Sabiha Gökçen Var!
|
"Ne
tuhaf: İnsanlar en az bildikleri şeyler hakkında
en fazla fikir yürütürler."(26)
|
Sabiha Gökçen ismini duymamış olamazsınız!
O, Mustafa Kemal'in manevi kızıdır; pilottur; Dersim'i bombalayan
tayyarecilerdendir... Bunları bilmesine biliriz de, Sabiha Gökçen'in
bir Ermeni "devşirmesi" olduğundan haberiniz var mıdır?
Sıralayalım:

Antep asıllı Ermenistan vatandaşı Hripsime Sebilciyan Gazalyan,
"Biz Antepliyiz. Ailenin annesi Mariam Sebilciyan'dı. Baba
ise Nerses Sebilciyan. Nerses 1915'teki olaylar sırasında
öldü. Maryam ile Nerses'in 2'si kız, 7 çocukları oldu. Kızlardan
biri Diruhi, benim annemdi. Diğeri de Hatun'du. İşte bu Hatun,
Sabiha Gökçen'dir. Benim teyzemdir. Kardeşlerinin, yani
dayılarımın adları ise Sarkis, Boğos, Haçik ve Hovhannes Sebilciyan'dır,"
(27) diyor.

"Tarihçi ve dilbilimci Pars Tuğlacı, Sabiha Gökçen'in Ermeni
asıllı olduğu haberi Hürriyet'te yayınlandıktan sonra bu konudaki
fikri sorulduğunda, Gökçen'in yakın arkadaşı olduğunu belirttikten
sonra, 'Sabiha da Ermeni olduğunu biliyordu' diyor. Ama Tuğlacı,
Gökçen'in tepkiler nedeniyle bunun açıklanmasını istemediğini,
kendisine söz verdiği için bildiklerinin hepsini anlatamayacağını
da ekliyor"... (28)

"Gökçen'in yeğeni olduğunu iddia eden Hripsime Sebilciyan
Gazelyan'ın anlattığı hikâyenin yanlış olduğunu belirten
Tuğlacı, Gökçen'in ailesinin Bursalı olduğunu anlattı.
Tuğlacı'ya göre, Sabiha Gökçen, Bursalı bir Ermeni
ailenin çocuğu olarak 1913'te Bursa'da dünyaya gelir.

1915 olayları sırasında Bursa'yı terk etmek zorunda kalan aile,
uzun yürüyüşe dayanamayacağı için 2 yaşındaki Sabiha'yı
yetimhaneye bırakır. Atatürk, 1922 yılında Bursa'ya geldiğinde
nutkunu verdikten sonra yetimhaneye gider. Burada karşılaştığı
9 yaşındaki Sabiha Gökçen'i çok sevimli ve akıllı bulur.
Doğruca Ankara'ya götürür ve evlat edinir. Pars Tuğlacı,
resmi kayıtlarda Gökçen'in babası olarak gözüken Hafız
Mustafa İzzet'in kim olduğunu bilmediğini ve bunun doğruyu
yansıtmadığını da söyledi.

Tuğlacı'ya göre Sabiha Gökçen, anne ve babasını hiç hatırlamaz.
Ankara'da Atatürk'ün manevi kızı olarak yaşarken, Beyrut'taki
akrabalarının kendisine ulaşmasıyla Ermeni olduğunu öğrenir. Gökçen,
Tuğlacı'ya Beyrut'a gidip, akrabalarıyla görüştüğünü de söylüyor.
Tuğlacı, Gökçen'in Ermenice bildiği ve kendisine bu dilde mektuplar
yazdığı iddialarını ise yalanlıyor: 'Ermenice bilmezdi. Bir keresinde
nasıl öğrendiyse öğrenmiş bana gelip Ermenice seni seviyorum,
dedi. 2-3 yaşında yetimhaneye bırakıldığında ne Ermenice, ne Türkçe
biliyordu'..." (29)

