Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Robert Schild

Perde Aralığından...


"Zıkkımın Kökü" nereye kadar gider?

Düşsel bir ülkede yaşanan ekonomik kriz ile başa çıkmaya çalışan "halktan" bir cumhurbaşkanının traji-komik öyküsü.

Her ne kadar "krizi atlatmış" (Kemal Derviş) gibiysek de, Ferhan Şensoy'a göre Türkiye, kendi çocukluğundan bu yana IMF'siz günler görmemiş olduğundan, iki aydır gösterimde olan "Kökü Bitti, Zıkkım Zulada" oyununun güncelliği kolay kolay geçmeyecektir. Dahası, Ortaoyuncular'ın 1980'de sahneledikleri "Kahraman Bakkal Sürermarket'e Karşı" nasıl 1990'da gene ilgi ile izlenebilmişse, topluluğun bu oyunu (ne yazıktır ki) kolay kolay "demode" olmayacaktır…

İyiler ve kötüler
Yazar, yönetmen, oyuncu ve tiyatro sahibi Ferhan Şensoy'u 1980'den beri izlerim - kendimce halen başyapıtı sayılan "Şahları Da Vururlar"dan başlamak üzere, Alman güldürü ustası Karl Valentin'i andığı "İçinden Tramvay Geçen Şarkı", 1987'den bu yana 1300'e yakın kez karşımıza çıktığı "Ferhangi Şeyler", bir diğer köşetaşı sayılan "Soyut Padişah" ve yakın geçmişte alkışlayıp bu köşeye de getirdiğim "Çok Tuhaf Soruşturma" gibi, kimi keskin eleştiriler getiren başarılı oyunlarıyla. Öte yandan, bugüne dek sahnelediği otuzu aşkın yapıt arasında, bence hiç de başarılı olmayanları da vardı; "Hayrola Karyola", "Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu", "Köhne Bizans Operası" ve zaman zaman belden oldukça aşağıya kayan, bir ara Boğaz kıyısına bağlı bir gemide sahnelenen oyunları gibi…

Hiç kuşku yoktur ki, yabancı tiyatro, kabare türü ve tuluat sanatını başarılı biçimde harmanlamasını bilmiş, ülkemizin ender yetiştirdiği tiyatro adamlarındandır Şensoy - ve bu özelliğini, Aristophanes, Brecht ve Çehov gibi ustaların oyunlarını uyarlarken de göz dolduruyor; yeter ki, bayalığa kaçmasın…

"Parodi" değil
"Kökü Bitti, Zıkkım Zulada" yı izlerken, 1939 yılında Dachau'da ölen Avusturyalı-Yahudi Jura Soyfer'in "Astoria" oyununu anımsadım. Bilemem, Şensoy Soyfer'den etkilenmiş midir (burada kesinlikle bir uyarlamadan söz edilemez) - her iki oyun düşsel, iflas etmiş ve siyasetçilerinin diz boyu yolsuzluk içinde dolaştıkları bir ülkede geçiyor ve her ikisinde asıl önemli olan, ulusal kaynaklardan çok, "iyi" çalışan bir devlet düzenidir! Sınırları Zaksonya ile Tüldişi Sahili'ne dayanan Takımsal Takımadalar Cumhuriyeti, ekvatora yakın olmakla birlikte, Avrupa Birliği'ne girme umudu yıllarca sürdürmektedir! Devlet kasası tam takır. IMF'ye borcu, günden güne artıyor. 1300'e(!) varan bakan sayısı (örn. "UFO'lar İle İlişkiler Bakanlığı" gibi) ve yeni yeni vergi türleri ("Küreselleşmeye Uyum Vergisi") ile dünyada belki de tektir. Memurlar aylardır maaş alamamıştır, halk işporta tezgâhlarına bile uğrayamıyor - ne var ki, her şey dolar ile ölçülüyor ve bu para birimi, baş döndürücü bir hızla artmaktadır…

Derken, TTC Cumhurbaşkanı istifa edip ülkeyi terkeder - ve ceplerini henüz yeterince dolduramamış olan Başbakan ve arkadaşları, halktan bir kimsenin Devlet Başkanlığı'nı devralması için paçaları sıvarlar. Emniyet birimlerinin araştırmaları sonucu, günlerce doğru dürüst yemek yiyemeyip kafesteki kuşunu midesini indirmeyi düşünen, elektriği kesik olduğu için evinde eşi ile mum ışığında oturan bir gariban, bu görev için seçilir.

Bundan sonraki olaylar, Ferhan Şensoy ile eşi Elif Durdu'nun, Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ndeki yaşamları ile Başbakan (Tarık Pabuçcuoğlu) ve Maliye Bakanı (Ali Çatalbaş) arasındaki "politik istişareler" biçiminde gelişiyor. Gittikçe yoksullaşan halk ise, sokağa düşmüş ve artık tinere de para bulamayan gençlerin önderliğinde yağma ve başkaldırılara yönelmişken, Cumhurbaşkanı kendince eyleme geçer….

Şensoy'un belirttiğine göre, TTC, TC'nin ve konu edilen siyasetçiler, bizdekilerin bir "parodisi" değildir - bu ülkenin tanımı, gittikçe küreselleşen dünyada nice bölgede görülen ekonomilerin yarattığı toplumsal ve siyasi kargaşanın aynası olsa gerek. Böylesi durumda olan dükkânlar kepenk kapatacakken, devletler bunu yapamıyor ve böylece kimi fırsatçıların yönetiminde "krizden çıkmak" için, bataklığa gittikçe daha çok saplanıyorlar.

Çağdaş "koro"
"Kökü Bitti, Zıkkım Zulada", Ortaoyuncular'ın ne yukarıda değindiğim köşetaşları'ndandır, ne de bayağılık düzeyine düşüyor. Şensoy'un metinleri keskin, zaman zaman vurucu ve belden aşağıya kaymıyorlar (pek). Diğer rollerde, yıllardır beğeni ile izlediğimiz Rasim Öztekin, Levent Uysal ve Celal Belgil yanı sıra, Şensoy'un "Nöbetçi Tiyatro"sundan yetişme genç oyuncuların tümü göz dolduruyor - toplam 18 kişi ile, öğrendiğim kadarıyla, sponsoru tarafınca yarı yolda bırakılmış bir topluluk için geçekten özverili bir çalışma.

Bu arada, Ferhan Şensoy'un tasarımı olan pet şişe ağırlıklı ve aynı malzemeden yapılmış dekorlara özel ilginizi çekmek istiyorum; ne denli "ekonomik"tirler bilemem, ancak fikir özgün olduğu kadar, sahneler arası devinimi de kolaylaştırıcı olsa gerek. Ancak Şensoy'un yazar, yönetmen, oyuncu ve dekor tasarımcısı olarak oyuna katkıları bitmiyor - giysilere de el atmış ve - kriz koşullarından olsa gerek - pantalon paçaları veya gömlek kollarını teke indirtmiştir!

Oyunda özellikle beğendiğim, konulu sahnelerin arasına serpiştirilmiş tinerci çocuklar'ın dans ve şarkılarıdır. Bu bölümler, antik tiyatro yöntemini çağrıştıran bir çeşit çağdaş "koro" oluştururken, gelişen olayların sonunu getiren "tinerci çocuklar devrimi"ni de hazırlayarak oyuna güzel bir devingenlik katıyor.

"Peki, "zıkkımın kökü nereden çıktı?" diyecek olanlara, TTC'li gazeteci-yazar Yosneş N. Namso'nun sözleri ile yanıt verelim: "Zıkkım bilindiği gibi, ülkemizin bütün adalarında, yalnızca kökü yenen bir sebzedir. Eskiden kök yenir, zıkkım bölümü atılırdı. Ekonomik kriz dolayısıyla halk zıkkımı atamamakla kalmamış, daha kötü günler için zulalamak durumunda bırakılmıştır."

Çağdaş Türk tiyatrosunun belki de en çok yönlü sanatçısı Ferhan Şensoy'un Ortaoyuncuları, tek bir mevsime sığdırdıkları altı oyunla, aynı zamanda sahnelerimizin en üretken ve çalışkan topluluklarındandır - bir yandan ilgi ve desteğinizi esirgememenizi, ancak aynı zamanda nitelikli oyunlarını da kaçırmamanızı öneririm…


Diğer yazılar için tıklayınız



KÜLTÜR SANAT

KS EDİTORÜ'NDEN

PERDE
ARALIĞINDAN


SİNEMA

KİTAP

MÜZİK

ETKİNLİK

RÖPORTAJ

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla