|

"Bay
Knepp" de kim?

İzleyicilerine
"zor" oyunlar sunmayı ilke edinmiş Aksanat Prodüksyon Tiyatrosu'nun
Arjantinli çağdaş bir yazardan sunduğu çarpıcı yeni oyunu, siyasi
eleştiriler getirmekle birlikte, bireylerin baskı karşısındaki ruhsal
durumunu da başarılı bir biçimde irdeliyor.

Oyununu
izlemeye hazırlandığınız bir yazarı tanımıyor ve kaynaklarınızda
da bulamıyorsanız ne yaparsınız? Internet! Peki, internette de bu
yazar hakkında yazılanlar, çoğunlukla bilmediğiniz bir dilde (İspanyolca)
ise? Sefarad eşinize danışır - ayrıca "daha samimi" bilgi edinmek
de istiyorsanız, Jorge Goldenberg'e bir e-mail "atarsınız"!

Bu yoldan, yeni dostum Jorge'nin babasının, bugün Moldava Cumhuriyeti
olan eski Romanya kenti Kichinev'den 1928'de, annesinin ise, bugün
Beyaz Rusya Cumhuriyeti, önceden Polonya'daki Kobryn kasabasından
1936'da Arjantin'e göç ettiklerini öğrendim. Ana dili İspanyolca
olmakla birlikte, evinde çoğunlukla Yidiş konuşulurmuş ve kendisi
de, bu lisanı halen iyi bildiğini söyler. Jorge Goldenberg, sinemadan
tiyatroya geçmiş bir yazardır. Sinema eğitiminin ardından daha çok
beyazperde için senaryolar ve bu arada ona yakın oyun yazmış, çeşitli
ödüller almış. Sahne yapıtları birçok dile çevrilerek Latin Amerika
yanı sıra ABD, Avrupa ve İsrail'in saygın tiyatroları ile Avignon
ve Taormina gibi festivallerde oynanmış. Şubat ayında ise, İstanbul'a
geleceğini bildiriyor!

Bilimsel" bir araştırma
Aksanat Prodüksyon Tiyatrosu'nda izlediğimiz "Bay Knepp",
1982-83 yılında yazılmış ve Goldenberg'in bildirdiğine göre, ilkgösterimi
daha Arjantin'deki diktatörlük dönemi sürerken yapılmış. Gene yazara
göre, yapıtın özgün adı olan "Knepp", aslında özel bir anlam
taşımaz ("It means nothing...") ve oyunda gerçek kimliğini
gizlemeye çalışan bir kişinin adıdır sadece. (Öte yandan, başrol
oyuncusu Tilbe Saran'ın Sabah Gazetesi'nde yayımlanan bir söyleşide
yazardan aktardığına göre bu isim, "Buenos Aires'in arka sokaklarında
polis anlamına da geliyor.")
Oyunun tümü, Maria Elena'nın yatak odasında geçiyor. Annesi ile
birlikte oturan bu yalnız kadının eşi, devlete karşı başkaldırması
sonucu bir süre önce kayıplara karışmıştır. Sonradan öğrendiğimiz
kadarıyla, kocasının en iyi arkadaşı ile onu daha önce aldatmış
olan Maria Elena, bu kişi ile halen görüşmekte ve sevişmektedir.
Bir akşam, kadının odasında ansızın evrak çantalı, takım elbiseli
ufak-tefek bir adam belirir. Bildirdiğine göre, bilimsel bir araştırma
yürütmektedir ve bu yalnız kadını denek olarak kullanmayı önerir.
Karşılığında ise, kayıp eşi ile haftada bir kez telefondan görüşebilecektir.
Kocasına büyük özlem duymasına karşın Maria Elena, bu öneriye önce
kuşku ile bakar; üstelik araştırmanın ne amaçla yürütüldüğünü de
anlamamıştır, ancak Knepp'in yarı inandırıcılığı, yarı gözdağcılığı
karşısında sonunda kendisiyle bu konuda anlaşır. Bundan böyle, her
Cuma telefonun çalmasını bekler, odada bulunan Bay Knepp'in denetimi
altında kocasına hafta boyunca ne yaptıklarını anlatır, onun aşk
dolu sorularını yanıtlar, nasıl makyaj sürdüğünü, ne renk elbise
giydiğini anlatır, ancak "senin orada da yağmur yağıyor mu?"
türünden, azıcık kuşku uyandıran soruları üzerine, bağlantı hemen
kesiliverir!
Oyunun bundan sonraki bölümü, kadın-araştırmacı/ajan(?)-sevgili
üçgeni ile geri plandaki annesi arasında gelişiyor. Unutmadan belirtmem
gerekir - Maria Elena ile Knepp arasındaki ilişki, belirli incelik
kurallarını her aştığında, bu gelişmeyi önlemek amacıyla olsa gerek,
kapıda bir sivil polis belirmekte, ancak -ilginçtir- bu "kanun koruyucusu",
Knepp'i nedense hiç görmez!

"Üçlü"
baskı
Bu sütunlarda hemen tüm oyunlarını irdelemiş olduğum Aksanat Prodüksiyon
Tiyatrosu, her izleyiciye yönelmeyen, kimi tiyatroseverler tarafından
bile "zor" diye nitelenen oyunları yeğlemekte. Ne var ki, örneğin
geçen yıl Brian Friel'den seçtikleri "Molly S. - Görmeye Dair"
oyununda da olduğu gibi, "Knepp" de bir takım olağanüstü
önemli konulara parmak basıp, çarpıcı iletiler getiriyor.

Bu
oyunda kuşkusuz ki ön planda işlenen kayıp kimseler konusu (bknz.
Costa-Gavras'ın "Missing" filmi - veya Sabah Gazetesi'nde
değinilen Türkiye'deki "Cumartesi Anneleri" benzetmesi) yanı
sıra, bana kalırsa Goldenberg'in irdelemek istediği asıl öğe, bireylerin
karşılaştığı çok yönlü baskılar ile baş etmeleri konusundaki ruhsal
durum ve içinde bulundukları ikilem(ler)dir. Şöyle ki, Maria Elena
a) bir yandan Knepp aracılığı ile devletin "özdeksel" (=maddi)
polisiye baskısı,
b) diğer yandan, kocasını telefondan "boşamasını" esinleyen sevgilisi
aracılığı ile "tinsel" (=manevi) aşk baskısı,
c) üstelik -bu konuyu destekleyen- annesi aracılığı ile de "ailesel"
baskı altındadır.
Arada bir kapıdan içeri giren polis ise, cabası! (Bu arada, polisin
Knepp'i bir türlü ayrımsamaması, özellikle Latin Amerika polis/cunta
devletlerinde görülen, "kanun adamları"na hiçbir zaman güven olamayacağının
özellikle çarpıcı bir simgesidir, bence.)

Ancak - tüm bu çok yönlü baskılara karşın, Maria Elena yılmaz! İnsandan
çok, bir robot gibi davranan Knepp bile, bir ara "bilimsel araştırmasını"
kenara itip kadının cinsel çekiciliğine dayanamayarak pantalonunu
indiriverir (ve burada, gene kapıda beliren polis sayesinde, ilginç
bir "coitus interruptus"a tanık oluyoruz!) - Maria Elena
ise, oyunun sonuna dek "mıhhh"!

Tiyatro yaşamında Shakespeare ve Ibsen uyarlamaları da yapmış olan
Jorge Goldenberg, bu oyununda izleyicilerini derinden sarsmasını
biliyor, oturdukları koltuklarda rahat ettirmiyor. Bu bağlamda,
düşünür/yazar Vedat Günyol'un Cumhuriyet'te yayımlanan "Sarsmak
Üzerine" başlıklı yazısından bir alıntıyı paylaşmak istiyorum
sizlerle: "Rahatı kaçan insan, her şeyden önce düşünmeye, aklını
kullanmaya adımını atan insandır... Aydının görevi, düşünmeyen insanları,
rahatlarını kaçırarak kafalarını işletmeye zorlamaktır."

Yönetmen Işıl Kasapoğlu da, Sabah ile yapmış olduğu söyleşide
Aksanat Tiyatrosu için "Biz bir yolculuk yapıyoruz, insanlar katılıyor..."
derken, en azından bu oyunu birlikte gördüğüm arkadaşlar için gerçeği
söylemiş. Başroldeki Tilbe Saran ise, bugüne dek gördüğüm
tüm oyunlardaki büyük başarısını bu kez daha da geçmiş - oyun, O'nun
oyunu! Bay Knepp'i canlandıran Köksal Engür, tüm başarımına
karşın, Saran'ın gölgesinde kalıyor; diğer oyunlarda (ve
daha önceleri Devlet Tiyatrosu'nda) candan alkışladığımız değerli
sanatçı Cüneyt Türel ise, ne yazık ki, bu oyundaki oldukça
cılız rolünü hak etmemiş, kanımca.

Peki - Bay Knepp, kim? "Araştırmacı" olmadığı belli - ancak, gerçek
bir gizli polis mi, veya -eşimin savladığı gibi- sadece Maria Elena'nın
düşlerinde yaşayan bir (anti-)kahramanı mı? Bu soruyu Jorge "dostuma"
yönelttim - ancak yanıtı "mailbox"uma daha düşmedi!

Diğer
yazılar için tıklayınız
|