Evet, "Sabiha Gökçen'in Ermeni asıllı olabileceği iddiaları üzerine
tartışma büyüdü. Bu iddia Agos'da yayımlamıştı. Ancak tartışmaya
yer veren basın organları, bu tartışmalar sonucunda Agos'un uğradığı
saldırıya yer vermedi. Agos binasının önünde Ülkü Ocakları'na
bağlı olduğu iddia edilen bir grup gösteri yaptı, 'Ya sev ya terk
et' sloganları atıldı. Agos'un bulunduğu caddede trafiğin tıkanmasına
yol açan gösteride konuşan İstanbul Ülkü Ocağı Başkanı Levent
Temiz'in, gazeteyi ve gazete çalışanlarını tehdit ettiği, Agos
ve yönetmeni Hırant Dink'i hedef gösterdi"yse(30)
de bunlar her zamanki gibi "es" geçildi! " (31)

Ve nihayet "Boşnak" olmasına tahammül edilebilse de,(32)
Ermeni olmasına asla tahammül edilemeyecek "manevi evlat" tartışmasına
"son nokta"yı yine Genelkurmay Genel Sekreterliği koydu: "Sabiha
Gökçen, Atatürk'ün Türk kadınının, Türk toplumu içinde bulunmasını
istediği yeri gösteren bir semboldür. Böyle bir sembolü amacı
ne olursa olsun tartışmaya açmak,(33)
milli bütünlüğe ve toplumsal barışa katkısı olmayan bir yaklaşımdır"!
(34)


Hrant Dink Var!
|
"Ahlâkın
temeli, özgürlüktür." (35)
|
Hakkında söylenebilecek en güzel, doğru ve yerli yerine oturan
sözleri sevgilisi Rakel Dink'in,
"Yaptıklarını kim unutturabilir sevgilim?
Korku unutturabilir mi?
Ölüm unutturabilir mi?
Hiçbir karanlık bunu unutturamaz...

"Bedellerin ödendiği gelecekler Hrant'lara inanarak olur...
Katil kim olursa olsun,
Ben bir zamanlar onun da bebek olduğunu biliyorum...
Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan, hiçbir
şey yapılamaz...

"Büyük bir bedel ödedi Hrant.
Çocuklarından ayrıldı, torunlarından ayrıldı, sizlerden ayrıldı
ama ülkesinden ayrılmadı sevgilim..." diye ifade ettiği Ahbarik
Hrant'ı hayatta en çok dedesi etkiler...

"Yaz akşamları alaca çökerken Malatya'da evinin duvarına sırtını
verip cilt cilt kitaplar okuyan ihtiyar, dedesi. Yanıbaşımızda
bir muamma gibi varolan o büyülü varlıklardan. Yedi dil bilirmiş.
Harput Koleji'nde okumuş. Hrant, o duvarın
dibinde okuduğu koca ciltli kitapların izini sürmüş, aklı erdiğinde.
Sormuş soruşturmuş, kitapların hangi ellere geçebileceğini araştırmış
da bir türlü öğrenememiş o ihtiyar ne okurdu öyle uzun uzun.
Hrant'ı en çok etkileyen, tanımadığı bir adam olmuş. Dedesi..."
(36)

"Hrant, duygusal bir adam. Yüreğinin freni yok"tu...(37)
Olduğu gibiydi, yalansız, yapmacıksız...

12 Eylül'le birlikte birkaç kez gözaltına alıp işkenceden geçmişti;
sosyalist kimliği Ermeni kimliğiyle birleşince, egemenlerin gözünde
bir tehdit klişesine dönüşüvermiştir...

Kolay mı? "Anadolu nasıl böyle çorak oldu,"(38)
sorusuyla Ahbarik Hrant, resmi ideoloji karşısında
şunları demiş, demekle de sınırlı kalmayıp, hayata geçirmişti....

"Bana ait olmayan cennetlere gitmem. Avrupa'yı, Amerika'yı altın
tepside sunsalar, gitmem. Gözünüzü seveyim...
Her kök kendi toprağında... Benim köküm burada...
Cumhuriyet'in kuruluşunda bu topraklarda 300 bin Ermeni vardı.
Bugün 60 bine düştü. O yıllarda nüfus 13 milyondu, bugün 70 milyon.
Türkiye çoğaldı da, niye Ermeniler azaldı?
Ermeni toplumu olarak biz devletle temasımızı, sadece Emniyet
Genel Müdürlüğü'ndeki Azınlıklar Masası üzerinden kurabiliriz.
Çünkü biz bir güvenlik sorunuyuz..."(39)

"Ben 'Türk değilim, Türkiyeliyim ve Ermeniyim' dediğim için hakkımda
dava açıldı. Bu sözlerim Türklüğü aşağılama olarak algılanıyor.
Benim kendi kimliğimi ötekinin üzerine inşa etmemeye özenen bir
yapım var. Türklüğü aşağılamayı bırak, başka hiçbir etnisiteyi
aşağılayamam.
Ama kusura bakmasınlar ben Ermeniyim ve Türkiyeliyim. Türk değilim.
Türklüğün değil, Türkiyeliliğin hepimizi kucaklayan bir kavram
olduğunu düşünüyorum.
Bir de insanın üzerine neden hissetmediği bir kimlik zorla giydirilmeye
çalışılır ki?" (40)


Devamını
okumak için tıklayınız
Baş
tarafı
__________________________
(26) Montaigne.
(27) Ersin Kalkan, "Sabiha Gökçen
mi Hatun Sebilciyan mı?", Hürriyet, 21 Şubat 2004, s.18.
(28) Yıldırım Türker, "O da mı Ermeni
Çıktı?", Radikal İki, 29 Şubat 2004, s.3.
(29) "Gökçen Ermeni'ydi", Hürriyet,
22 Şubat 2004, s.20.
(30) Murat Çelikkan, "Agos'a Tehdit",
Radikal, 3 Mart 2004, s.4.
(31) "Azınlıklara yönelik önyargılar
en çok da aşırı milliyetçi gruplar tarafından sömürü konusu edilirler.
Agos gazetesi kapısında, İstanbul Ülkü Ocakları tarafından bir
protesto saldırısı gerçekleştirildi... Bu tehlikeli saldırı nedense
kamuoyunun gündemine de fazla getirilmedi." (Oral Çalışlar, "Agos,
'Türkiye Bizimle Güzel'...", Cumhuriyet, 7 Mart 2004, s.4.).
(32) "Atatürk'ün manevi kızı, ilk
kadın Türk Savaş Pilotu Sabiha Gökçen'in Ermeni asıllı olduğu
yolundaki iddialar tartışma yarattı. 1936'dan beri Sabiha Gökçen'i
tanıdığını söyleyen Nevin Arıkan (Merhum Maliye Bakanı Vural Arıkan'ın
eşi) ile Sabiha Özogan (Sabiha Gökçen'in evlatlığı) 'O Boşnak'tı'
dediler." (Ayda Kayar, "Hayır, Boşnak'tı", Hürriyet, 22 Şubat
2004, s.20.)
(33) "Cumhuriyet'in temel ilke ve
değerleriyle Sabiha Gökçen'in Ermeni kökenli olması arasında nasıl
bir ilişki kurulduğunu anlamak mümkün değil. Diyelim ki iddia
sahipleri ya da herhangi biri bu köken konusunun gerçekten böyle
olduğunu kanıtladı. Peki, ne olacak? Cumhuriyet'in temel ilke
ve değerleri tehlikeye mi girecek?" (Murat Belge, "Asıl Endişe
Kaynağı", Radikal, 5 Mart 2004, s.9.)
(34) Aktaran: Türker Alkan, "Gökçen
Tartışması", Radikal, 24 Şubat 2004, s.5
(35) C. F. Meyer.
(36) Yıldırım Türker, "Hrant'ın Hikâyesi", Radikal, 24 Temmuz
2006, s.4.
(37) Yıldırım Türker, "Hiçbir Yere
Gitmiyoruz", Radikal, 10 Ekim 2005, s.4.
(38) Aktaran: Yıldırım Türker, "Kardeşimi
Vurdular", Radikal, 22 Ocak 2007, s.4.
(39) Hrant Dink, "Gözünüzü Seveyim,
Benim Köküm Burada", Radikal, 22 Ocak 2007, s.6.
(40) Hrant Dink, "Ermeni Sorunu (2):
Ermeni Akrabaya Hazır mısınız?", Radikal, 13 Şubat 2006, s.8.