Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Robert Schild


Perde Aralığından...Güncelleme: 07. 02. 2002


"Ödünç Yaşamlar" ve "Dolunay Katili"

Ali Poyrazoğlu'nun bize "stand-up comedy"nin ne olduğunu "öğrettiği" tek kişilik gösterisini özellikle önerirken, Sadri Alışık Tiyatrosu'ndaki "Dolunay Katili" güldürüsüne, başta Selçuk Yöntem'in başarılı oyununu görebilmeniz için değinmek istedim.

İstanbul sahnelerinde gösterime giren oyunlar, peş-peşe, sanki bir makineli tüfekten çıkarmışcasına üstümüze geliyor! En nitelikli olanlarına bile yetişmek güç, ve işte bu nedenle, sizlere bugün iki oyunu kısaca tanıtmaya çalışacağım...

Simgeler ve doğaçlama
Ali Poyrazoğlu'nun "Ödünç Yaşamlar"ını, gösterime girdiği daha ilk haftasında, Ekim ayının ortalarında izledik. O sıralarda bu köşede "Kobay" oyunu daha yeni yer almıştı, ve bu nedenle bu sanatçımız hakkındaki yazıyı biraz bekletmek istedim. Derken, "Ödünç Yaşamlar" - benim de önerimle - birçok dostum tarafınca zevkle izlendi ve kent çapında büyük beğeni kazadı. O sıralarda bu köşede "Speer", "Evlenme" ve "Schweyk" gibi "gerçek tiyatro" yapıtları sıraya girmişken, bu ilginç oyunu sizlere ancak bugün tanıtabiliyorum.

Peki, Poyrazoğlu'nun sundukları, "gerçek" tiyatro değil mi yoksa? Kabare ve onun bir alt türü olan stand-up, Almanların terimiyle "Kleinkunst", yani bir çeşit "küçük sanat" sayılmakta - ve geçekten de, oyunlarına yukarıda değindiğim Gogol veya Brecht gibi yazarların tiyatro ürünleri ile pek de karşılaştırılamaz. Beri yandan, Paris'te başlayarak özellikle Berlin ve Viyana üzerinden ABD'ne ulaşmış olan kabare tiyatrosu ve orada, örneğin Lenny Bruce ve Woody Allen gibi Yahudi sanatçılarca nitelik kazanmış olan stand-up, halk ile iç-içedir ve böylece, belki de biraz da bizim orta oyunu gibi, daha geniş kitlelere yönelebilen ve bu bakımdan da, daha "doğal", dahası "doğaçlamaya" açık bir tiyatro türüdür..

İşte, bugüne dek neredeyse yirmi yıla yakındır çeşitli "gerçek" oyunlarda izleyip alkışladığımız Ali Poyrazoğlu, "stand-up comedy"nin Türkiye'ye de gelip, ancak ne yazık ki -gene!- yozlaşarak salt bir "geyik muhabbeti" veya gevezelik düzeyinde kendini sevdirmeye başlatılmasını konu ediyor ve bu bağlamda, "sözde" stand-up'çılarımıza, bu "küçük sanat"ın gerçekten de sanat olabileceğini, bir güzel göstermekte!

Poyrazoğlu, temelde aynı başlığı taşıyan kitabından sunduğu bazı öyküleri sunarken, onları o anda salonda bulunan izleyicilere yönelen doğaçalamalar ile ustaca pekiştirip, sahne devinimindeki dengeyi büyük bir beceri ile sağlamasını biliyor. Tüm düşsel anlatımları - özyaşamöyküsel olsunlar (unutulmuş bir antik tiyatro öreninde bir gece karşılaştığı kendi gençliği ile hesaplaşması), veya simgesel (denizden çıkma, ancak musluk suyuna veya tasma ile sokakta gezdirilmeye alışmış bir balığın, günün birinde yeniden denize atıldığında, boğulması gibi!) - kesinlikle derin anlamlı ve düşündürücüdür. Ne var ki Poyrazoğlu'nun kendisi, "entelliğin" arasında asla boğulmayarak sık sık güncel yaşamın ve özellikle karşı çıktığı "pop kültürü"nün düzeysizliğine bayrak açıyor. Oyunu izlememin ardından Bizimtepe'de katıldığım ayrı bir söyleşisinde de yinelediği gibi, Türkiye'deki "tiyatro krizi"nin izleyici eksikliğinden çok, tiyatroların repertuvarlarına bağlı olduğunu, örnekleriyle savunuyor. Bu bağlamda, neredeyse üç aydır "kapalı gişe" oynayan bu çok yönlü ve ilginç gösterisini henüz izleyememiş okurlarımın, gerek Muammer Karaca Tiyatrosu'nda, gerekse Anadolu yakasının çeşitli sahnelerinde sergilenen "Ödünç Yaşamlar"ı kaçarmamalarını, öte yandan Poyrazoğlu'nun birçok nefis öykü ve denemesini içeren Can Yayınları'nda çıkmış olan kitabını okumalarını öneriririm.

İlk sırada otursaydık!
Atlas Pasajı'ndaki "Küçük Sahne"de yıllardır beğeni ile gittiğim Sadri Alışık Tiyatrosu'nda, geçtiğimiz mevsimlerde Selim İleri'nin tarihi/belgesel oyunları "Allahaısmarladık Cumhuriyet" ile "Mihri Müşfik - Ölü Bir Kelebek"in ardından, iki yıl önce Dario Fo'nun nefis ve eleştirel "Sıradan Bir Gün" güldürüsünde parlak bir Çolpan İlhan'ı izledikten sonra, geçen mevsim, 1892 (!) yılında yazılıp günümüze uyaralanmış "Amerikan Hala" farsını görmüştük.

Bu saygın sahne, 2001/2002 mevsimini benzer türde açmış. Gerçi bu kez, Avusturyalı film yönetmeni Rolf Olsen'in "Dolunay Katili" isimli özgün bir polisye güldürüsünü yeğlerken, çok daha iyi oyunculara yer verildi. Sahne etkinliğini aynı biçimde sürdüren Çolpan İlhan'ın yanında, yıllanmış film yönetmeni ve senaryo yazarı rolündeki Selçuk Yöntem, bu oyunda büyük bir başarı sergiliyor. TV izleyicisi olmadığımdan, "Dadı" dizisinden büyük kitlelerce bilinen, alımlı Seray Sever'i ilk kez izledim - ve gişe sorumlusu, sevecen Soral Hanım'ın "size ilk sıradan yer verelim" önerisini kabul etmediğime, sonradan gerçekten üzüldüm!

Hale Kuntay'ın dilimize kazandırdığı ve Meray Ülgen'in yönettiği oyunda, alışılagelmiş "orta-yaş bunalımı" ile başedemeyen, bir zamanların ünlü yönetmeni ile aktris eşi arasındaki aile sorunlarına tanık olurken, yeni komşuları olan güzel bir fotomodel çıkagelir ve - her yanı çarpık - bir "üçgen ilişkisi" başlar. Derken, aynı mahallede çeşitli eylemlerde bulunan sapık bir katile karşı duyulan korkudan yararlanarak, çiftin yaratmaya çalıştıkları bir düzmece ile işler daha çok karışır! Fotomodeli sorgulamaya gelen polis memuru (Mehmet Esen) ile böylece dörtlü bir köşe kapmaca sergilenirken oyun, beklenmedik bir gelişme ile biter.

"Dolunay Katili", aslında herhangi özgün bir ileti getirmeyen, kolayca izlenip zaman zaman güldüren, ancak her şeyden önce özellikle Selçuk Yöntem'in başarılı oyununu alkışlamak için gidilebilecek, ne var ki, mevsimin pek akıllarda kalmayacak bir oyunu. Gönül isterdi ki, Sadri Alışık Tiyatrosu önümüzdeki aylarda daha nitelikli bir yapım ile yeniden karşımıza çıksın...

   



Diğer yazılar için tıklayınız



KÜLTÜR SANAT

KS EDİTORÜ'NDEN

PERDE
ARALIĞINDAN


SİNEMA

KİTAP

MÜZİK

ETKİNLİK

RÖPORTAJ

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla