1915'de "Ermenilerin düşmanla
işbirliği yapıp isyan ettikleri için tehcire tabi tutuldular,"(13)
yalanına "Hayır" diyemezsiniz...

O hâlde yeri gelmişken, altını çizerek şunu saptayalım: "Ermeni
Sorunu"nda, "pazarlıkçı", "güvercin", "ortalamacı" olmak; çözüm
sağlayamamakla kalmaz, şahinlerin dayattığı edilgen çözümsüzlüğü
körükleyerek, sorunu kör düğüme dönüştürür...

Resmi ideoloji, soykırım olgusunu, önüne ne kadar "sözde vs..."
gibi sıfatlar koyarak, savuşturmaya, "es" geçmeye kalkışsa da,
tarihle daha fazla yüzleşmek/ yüzleştirmek, radikal sosyalistlerin
acil gündem maddelerinden birisidir...

Evet yakın tarihin karanlık sayfalarını, radikal sosyalistlerin
kendi inisyatifiyle açması "olmazsa olmaz" önemdedir. Ermeni tehciri
bir soykırımdır. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bunun sorumlusu
ise İttihat ve Terakki Türkçülüğü ile emperyalistlerdir.

Devamını
okumak için tıklayınız
__________________________
(1) Harper Lee.
(2) Yerli Atasözü.
(3) Cansever Eyüpoğlu, Unutulmayan
Altın Sözler Antolojisi-Özdeyişler Atlası, Simge Kitabevi Yay.,
2003, s.319.
(4) Yerli Atasözü.
(5) Murat Belge, "Genosid mi?", Radikal,
6 Mayıs 2005, s.11.
(6) Ahmet İnsel, "Tehcir, Mukatele,
Kıtal...", Radikal İki, 22 Ekim 2006, s.5.
(7) Ahmet İnsel, "Soykırım Derken
Dikkatli Olmalı", Radikal İki, 17 Ekim 2004, s.5.
(8) 1945'den bu yana dünyada, 70
etnik ve dinsel azınlığa karşı 50'ye yakın soykırım ve siyasal
katliam gerçekleştirildi ve bunlarda 9-20 milyon arası insan öl(dürül)dü.
(T. Gurr, "Why do minorities rebel?" "Federalism against Ethnicity?
Institutional, Legal and Democratic Instruments to Prevent Violent
Minority Conflicts" sempozyumuna sunulan tebliğ, BMÖ, Cenevre,
1995:8.).
(9) Halil Berktay, "Ermeni Sorunu
(1): Osmanlı Ermenilerinin Tümü Hedef Alındı", Radikal, 12 Şubat
2006, s.12.
(10) İsmet Berkan, "Ermeni Sorununu
Düşünmek...", Radikal, 16 Nisan 2005, s.3.
(11) Mine G. Kırıkkanat, "Kabak Tadının
Ermenicesi", Radikal, 4 Haziran 2004, s.7.
(12) "Ermeni soykırımının tartışıldığı
bir programda, resmi görüşü savunan bir emekli büyükelçi, farklı
bir düşünceyi savunan katılımcıları 'vatanı sevmemekle' suçladı.
Böyle bir ortamda tarihi gerçeklerin tartışılması mümkün değil."
(Rüstem Batum, "Objektif Olanı Linç mi Edelim?", Radikal, 2 Mayıs
2005, s.11.).
(13) Yusuf Halaçoğlu, "Ermeni Sorunu
(1): Tehcir, İsyan Edip Düşmanla İşbirliği Yapana Uygulandı",
Radikal, 12/02/2006, s.12.