|

Neil Simon'suz olamaz!
Hemen
her yıl bir yapıtını izleme mutluluğuna eriştiğimiz bu eğlendirici/düşündürücü
tiyatro yazarının otuz beş yıllık "Tuhaf Bir Çift" oyununun uyarlaması,
gene göz dolduruyor.

Aramıza
gene hoşgeldin, Neil Simon! Bu, üretken olduğu kadar nitelikli,
Yahudi olduğu kadar "dünyevi", güldürü ustası olduğu kadar düşündürücü
konulara eğilen ve modası hiç geçmeyen yazarın yeni bir oyununu
sahneleyen Gencay Gürün yönetimindeki Tiyatro İstanbul'un
yeni yapımı olan "Tuhaf Bir Çift" oyununu henüz görmediyseniz,
hiç vakit geçirmeden Mecidiyeköy Profilo Center'de kendinize bir
tiyatro söleni yaratın...

Özyaşamdan
sahneye
Neil Simon'u belki bazılarımız J.Fonda, Ann-Margret, J.Lemmon, W.Matthau,
D.Niven, R.Redford, R.Dreyfus aracılığı ile, geride kalmış "kombine
biletli" Konak-Site günlerinin California Suite, Murder By Death,
The Good-Bye Girl, Barefoot In The Park vbg. filmlerden hatırlayacaktır.

Peki, kimdir Neil Simon? Kendi deyişine göre "Bir yandan Yahudi,
diğer yandan New York'lu olma öğelerinin vermiş olduğu güldürü anlayışı
ile" bugüne kadar otuzu aşkın oyun yazmış ve bunların bir kısmını
senaryolaştırarak, böylece 1960 sonrasının Broadway/Hollywood Yahudi
devlerinin en büyüklerinden bir olmuştur. Tıpkı aynı ekolden olan
Woody Allen gibi, Neil Simon da gençlik yıllarında Yahudi kabare
sanatçıları, bu arada Jackie Gleason ve Jerry Lewis gibi döneminin
yıldızları için radyo ve TV skeçleri yazmış, bir ara New York'lu
Yahudi ailelerinin yazlık bölgesi Catskill'de unutulmaz Sid Caesar'in
sahne yapıtlarını kaleme almıştı.

Neil
Simon'un Yahudilik konusundaki düşünceleri bir hayli ilginçtir.
"Davet edildiğimde, sinagoga giderim" diyor ve şöyle devam ediyor:
"Orada Yahudilik duygularım gelişiyor, çünkü ait olduğum kimseler
ile birlikteyim." Yahudi olduğunu algılamak ve bununla gurur duymakla
birlikte, "Dinim ile ilgili sorup hiç bir şekilde yanıtını alamadağım
o denli çok konu vardır ki..." diyor - ve belki de bu nedenledir
ki, hemen hiç bir oyununda özgün Yahudi sorunlarını işlemiyor Simon.
Ancak, bununla birlikte, yapıtlarının başkişileri (Felix'ler, Harry'ler,
Oscar'lar) gerek hareketleri gerekse konuşma şekilleri ile birer
bilinçaltı Yahudi karakteridirler - her ne kadar, örneğin bir Woody
Allen'in "tipik" New York'lu Yahudi 'si olmamakla birlikte!

İşte, bu tür bir kentsoyluluğun vermiş olduğu kendine has deneyimler
ve özellikle 1950'ler sonrası ekonomik gelişme ile koşut olarak
bireyler arasında yoğunlaşan sorunlar, kadın-erkek ilişkileri ve
"evlilik müessesesi" - özetle A.B.D. orta/üst gelir düzeyi insanlarının
gündelik yaşamı, Simon'u bu konulara değinen "aydın güldürüler"
yazmaya itmiştir. Bu oyunların birçoğu özyaşamöyküsel öğeler taşır
- bu köşede daha önce de irdelemiş olduğum, ilk evlilik yıllarını
anlatan Barefoot In The Park (Tiyatro Bakış, 1997/98) veya ikinci
evliliğini işleyen Chapter Two (gene Tiyatro İstanbul (1997-99)
gibi.

"The Female Version"
Bilindiği kadarıyla, bu kez erkek kardeşinin yaşamından bir kesiti
işleyip 1965'de yazdığı "The Odd Couple", aynı yılda Broadway'in
saygın "Tony" ödüllerinden dördünü toplar: En Başarılı Yazar, Aktör
(Walther Matthau), Yönetmen (Mike Nichols - beyazperdeden tanırsınız)
ve Sahne Tasarımı. Oyunun büyük başarısı, 1968 yılında gene Matthau
ve Jack Lemmon ile çevrilen filmi doğurur, aynı konu yetmişli yıllarda
çok izlenen bir TV dizisine dönüştürülür ve 1993'de ikinci kez beyazperdeye
aktarılır.

Ancak
biz, "kumaş" perdemize dönelim: Oyunun aslı, karısı tarafınca terkedilen
Felix'in en yakın arkadaşı Oscar'ın evine taşınmasını konu edinip
"eşlerinden boşanmış iki erkek arkadaş, oldukça değişik özyapılarını
dengeleyip birlike yaşayabiliriler mi?" sorusunu irdelerken, yoldan
evlilik müessesesine dolaylı birçok göndermelerde bulunuyor ve arkadaşlık/evlilik
ikikelimini irdeliyordu. Derken, Simon'a değişik bir öneride bulunulur:
Aynı konuyu "ters-yüz" edip, oyundaki erkekleri kadın yapmak! Böylece
1980'lerin başlarında "The Odd Couple - Female Version" doğar
ve - aslı kadar olmamakla birlikte - gene oldukça beğeni görür.

İşte,
geçtiğimiz günlerde gösterime girmiş olan "Tuhaf Bir Çift",
deneyimli tiyatrocu Güncay Gürün'ün Türkçe'ye çevirip yönettiği
bu uyarlamadır: Bira içen kaba-saba Oscar, pasaklı-sevecen Olive
olmuş ve birkaç yıl önce Sadri Alışık Tiyatrosu'ndaki "erkek" rolü
ile "Ölü Bir Kelebek"te alkışladığım Nurseli İdiz tarafınca
dört-dörtlük bir başarım ile canlandırılıyor. Bordeaux şarapları
tutkunu, "mösyö" Felix ise, şimdi Florence olarak, cinselliğini
hamaratlılığının arkasında gizlemeye çalışan, terkedilmiş bir kadındır.
Türk tiyatro ortamının alçak gönüllü "diva"sı Arsen Gürzap,
her yorumunda olduğu gibi, bu kez de oyunun yıldızı, kanımca. Asıl
oyunda haftada bir Oscar'ın evinde pokerde buluşan, burada ise Olive'de
bir araya gelen erkek/şimdi kadın arkadaşlarını canlandıran diğer
oyuncular arasında, geçen yıl aynı sahnede "Sylvia" olarak (affedersiniz!)
"köpek-kız"ı üstün yeteneği ile canlandırımış olan İnci Türkay'ı
da özel olarak anmak isterim.

Gene de gülüyoruz...
Gelelim, asıl oyunda Oscar/Felix ikilisinin ilişki kurduğu, İngiliz
Gwendolyn ve Cecily Pigeon kardeşlerine: Bu kez, New York'a yerleşmiş
üst kat komşuları İspanyol Manolo ve Jesus Costazuela biraderleri
ile karşılaşıyoruz! Bir söyleşide N.Simon "Tam anlamıyla ciddi bir
oyun yazmaya da koyulsam, bir yerde güldürü öğesi öne sıyrılıp ağırlık
kazanıyor" derken, buna örnek olarak "Tuhaf Bir Çift"i göstermişti.
İşte, çok sevdiğim Avusturyalı kabare üstadı Karl Farkas'ın "Evlilik,
ömür boyu tutsaklıktır - üstelik, çift kişilik hücrede!" tanımını
anımsatırcasına, bu konuya burada birçok yerinde ileti getiren Simon,
bizleri gene de özellikle bu İspanyol çift ile doyasıya güldürmesini
bilmiştir.

Neil
Simon, yazarlığın ilk kuralı olan "en iyi bildiğin hakkında yaz"maktan
kendini alamıyor. Bu ustalığı ile bugüne dek A.B.D.'de iki Emmy,
dört Tony ve bir Pulitzer ödülü yanısıra Screen Writers' Guild Award'ını
almış, Broadway'de kendi adına bir tiyatronun kurulmasına yol açmış,
bundan öte New York Exclusive dergisinin bir eleştirmenine "Yeni
bir Neil Simon komedisi olmaksızın, yeni bir tiyatro mevsimi düşünülemez"
dedirtmiştir. - Bu bağlamda, bizi bu yıl da Simon'suz bırakmamış
olan Sayın Gencay Gürün ile Tiyatro İstanbul'a buradan teşekkür
etmek isterim...


Diğer
yazılar için tıklayınız
|