Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





HRANT'IN
ARDINDAN

Hosrof Dink:


Kazanan da Kaybeden de
Türkiye Olacak



Sayın Başkan, Sayın Mahkeme Üyeleri,

19 Ocak günü vahşice katledilen Hrant Dink ağabeyimdir. Bu alçakça insanlık suçunu işleyenlerin ortaya çıkarılması ve adaletin yerini bulması için buradayım.

Abim Hrant, ben ve kardeşim Yervant, Malatya ilinde dünyaya açtık gözlerimizi ve insanoğlunun en kutsal ve en temel hakkı olan yaşama hakkımızı, umutlarımızı, acılarımızı ve yoksulluklarımızı paylaştık.

Babam Sarkis, annem Gülvart, biz çocuk yaşlarda iken ayrıldılar. Koşullar ve şartlar bizi yetimhanede büyüttü. Doğduğumuz bu topraklarda insanca yaşamanın ağır koşullarını çocuk yaşlarda yetimhanelerde tanımaya başladık.

Dünyaya insan olarak gelmiştik, öyle bildik. Zaman içerisinde irademiz dışında birçok kimlik edindik ve damgalandık; artık ne dünyalıydık ne insan. Bir bölgeye bir millete bir cinse daha türlü türlü kimliklere ait olduk, çocukken bile bir başka çocuğun bizden farklı olduğunu hissettik. Ayrımcılığı gördük ve yaşadık. Farklılıklara tahammülsüz kalabalıklara tanık olduk.

Hrant Rakeliyle, ben Zabelimle, Yervant Hayganıyla yaşamlarımızı paylaştık. Çocuklarımızla beraber, genişledik, acılarımızı mutluluğa, yoksulluklarımızı varlığa, umutlarımızı sonsuzluğa taşıdık. Çocuklarımızın ve tüm dünya çocuklarının bizim yaşadığımız acıları ve sıkıntıları yaşamamaları için birlikte mücadele verdik.

Çevremizdeki tüm insanlarla gülmeyi, dünyayla sevinçleri paylaşmayı ihmal etmedik. Emeklerimizle, gözyaşlarımızla, sevinçlerimizle, umutlarımızla kurduğumuz ailemize ve mutluluğumuza 19 Ocak 2007 tarihinde kurşun değdi.
19 Ocak 2007 tarihinde bir kez daha gördük;
ne insandık, ne dünyalı.

Abim, Atalarımızın bu topraklarda doğup, bu topraklarda ekip-biçip, üzümü pekmeze, şırayı şaraba, buğdayı ekmeğe, toprağı testiye, bakırı ibriğe, demiri sabana çevirdiklerini ve bu toprakları çok sevdiklerini, elleri ile okşayıp, burnu ile kokladıklarını biliyordu. Onun, bu topraklarda yaşayan önceki ve sonraki tüm insanların aynı acıları yaşadığını, mutluluk ve mutsuzluklarının, umutlarının birbirine bağlı olduğunu düşündüğünü biliyorum.

Abimin öldürülmesinin üzerinden geçen zaman içinde, insanlar bizim korkup bu ülkeyi terk edip gitmemizi beklediler. Birileri düşünmekle de yetinmeyip, kaçmamız için ellerinden geleni yaptılar. Aldığımız tehditlerin bir bölümü dosyalarda da mevcuttur. Ancak bir şeyi anlayamadılar, algılayamadılar. Bu topraklarda yaşayan herkes gibi biz de bu topraklarda doğduk büyüdük, kaderimiz ve umutlarımızı bu toprakların insanlarıyla harmanladık, yani kısaca burada doğduk burada da öleceğiz. Hrant her türlü imkana sahipken, bu ülkeyi terk etmedi, dostlarını yalnız bırakmadı. Bize de düşen budur. Bugün başlayacak olan bu davada, gerçeklerin ortaya çıkarılması halinde Türkiye için bir dönüm noktası olacaktır.

Bu dava, aslında, Türkiye'de adaleti kendilerince kendi çıkarları ve rantları için uygulayanlarla Türkiye hukuk devletinin yani yargının karşı karşıya gelip hesaplaşacağı bir davadır. Yani siz hukukun üstünlüğünü savunanlarla, "hukuk da biziz devlet de biziz" diyenlerin davasıdır.

Bizlerin bu davada kazanacağımız veya kaybedeceğimiz hiçbir şey yoktur. Ne kaybettiğimiz can geri gelecektir, ne de yıkılan hayatlarımız düzelecektir. Özünde bu davanın muhatabı sizsiniz.

Bir tarafta hukuk sistemi, diğer yanda hukuk tanımayan, kendilerini devletten bile üstün sayan ve bunu yaptıkları eylemler ve infazlarla kanıtlayan bir örgütlenme. Kendi karanlık dünyalarında kimin öldürülüp kimin yaşayacağına karar verebilmektedirler. hem yargıç hem cellat rolünü oynamaktadırlar, bu koşullarda bizlerin, sizlerin hatta küçük çocuklar dahil hiç kimsenin yaşamı güvencede değildir.

Aslında,bu yargılamada cevap bekleyen soru şu:
Hukuk, bir Ermeni vatandaşının yaşama hakkını elinden alan, bir hakimi kendi makamında katledebilecek kadar cüretkâr bu güce karşı, ne yapacaktır?


Her ülkede zaman zaman bu tip devlet kurumları içerisinden de destek alan yapılanmalar ortaya çıkmıştır. Ancak bu ülkeler, hukuka olan inançları ve yürekli yargıçları sayesinde bu yapılanmaları çökertmiş ve ülkelerini karanlıklardan aydınlıklara taşımışlardır. Bugün burada başlayacak olan bu dava, bunun için bir fırsattır. Biz, ülkemizde de böylesine yürekli hakim ve yargıçların olduğuna inanıyoruz.

Halk bu konuda her türlü güç ve desteği verecektir.
Son söz…
Türkiyede yaşayan her vatandaşın yaşama hakkı kutsaldır ve devlet güvencesi altındadır.
Ve… Bu dava sonucunda kazanan veya kaybeden Türkiye olacaktır.


FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

Ermenilerin
Kökeni


Bayramlar

Kiliseler

Kültür

Müzik

Yemekler

Aileler ve
İnsanlar



Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla