Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR



Robert FISK
Güncelleme: 30 / 08 / 2007

Radikal'den:
Ermeni Soykırımının Yeni Kanıtları... (Devamı)



'MÜZEDE TÜRKLERE DAİR KLİŞELERİ DEĞİŞTİRDİM'
Bugün Erivan'da, diyaspora Ermenilerinin neden Ermenistan vatandaşlarından daha çok soykırıma meraklı göründüğüne dair bir tartışma sürüyor. Gerçekten de Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan'la görüştüğümüzde bana, 'günler, haftalar, hatta aylar boyu soykırımın aklına hiç gelmediğini' anlatmıştı. Ermeni bir arkadaşımdan buna dair duyduğum güçlü bir sav, 70 yıllık
Stalinizm ve soykırıma yönelik resmi Sovyet sessizliğinin, Doğu Ermenistan'daki tarihsel belleği sildiği yönündeydi. Bir başka savsa, Batı Ermenistan'ındakilerin (bugün Türkiye) ailelerini, topraklarını kaybettiğini ve hâlâ kabul, hatta tazminat bekledikleri, ancak
Doğu Ermenilerinin topraklarını kaybetmedikleri yönünde.
Demoyan tüm bunlara karşı çıkıyor.

"Bana kalırsa temel sorun, diyasporadaki birçoklarının devletimizi tanımak istememesi. Türkiye ve Azerbaycan tarafından kuşatılmış durumdayız ve güvenliğimizi hesaba katmak zorundayız; fakat bu belleğe zarar verecek boyutta olmamalı. Bu noktada dürüst olmalıyız. Bu müzede bazı şeyleri değiştirdim. 'Kanı sıcak' insanlara dair doğru olmayan şeyler, yorumlar, Türklere dair bütün o eski klişeler vardı. Diyaspora hatıralarımızın sahibi olmak istiyor, fakat Ermenistan devletinin vatandaşlarının yüzde 60'ı da 'sonradan gelip yerleşenler'. Yani diyasporadan geliyorlar, kökenleri Batı'ya dayanıyor. Kaldı ki Türk güçlerinin 1915 soykırımından sonra Ermenistan'ın bazı bölgelerine girdiğini, Bakü'ye giderken Erivan üzerinden geçtiğini hatırlayın, Sovyet belgelerine göre o sırada Ermenistan'ın bu parçasında da 200 bin Ermeni öldü. Bunlardan 180 bini 1918-1920 arasında öldü."

KARABAĞ SAVAŞINA DEĞİNMEK ŞART MI?
Fakat Erivan müzesinin ötesinde hissettiğim bazı siyasi sorunlar var - uluslararası olduğu kadar ulusal sorunlar bunlar. Birçok Ermeni, soydaşlarının soykırım döneminde şahsi intikam katliamları işlediğini (sözgelimi Van'da) kabul ederken, Ermenilerin sırtında daha yakın döneme ait bir itham da var. 1990'ların başında Ermenistan'ın doğusundaki dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan şiddetli çatışmalarda Ermeniler, Türk Azeri köylülerini katletti.


Ancak müzenin yanındaki devasa soykırım anıtına gittiğimde, Karabağ savaşının beş 'kahramanı'nın mezarlarını görüyorum. Bu kişiler gerçekten de kahramanlık göstermiş olabilir, ama o korkunç savaşa katılanları, 1915'in mahremiyeti ve gerçeğiyle bağlantılandırmanın âlemi ne? Ermenistan'ın en büyük acısınının tarihine zarar vermiyorlar mı? Yoksa onların 1915'in intikamını Karabağ'da aldıkları mı söylenmeye çalışılıyor? Bu tıpkı, İsrail'in 1948'deki İrgun savaşçılarının (ki onlar da Deyr Yasin ve diğer Arap köylerinde Filistinlileri katletmişti) mezarlarının, Kudüs yakınındaki Holokost anıtının dışına yerleştirilmesine benziyor. Ermeni yetkililerin aktardığı gerekçeyse, Karabağ savaşı mezarlıklarının savaş sonrasındaki çok duygusal bir dönemde kurulması...


Velhasıl Ermeni soykırımına dair gerçekler, arşivcilerin çalışmalarıyla açığa çıkacak. Ermenistan'da soykırımın Batılı tanıklarının anlatımını içeren çok önemli kitapları satın alabiliyorsunuz. Birisi, Ermeni arkadaşlarının Harput'tan sürülmesine tanıklık eden Amerikalı misyoner Tacy Atkinson. Günlüğüne 16 Temmuz 1915'te şu notları düşmüş: "Mezra'ya ruh hali çok kötü durumda bir çocuk geldi. Anladığım kadarıyla buralarda bir köyden sürülen kadın ve çocuklarla birlikteydi... Çocuk Bakır Maden'in bu kesiminden giden tüm erkek ve kadınların vadide öldürüldüğünü ve önde gelen erkeklerin başının kesildiğini anlattı... O kaçıp buraya gelmişti. Annesi de soyulmuş, dövülmüş ve vurulmuştu... Vadinin çok kötü koktuğunu ve oradan geçmenin çok zor olduğunu söyledi..."

Türk yetkililerin günlüğünü bulabileceği korkusuyla Atkinson bazı olayları çıkarmıştı. 1924'te, günlüğü en sonunda mühürlü bir kutunun içinde ABD'ye gönderildiğinde, misyoner arkadaşlarıyla Harput'a yaptığı bir seyahati şu kelimelerle anlattı:
"Bu seyahatin hikâyesini yazmaya cesaretim yok. Arkadaşlarım 10 bine yakın ceset gördüler."



Baş tarafını okumak için tıklayın


FARKLI RENKLER
FARKLI KÜLTÜRLER


SÜRYANİ KÜLTÜRÜ

ERMENİ KÜLTÜRÜ

YAHUDİ KÜLTÜRÜ

RUM KÜLTÜRÜ

Tarihçe

Bayramlar ve
Özel Günler


Büyükada
Rum
Yetimhanesi


İoannis
Papadopulos


Rum Ortodoks
Patrikhanesi


Rum
Cemaatleri


Rum Okulları

Rumca Basın


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla