"An
gelir, susmak ihanet olur!" (1)

Nâzım Hikmet'in dediği üzere, bir Türk olarak, alnımıza sürülmüş
o kara leke yerli yerinde dururken; buna bir de sana sıkılan 1.5
milyon birinci kurşun eklendi...

Kolay mı? Hâlâ ama hâlâ, "Önce zo, sonra da lo diyenler" haykırışıyla
halkların kardeşliğine kast edenler, "KÜÇÜK'lü, YEŞİL'li, TOPAL'lı,
KUŞCUBAŞI'lı" o malum ve meş'um kanlı tarih; ne yazıktır ki, hâlâ
ama hâlâ sıcak gündem maddemiz...

Bu zincire en sonunda sen de eklendin Ahbarik Hrant...

Arkandan göz yaşı dökenler, sana yönelik saldırıyı tel'in edenler
ya da öğretilmiş çaresizliğin klişelerine sarılarak zevahiri kurtarmaya
kalkışanlar; evet, evet onlar Ahbarik Hrant, önemli bir
şey; yani herkesin bildiği ama bilmezden geldiği o malum "sır"
konusunda yine suskunlar...

Anlatmıştın; haykırmıştın; en son dillendirdiğinde 23 Aralık 2006
idi; Özgür Düşün Kolektifi'nin İstanbul Darphane'de düzenlediği
"Aydınlık Sorgular Sempozyumu"nda haykırmıştın: "Türk
kardeşlerim biliyorum kolay değil, zorunuza gidecek belki ama
söylemeliyim: Dedeleriniz, halkımı katletti, yok etti... Bunun
nedenleri ve gerekçeleri ne olursa olsun, bu neden ve gerekçe
tartışmalarından bağımsız olarak ve sonuçları itibariyle yaşanan
bir soykırımdır... Biz Ermeniler, Türklerin soykırımına uğradık...
Bu gerçeği görmezden gelemem, inkâr edemem... Sizin için ne anlam
ifade eder bilemem ama, Ağrı/ Ararat Dağı bizim için bir yükseklik
değil, bir derinliktir..."

Evet Ahbarik Hrant, Ermeni Soykırımı konusunda tam da böyle
düşündüğün, bunları dediğin ve bu doğrultuda taviz vermeden aydın
onurunla, dik duruşunla karşılarına dikildiğin; yani kurşunlanmadan
hemen önce kaleme aldığın son yazında "Bir Ermeni olduğum için
haddim bildirilmeliydi," vurgusuyla ifade ettiğin için kurşunladılar
seni...

Bu gerçeği ifade etmeyenler, etmekle de kalmayıp, yüksek sesle
haykırarak, 301 kere 301 suçu işlemeyenler senin yasını tutmaya
kalkışmasınlar...

Bilmeyen var mı? Hâlâ varsa ne yazık!
"Ermenistan'la Tanışmak" başlıklı yazısında Hrant, "Türk'ten
boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin
Ermenistan'la kuracağı asil damarında mevcuttur," dediği için
301'leriyle "cezalandırılmış"tı... .

Ahbarik Hrant'ın başkaldırdığı Ermeni şovenizmi ve Türk
ırkçlığı idi...

Resmi çerçevesini 301'lerde, "gayrı-resmi"sini ise Susurluklar/
Şemdinliler'de bulan bu ırkçılığın, tarihsel kökleri konusunda;
"1915 soykırım değil boğazlaşma"!(2)
"Soykırım kararları kabul edilmeli diyen ya ajan ya da Ermeni'dir"(3)!
"Türkiye'nin soykırımı kabul etmesi beklenemez çünkü ortada soykırım
yok"(4)! diyenlerin karşısına çıkılmadan
Ahbarik Hrant'ın anısı/ mücadelesi savunulamayacağı gibi,
O'nun neden kurşunlandığı da kavranamaz...

Bırakın AB standartlı liberaller hâlâ, "Soykırım, bir insan grubunun,
etnik veya dini aidiyeti nedeniyle bilinçli, sistemli ve evrensel
biçimde yok etmeye yönelik bir girişimse, elinizdeki bilgi kırıntılarıyla,
1915 ve sonrasında Ermeniler'e soykırım politikası uygulandığını
söylemek zor,"(5) desinler...

Yeri geldi değinmeden geçmeyelim!

"1915'DE
NE(LER) OLDU?" SORUSU
"Bir
adı olmamış kılmak!"(6)
Mustafa Kemal'in, 1915'de yaşananları "fazahat" (utanç verici
iş) olarak tanımlarken,(7) "Ermenilere
yönelik yeni bir Türk şiddeti olmayacağının garantisini veririz,"
dediği hâlâ kulaklarımızda çınlamaktadır...

