



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

|
Güncelleme:
30 / 08 / 2007
|
Radikal'den:
Ermeni Soykırımının
Yeni Kanıtları... (Devamı)


'MÜZEDE TÜRKLERE DAİR KLİŞELERİ DEĞİŞTİRDİM'
Bugün Erivan'da, diyaspora Ermenilerinin neden Ermenistan vatandaşlarından
daha çok soykırıma meraklı göründüğüne dair bir tartışma sürüyor.
Gerçekten de Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan'la
görüştüğümüzde bana, 'günler, haftalar, hatta aylar boyu soykırımın
aklına hiç gelmediğini' anlatmıştı. Ermeni bir arkadaşımdan
buna dair duyduğum güçlü bir sav, 70 yıllık
Stalinizm ve soykırıma yönelik resmi Sovyet sessizliğinin, Doğu
Ermenistan'daki tarihsel belleği sildiği yönündeydi. Bir başka
savsa, Batı Ermenistan'ındakilerin (bugün Türkiye) ailelerini,
topraklarını kaybettiğini ve hâlâ kabul, hatta tazminat bekledikleri,
ancak
Doğu Ermenilerinin topraklarını kaybetmedikleri yönünde.
Demoyan tüm bunlara karşı çıkıyor.

"Bana kalırsa temel sorun, diyasporadaki birçoklarının devletimizi
tanımak istememesi. Türkiye ve Azerbaycan tarafından kuşatılmış
durumdayız ve güvenliğimizi hesaba katmak zorundayız; fakat bu
belleğe zarar verecek boyutta olmamalı. Bu noktada dürüst olmalıyız.
Bu müzede bazı şeyleri değiştirdim. 'Kanı sıcak' insanlara
dair doğru olmayan şeyler, yorumlar, Türklere dair bütün o eski
klişeler vardı. Diyaspora hatıralarımızın sahibi olmak istiyor,
fakat Ermenistan devletinin vatandaşlarının yüzde 60'ı da 'sonradan
gelip yerleşenler'. Yani diyasporadan geliyorlar, kökenleri
Batı'ya dayanıyor. Kaldı ki Türk güçlerinin 1915 soykırımından
sonra Ermenistan'ın bazı bölgelerine girdiğini, Bakü'ye giderken
Erivan üzerinden geçtiğini hatırlayın, Sovyet belgelerine göre
o sırada Ermenistan'ın bu parçasında da 200 bin Ermeni öldü. Bunlardan
180 bini 1918-1920 arasında öldü."

KARABAĞ
SAVAŞINA DEĞİNMEK ŞART MI?
Fakat Erivan müzesinin ötesinde hissettiğim bazı siyasi sorunlar
var - uluslararası olduğu kadar ulusal sorunlar bunlar. Birçok
Ermeni, soydaşlarının soykırım döneminde şahsi intikam katliamları
işlediğini (sözgelimi Van'da) kabul ederken, Ermenilerin sırtında
daha yakın döneme ait bir itham da var. 1990'ların başında Ermenistan'ın
doğusundaki dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan şiddetli çatışmalarda
Ermeniler, Türk Azeri köylülerini katletti.

Ancak müzenin yanındaki devasa soykırım anıtına gittiğimde, Karabağ
savaşının beş 'kahramanı'nın mezarlarını görüyorum. Bu
kişiler gerçekten de kahramanlık göstermiş olabilir, ama o korkunç
savaşa katılanları, 1915'in mahremiyeti ve gerçeğiyle bağlantılandırmanın
âlemi ne? Ermenistan'ın en büyük acısınının tarihine zarar vermiyorlar
mı? Yoksa onların 1915'in intikamını Karabağ'da aldıkları mı söylenmeye
çalışılıyor? Bu tıpkı, İsrail'in 1948'deki İrgun savaşçılarının
(ki onlar da Deyr Yasin ve diğer Arap köylerinde Filistinlileri
katletmişti) mezarlarının, Kudüs yakınındaki Holokost anıtının
dışına yerleştirilmesine benziyor. Ermeni yetkililerin aktardığı
gerekçeyse, Karabağ savaşı mezarlıklarının savaş sonrasındaki
çok duygusal bir dönemde kurulması...


Velhasıl Ermeni soykırımına dair gerçekler, arşivcilerin çalışmalarıyla
açığa çıkacak. Ermenistan'da soykırımın Batılı tanıklarının anlatımını
içeren çok önemli kitapları satın alabiliyorsunuz. Birisi, Ermeni
arkadaşlarının Harput'tan sürülmesine tanıklık eden Amerikalı
misyoner Tacy Atkinson. Günlüğüne 16 Temmuz 1915'te şu
notları düşmüş: "Mezra'ya ruh hali çok kötü durumda bir çocuk
geldi. Anladığım kadarıyla buralarda bir köyden sürülen kadın
ve çocuklarla birlikteydi... Çocuk Bakır Maden'in bu kesiminden
giden tüm erkek ve kadınların vadide öldürüldüğünü ve önde gelen
erkeklerin başının kesildiğini anlattı... O kaçıp buraya gelmişti.
Annesi de soyulmuş, dövülmüş ve vurulmuştu... Vadinin çok kötü
koktuğunu ve oradan geçmenin çok zor olduğunu söyledi..."

Türk yetkililerin günlüğünü bulabileceği korkusuyla Atkinson
bazı olayları çıkarmıştı. 1924'te, günlüğü en sonunda mühürlü
bir kutunun içinde ABD'ye gönderildiğinde, misyoner arkadaşlarıyla
Harput'a yaptığı bir seyahati şu kelimelerle anlattı:
"Bu seyahatin hikâyesini yazmaya cesaretim yok. Arkadaşlarım
10 bine yakın ceset gördüler."


Baş
tarafını okumak için tıklayın

|
|

FARKLI RENKLER FARKLI KÜLTÜRLER

SÜRYANİ
KÜLTÜRÜ

ERMENİ
KÜLTÜRÜ

YAHUDİ
KÜLTÜRÜ

RUM
KÜLTÜRÜ

Tarihçe

Bayramlar
ve
Özel Günler

Büyükada
Rum
Yetimhanesi

İoannis
Papadopulos

Rum
Ortodoks
Patrikhanesi

Rum
Cemaatleri

Rum
Okulları

Rumca
Basın

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|