|
"En
mükemmel adalet vicdandır." (1)
"Biz yaşadığı cehennemi
cennete çevirmeye talip insanlardandık." (2)
|
Sireli yeğpayris/ Sevgili kardeşim...
Cioran'ın, "Fikirlerin birbirinin yerine geçebildiğini
kabullenmemekte ısrar edilince kan akar... Kesin kararların altından
bir hançer yükselir, alevli gözler cinayet habercisidir,"(3)
diye betimlediği büyük acılarla sarsılan verili durumda nereden
başlamalı?
Enver Topaloğlu'nun, "Ağıt"ındaki;
"evlerin sokakların/ sözcüklerin/ sözcüklerin arasında gezinen/
tedirgin güvercin/ korkulu yurdunda/ yurtsuzluğun/
kanat sesleri/ son duyulduğunda/ başlayan ağıt/
üç yarası var/ kaldırımda/ gündüz vakti/ avcı pusudan çıktığında/
suçsuzluktu ölen,"
dizelere yansıyan büyük acı, daha da ağırlaşırken; yazılacak,
söylenecek ya da, ya da haykırılacak şey
o kadar çok ki...
Nereden Başlamalı?
|
"En
iyi ahlâk kitabımız,
en güzel başvuru kaynağımız vicdanımızdır." (4)
|
Derin
olmayan devletin, faşizmin, vs.'nin; yani dokunulamayanların,
örneğin Veli Küçük vd'lerinin Türkiye'sidir sözünü ettiğimiz...
Hani, hepimizin "Türküz" diyerek "mutlu" olduğu, IMF/ Dünya Bankası'nın
bilmem kaçıncı "özgür müstemlekesi"ndeki askeri vesayetin, milliyetçi/
ırkçı yükselişin coğrafyasında bilmeyen, görmeyen yok: "Yeni kimlik
krizi dönemine giri(li)yor..."(5)

F-Tipi (c)ezaevleri, TİT'leri, EMASYA'ları hazır nazır ve pür
dikkat vatanın birliği, dirliği ve bütünlüğüyle meşgul...
Kolay mı 1.500.001'inci de "tamamlandı"! "
Hassasiyetleri"yse takdire şayan!
Çok dikkatli olmalılar hem de çok...
Tıpkı EMASYA'daki gibi... "EMASYA planlarında yapılacak
işler sıralanırken kullanılan dil bu iç devlet güçlerinin Türkiye
toplumuna bakışını özetliyor. 'Karşı gücün imkân ve kabiliyet
tesirleri[nin] gözleneceği' belirtiliyor"!(6)

Görülmesi gerek: "Türkiye'nin gayet yerli malı bir faşizm problemi
var. 'Millet' kavramını fetiş hâline getiren, başka tüm milletlere
düşman olan, devletin kutsallığına inanan, kaba kuvvete hayran
insanlara siyaset literatüründe 'faşist' denir"!(7)

Bu öyle basit bir şey değil!
Toplumsal yapının iliklerine dek nüfuz etmiş derin bir komplikasyon...
Hasan Celâl Güzel'in, "Türk Toplumu ve Hoşgörü Üzerine"
ahkâm kestiği...(8)
CHP Parti Meclisi Üyesi Prof. Dr. Tülay Özüerman'ın, ("Hepimiz
Ermeniyiz, Hepimiz Hrant'ız" sloganlarından rahatsızlık duyup)
"Türklüğümüzden utanır hâle geldik," diye haykırdığı...(9)

İnternet'teki "Türk Şehir Savaşçıları"ndan birinin, "Keşke 1915'te
Ermenileri tehcir edişimiz gibi, Kürtleri de tehcir etseydik bugün
böyle bir sorunumuz olmazdı,"(10)
dediği...
Hrant Dink'in cenaze törenine ilişkin olarak, Diyanet
İşleri Başkanlığı'nın, "Müslümanların, diğer dinlere ait dua,
ibadet ve benzeri etkinliklere katılmasının ve rahmet dilemesinin
caiz olmadığı"nı(11) açıkladığı...
"Ölümlerin Arkasındaki"ne ilişkin yazarken Güray Öz'ün
dilinin altındaki baklayı "Bildiğim şudur: Türkiye elden gidiyor,"(12)
diye çıkarıverdiği...
"Lig B Yükselme Grubu takımlarından Adana Demirspor Kulübü Başkanı
Adem Atılgan(13), 28 Ocak
2007'de Alanya Spor ile yapacakları maça 'Hepimiz Hrant Dink'iz,
Hepimiz Ermeniyiz' yazılı pankartla çıkma istemlerinin, Futbol
Federasyonu tarafından reddedildiğini açıkladı"ğı...(14)
Türk İntikam Tugayı'nın, TBMM'nin bahçe duvarına "bomba süsü verilmiş
bir paket" bırakıp, "Kardeşlerimiz (Ogün Samast, Yasin Hayal...)
serbest bırakılsın..."(15) diye uluduğu...
Ve nihayet Hrant Dink'in öldürülmesinin hemen ardından
Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın, "Cinayetin herhangi
bir siyasi boyutu ve örgüt bağlantısı yok. Zanlı, milliyetçi duygularla
cinayeti işlemiş. Arkadaşı Yasin Hayal'le de bu konuda görüşmede
bulunmuş,"(16) diyebildiği bir siyasal
iklimden söz etmek öyle basit bir şey değil!

Kolay mı? Milliyetçi/ ırkçı paranoya yani hastalıklı ruh hâli
yaygınlaşıyor...
Irkçılık, bağnazlık, faşizm sıradanlaşarak kanıksanıyor...

Bunun Ardında Ne (mi?) Var!
|
"Bir
ordu mutlu gitti ve Bedevilerin ülkesini parçaladı
Bir ordu mutlu gitti ve Bedevilerin ülkesini yıktı
Bir ordu mutlu gitti ve onların kulelerini devirdi
Bir ordu mutlu gitti ve incir ağaçlarını ve bağlarını kesti
Bir ordu mutlu gitti ve köylerini ateşe verdi
Bir ordu mutlu gitti ve ordularını katletti, on binlerce
kişilik
Bir ordu mutlu gitti ve tutsaklar getirdi çok sayıda." (17)
|
Bunun ardında resmi tarihin zorbalığının örtbas etmek istediği
bir tarihin gerçeği var...
Sadece bir iki notla, bunları aktarmakla yetineceğiz...
1919 Mahkemelerinde İttihat ve Terakki erkânından sorgulananlardan
Sadrazam Said Halim Paşa, 'Ermeni kıt'ali'nden söz ediyor.
Talat Paşa ve Dahiliye Nezareti'nin işi örtbas ettiğini
de açıkça söylüyor. İbrahim Bey, "Evet biz de birtakım
fecayi'e muttali olduk ve bendeniz ondan sonra pek müteessir oldum.
Çünkü bu hakikaten kabul edilir bir mesele değildir" diyor.
Şeyhülislâm Hayri Efendi ise şunları anlatıyor:

Devamını
okumak için tıklayınız
__________________________
(1) Victor Hugo.
(2) Hrant Dink.
(3) Emile Michel Cioran, Çürümenin
Kitabı, Metis Yay.
(4) Pascal
(5) Stephen Kinzer, "Hrant Dink Siyasete
Kurban Gitti", Boston Globe, 22 Ocak 2007.
(6) Ahmet İnsel, "EMASYA Protokolü",
Radikal İki, 25 Ocak 2007, s.1-4.
(7) Mustafa Akyol, "Dış Mihrak Değil,
İç Faşizm Var", Radikal, 25 Ocak 2007, s.11.
(8) Hasan Celâl Güzel, "Hrant Dink,
Türk Toplumu ve Hoşgörü Üzerine", Radikal, 25 Ocak 2007, s.8.
(9) "... 'Ermeni' Sözüne Bile Tahammülleri
Yok", Radikal, 25 Ocak 2007, s.7.
(10) Aktaran: İsmet Berkan, "Terör
Örgütü Bu Değilse Nedir?", Radikal, 26 Ocak 2007, s.3.
(11) "Diyanet: Gayrimüslime Rahmet
Caiz Değil", Cumhuriyet, 24 Ocak 2007, s.5.
(12) Güray Öz, "Ölümlerin Arkasındaki",
Cumhuriyet, 24 Ocak 2007, s.6.
(13) "Adana Demirspor Kulübü Başkanı
Adem Atılgan, daha önceki 'Hepimiz Hrant Dink'iz, Hepimiz Ermeniyiz'
yazılı pankartla maça çıkma istemleri konusunda bir açıklama yaparak
hata yaptığını belirterek, 'Ben Türkoğlu Türküm ve hacı çocuğuyum.
Yanlış yaptım. 'Hepimiz Türküz' demeliydim. Türk halkından özür
diliyorum," dedi... ("Adana Demirspor Çark Etti", Radikal, 27
Ocak 2007, s.22.)
(14) "Futbol Federasyonu: Hepimiz
Duyarsızız", Radikal, 25 Ocak 2007, s.21
(15) "Meclis'e Bomba Süsü Verilmiş
Paket", Radikal, 26 Ocak 2007, s.8.
(16) "Bundan önce de önemli olaylarda
Cerrah'tan ilginç açıklamalar gelmişti.
İstanbul'da 20 Kasım 2003'te yaşanan bombalama olaylarından sonra,
gazetecileri sorumsuz yayın yapmakla suçladı ve 'Basın failleri
deklare etti. Eğer sorumsuzluk olmasaydı, şu anda bu şehitlerimiz
burada yatmıyordu, şehit vermeyecektik, 27 kişi ölmeyecekti' dedi.
4 Nisan 2006'da fuhuşa yönelik 'Barbie' operasyonunda gözaltına
alınanların deşifre edilmesi eleştirilince 'Polisimiz namuslu
kişileri afişe etmez' dedi. Kadınlar iddianameyde 'mağdur' olarak
geçti.
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları çerçevesinde, Vatan Caddesi'nde
düzenlenen törende Lübnan'a asker gönderilmesini protesto eden
dört üniversiteli linç edilmek istendi. Cerrah linç girişimi için
'Güzel tepki' diye konuştu.
Cerrah'ın Savaş Ay'la yaptığı 28 Kasım 2005 tarihli söyleşi de
ibretlikti. Cerrah 'Eşim de kızlarım da iyi silah kullanır. İlkokuldan
beri ateş etmeyi öğretirim çocuklarıma. Ateş etmek rahatlatır
insanı. Patlayan tabanca sesi huzur bizim gibilere. Stresini alır'
diyordu." ("Cerrah Örtbas Ediyor", Radikal, 23 Ocak 2007, s.4.)
(17) Mısırlıların zafer duyurusu
için yazılmış bir şiir, aktaran: Elias Canetti, Kitle ve İktidar.