Sahi Mustafa Kemal'e bunları dedirten 1915'de neler olmuştur?

Bu konuda kimi soruları hızla sıralayalım:
Tehcir kanunu nedir, içeriğinde neler vardır?
Bu kanunu çıkaranlar kimler?
Kimilerinin dediği gibi bu mesele Türkiye Cumhuriyeti'nin meselesi
değilse, tehcir kanunu çıkaran kurum Osmanlı Meclis-i Mebusanı,
Misak-ı Milli'yi de kabul eden kurum değil mi?
Tehcir sırasında ne olmuştur, tehcir hangi koşullarda gerçekleştirilmiştir?
Tehcir kanununda belirtilen iller dışındaki illerden de tehcir
olmuş mudur, mesela Eskişehir'den?
Eskişehir'den eğer tehcir olduysa, Eskişehir hangi savaş tehlikesi
altındadır 1915'te ve Ruslar oradaki Ermenileri kışkırtmak için
ne gibi faaliyetler gerçekleştirmişlerdir?
1919'da İttihat ve Terakki'nin bazı yöneticileri için tehcir sırasında
işlenen suçlara ilişkin davalar açılmış mıdır?
Açılmışsa nasıl sonuçlanmıştır? Sonuçlanmamışsa niye?
Soruşturma açılmış ama dava açılmamış İttihatçılar nereye gitmişlerdir?
1915'ten önce Anadolu'daki Ermeni nüfus nedir (Osmanlı Devleti
vatandaşı olan Ermeniler)?
Bu nüfusun dağılımı nedir, kaçı çocuk, kaçı kadındır, hangi illerde
yaşamaktadırlar, hangi mezheptendirler?
Tehcire tabi tutulan nüfusun malvarlığı nedir?
Bu nüfusun sahibi olduğu taşınmazlara ne olmuştur?
Tehcir kararında tehcir edilen kişilerin maddi zararlarının tazmin
edileceği yazıyor mudur?
Tehcir, yani "göçe zorlamaya" Bosna ve Kosova'dan sonra ne ad
veriyoruz?
Bir devlet sınırları içinde yaşayan bir etnik grubu istediği yere
nakledebilir mi?
Bu döneme ilişkin Osmanlı arşivleri her milletten araştırmacının
kullanımına açık mıdır?(8)
Anadolu'da bulunan Alman ve Amerikalı diplomatların tanıklıkları
sahte midir?
9 Aralık 1948'de kabul edilen ve 12 Ocak 1951'de yürürlüğe giren
'Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme'nin
2. maddesi ne der?
"Soykırım, bir milli, etnik, ırki veya dini grubu, grup olarak,
kısmen veya tümüyle, yok etmek kastıyla, kimi fiilerin işlenmesidir",
der mi? Kısmen veya tümüyle... Bu fiiller arasında grubun mensuplarını
katletmek, onlara ciddi bedensel veya psikolojik zarar vermek,
grubun bedeni varlığının kısmen veya tamamen yok olmasına yol
açacak hayat şartlarına kasten tabi tutmak, grup içindeki doğumları
önlemek kastıyla önlemler yaratmak, grubun çocuklarını bir başka
gruba zorla nakletmek?(9)

Yanıtını arayan ama hâlâ yanıtlanmayan soru(n)lar tamı tamına
budur... Ancak, suskunluk egemen olsa da veriler boylu boyunca
ortadadır... Nasıl mı?
__________________________
(1) Martin Luther King.
(2) Türkkaya Ataöv, "Ermeni Sorunu
(4): 1915 Soykırım Değil Boğazlaşma", Radikal, 15 Şubat 2006,
s.8.
(3) Bilgi Üniversitesi'nce İstanbul'da
düzenlenen Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili konferansa yanıt
veren Gazi Üniversitesi'nin rektörü Prof. Dr. Kadri Yamaç, "Soykırımda
İki İhtimal Var", Radikal, 22 Kasım 2005, s.9.
(4) Emekli Büyükelçi, eski Dışişleri
Bakanı İlter Türkmen, "Kabul Edilemez Çünkü Yok", Hürriyet, 5
Nisan 2005, s.16.
(5) Ahmet İnsel, "Madalyonun İki
Yüzü Var", Radikal İki, 28 Ocak 2001, s.4.
(6)Elias Canetti.
(7) Taner Akçam, "Türk ve Ermeni",
Radikal İki, 12 Kasım 2006, s.4. (8)
Açıksa niye, mesela, Halil İnalcık, "Tarihimizden korkmuyorsak;
arşivleri açalım" der? Sabah, 5 Şubat 2001.
(9) Levent Yılmaz, "Tarihi Tarihçilere
Bırakmak", Radikal, 1 Mart 2004, s.9.