Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Robert Schild

Perde Aralığından...Güncelleme: 04.01.2002


"Evlenme"yelim mi yoksa?

19. Yüzyıl büyük Rus yazarı Gogol'un, dönemine taşlamalar yağdıran güldürüsü ile bugünkü çarpık yaşam kurallarına bir ayna tutan, çarpıcı-yenilikçi bir oyun.

Tiyatro Oyunevi'nde bundan üç yıl önce izlemiş olduğum "Hikâye-i Don Kişot"u bu köşeye taşırken, Orta Oyunu biçimindeki sahnelenişine parmak basmıştım. Gerçekten de, bu yenilikçi topluluğun başını çeken Mahir Günşiray'ın, geleneksel Türk tiyatrosuna gönül borcundan mı olsa gerek - 19. Yüzyıl Rus yazınının büyük üstadı Nicolai Gogol'un iki perdeli güldürüsü "Evlenme"yi de Orta Oyunu'na benzer bir ortamda sahneye koymuş. İzleyiciler, yüz metrekare dolaylarında olduğunu kestirdiğim dikdörtgen salonun duvar kenarlarında oturuyor ve ortada iki paspas ile ayrılmış "erkek tarafı" ile "kadın tarafı" olan bölmeler arasında gelişen devinimleri, bir tenis maçındaki gibi başlarını sağa-sola çevirerek izliyorlar!

Oyun, üç kadın ve dört erkeğin, "Eyes Wide Shut" filminden bildiğimiz, Şostakoviç'in "Jazz Suite"inin vals müziği ile sahneye girmeleriyle başlar - Orta Oyunu başlangıcı olan "raks" bölümüne bir gönderme! Ne var ki, diğer olası koşutluklar, benim gibi bu halk tiyatro türümüzün uzmanı olmayanlar için bundan pek ileriye gitmedi: oyundaki kişileri, Orta Oyunun geleneksel tiplerine pek benzetemedim; daha sonra ortaya çıkan erkek ve kadın çöpçatan ile Kavuklu ve Pişekâr arasındaki koşutluğu da (eğer varsa!) çıkaramadım, doğrusu.

"Travesti" toplum!
Gogol'un tiyatro başyapıtı sayılan "Müfettiş"ten iki yıl önce yazılmış ve alt başlığı "İnanılmaz bir Olay" olan bu acı kentsoylu taşlaması 1945 yılında Melih Cevdet Anday ile - şimdi sıkı durun! - "Şalom"a haftalık "İsrail Mektubu"nu gönderen emektar gazeteci ve bir dönemin saygın çevirmeni, Ağabeyimiz Erol Güney tarafınca Türkçe'ye kazandırılmış.


Oyunun konusu, "evlilik müessesesi" dediğimiz, her birimizin başına gelmesi gereken olay ile onun oluşması üzerine kurulu. Gogol'un özgün metni, her ne kadar evlenmek isteyen memur Patkolyosin'in açısından işlenmiş ise de, Günşiray'ın uyarlaması konuya iki ayrı "eşit kutuptan" yaklaşıyor - bir yandan gelin adayı, Gogol'da biraz geçkin mirasyedi, ancak burada geçkinliği pek de ortaya dökülmeyen varlıklı Agafya, halası Arina ve hizmetçisi Dunyaşka ile diğer yandan dört ayrı damat adayının açılarından. Günşiray'ın yönetimi, Podkolyasin'i evliliğe özendiren dostu Koçkarev'de aynı sürükleyiciliği bırakmışken, "itici" kadın çöpçatan Fekla'yı daha çok odağa almış gibi...

Gogol'un sunduğu iletiler, soylu-asker-tüccar-memur çekişmesinin öne çıktığı 19. Yüzyıl Çarlık dönemine (ki, o yıllarda birer sömürü nesnesi olan mujik = köylüler ve henüz ortada belirmemiş işçi kesimi konu sayılmazdı!) has taşlamaları içeriyor - izlediğimz uyarlama ise, bunların günümüze uygun olanlarını devralmış... Nedir bunlar? Evlilik ve "aşk" pazarlaması olguları yanısıra, özdekçilik (= materyalizm), gösteriş, kültürlü görünmeye öykünme, yüzeysel duygusallık, fırsatçılık - veya oyunun program kitapçığında belirtildiği gibi "...kendini olduğundan daha ... medeni göstermeye çalışan bir toplumun 'travesti" bir konum yaşamasıyla düştüğü absürd, tuhaf, gülünç durumlar..." - kutlanılacak, olağanüstü yerinde bir benzetme!

"Risk" ve yenilikçilik
Oyunun ilk bölümünde "kadın tarafı"nda gelin adayının hazırlanışı ön plandayken, "erkek tarafı"ndaki hazırlıklar, olduğunca sessiz biçimde gelişiyor; kendi halindeki memur İvan Kuzmiç Patkolyosin ise, ancak çöpçatanların özendirmeleriyle daha ileride bu "yarış"a katılacaktır. İddia sahibi diğer adaylar ise, sırasıyla öne çıkarlar: "Mümeyyiz" İvan Pavloviç Omlet, geniş omuzlu ve yakışıklı olması yanı sıra, işinde de başarılı ve dolayısıyla kendinden pek emin. İnce ve görgülü Nikanor İvanoviç Anuçkin, "Fransız ekolünden" olduğunu "rrre"li konuşmasıyla betimlemekte. Emekli deniz subayı Baltazar Baltazaroviç Jevakin ise, ne başındaki kalpağı ile kelliğini, ne de anlattığı Sicilya anılarında romantizminin yapaylığını gizleyemiyor!


Her biri soyluluğa özenen bu damat adaylarını böylece tek tek tanımamızın ardından, gelinliğe hazırlanan tüccar kızı Agafya Tinohovna ile önce tek tek tanışmalarına, daha sonra ise birlikte karşılaşmalarına tanık oluyoruz. İşte burada Gogol, döneminin St. Petersburg kentsoyluluğuna "ince" olmaktan çok, "vurucu" taşlamalarını yöneltmekte; örneğin karşılaştığı yapaylığa karşı Agafya'nın "Amaan, hiçbiri para etmez, çünkü hepsi soylu. Bunların yerine bir tane şöyle tüccar olsaydı, daha iyiydi!" gibi haykırmasıyla. Sonunda ise, tüm bu "dangıl-dungul" veya "takır-tukur" damat adaylarından en alçak gönüllüsü olan, çekingen memur Patkolyosin'i kendine eş olarak seçecek, ancak "Acaba gerçekten kaçıp gidemez mi insan?" sorusunu -Gogol'daki gibi salt damat değil - bu kez, kendisi de soracaktır!

"Evlenme", sadece on dört günlük bir prova süreci sonunda sahnelenmiş. Kuşkusuz ki, bu süreç belirli çekinceler taşır. Ancak, gene program kitapçığında sorulduğu gibi "Belki de tiyatronun hâlâ heyecan veren yanlarından biri de, oyuncuların ve seyircilerin bir riske ortak olmaları değil mi?" Gerçekten, biraz da Orta Oyun'da veya İtalyan commedia dell'arte'de olduğu gibi, doğaçlamanın tiyatronun özüne geri dönmesi için, böylesine bir "risk", taze bir yenilikçilik getirmiyor mu, özlemini duyduğumuz doğal tiyatro ortamına?

"Yenilikçilik"ten söz etmişken - çağdaş sahnelerde perdenin artık sık sık kullanılmadığını görmekle birlikte, oyuncuların izleyiciler önünde hazırlandıklarına henüz pek rastlanmamasına karşın, bu oyunda "kadın" ve "erkek" taraflarının aynı sahnede eşzamanlı biçimde oyuna hazırlanmalarına tanık olmak, ayrı ve oldukça keyifli bir deneyim olmuştur. Claude Leon'un ince ayrıntılara yer veren, özellikle pembe yuvarlak koltuk ile dantelleri içeren dekoru, kız evine giren erkeklerin kadın terliği giyme gereksinimini "emreden" Mahir Günşiray'ın titiz yönetimi ve - başta Ece Eroğlu olmak üzere - oyuncuların başarıları, "Evlenme"yi mevsimin ilginç ve görülmeye değer bir oyunu konumuna getirmiştir.

"Hikâye-i Don Kişot" irdelediğimde de belirtmiş olduğum gibi, ülkenin "popüler" kültür (!) ortamı karşısında yılmak bilmeden birtakım nitelikli yapıtları sahnelemekten başka tutkuları olmayan bu "Don Quixote"ler aramızdan eksik kalmasın!

 



Diğer yazılar için tıklayınız



KÜLTÜR SANAT

KS EDİTORÜ'NDEN

PERDE
ARALIĞINDAN


SİNEMA

KİTAP

MÜZİK

ETKİNLİK

RÖPORTAJ

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla