|



Adem'in
Trenleri
Barış
Pirhasan, öğrencisi İsmail Doruk'un senaryosundan çektiği filmde
Nurgül Yeşilçay, Cem Özer, Ümit Çırak, Derya Alabora oynuyorlar.
Öykü şöyle: Bekir'in
kirletip terk ettiği Hacer'i ailesinden korumak için nikahına alan
Hasan Hoca, ona elini sürmez. Bunu Allah'ın kendisine bir sınavı
olarak kabul eder ve bir gün Bekir'in Hacer'e döneceğine inanır.
Onca yoksulluğuna rağmen yıllar boyunca Hacer'e ve dünyaya getirdiği
Fatmacık'a karşılık beklemeden bakar. Zamanla ikisini de çok seven
Hasan Hoca, kendisinden ayrıldıklarında acı çekmemek için sevgisini
belli etmez, hep mesafeli durur onlara. Bu yüzden onu babası bilen
Fatmacık, küçük bir çocuğun bir babadan beklediği sıcaklığı ondan
alamaz. İki tarafın da kabullendiği bu yaşam, Hasan Hoca'nın bir
Ramazan günü Manisa'nın uzağındaki yirmi hanelik küçük tren istasyonuna
imam olmasıyla değişir, farklı bir nitelik kazanır. Hasan Hoca hiç
ummadığı biçimde Bekir'le karşılaşır. Emaneti ona iade etmek zorundadır;
"Bir gün gelip Hacer ile Fatmacık'ı alacağını biliyordum, ama benim
onları senin ayağına getireceğim hiç aklımdan geçmezdi." diyerek...



Romantik
Yedi
yılda tamamlanan filmin yönetmeni Sinan Çetin, oyuncuları ise Teoman,
Okan Bayülgen, Yasemin Kozanoğlu, David Hemmings. Öykümüzün kahramanı,
bir kızla tanışır. Onun sevdiği kızla birlikte mutlu olmasını ister,
ikisini ayıran kötü adamdan nefret ederiz. İşte bu noktada sinema
tarihi için tuhaf bir durum gerçekleşir: Kahramanımızın peşini bırakıp
kötü adamımızın öyküsünde alışılmadık bir yolculuğa çıkarız. Ve
artık kötü adam, kahramanımızdır. Ve aklımıza şu soru takılır: "Ya
hep inandığımız şey gerçek değilse?" Şaşırtıcı virajlarla ilerleyen,
insanı bir şeye inandırıp sonra ondan şüpheye düşüren "Romantik",
aykırı, beklenmedik ve bütün bildiklerimizi reddeden bir finale
ulaşır ve der ki: "İnanç perdesi ne kadar kalınsa, akıl güneşi o
kadar geç doğar."



23 Numara / The Number 23
Komedilerine
aşina olduğumuz Jim Carrey bu kez bir dramda. Joel Schumacher'in
yönettiği filmde Virginia Madsen, Logan Lerman, Danny Huston ile
rol alıyorlar. Kendi halinde sıradan bir adam, iyi bir aile babası
olan Walter Sparrow'un hayatı, eşinin aldığı "The Number 23" isimli
kitabı okumasıyla alt üst olur; çünkü kitap sanki onun hayatını
anlatır gibidir; ama asıl problem kitabın bir cinayetle bitmesidir...
23 sayısı konusunda takıntılı Fingerling isimli bir adamın 15 yıllık
bir cinayet itirafıyla ilgili kitabı okumaya devam ettikçe, kendi
hayatının da 23 sayısı tarafından kontrol altına alınmaya başladığını
düşünür. Giderek ruhsal dengesini yitiren Sparrow'un gerçek bir
katile dönüşme olasılığı var mıdır?



Umudunu
Kaybetme / The Pursuit of Happyness
Will
Smith, Jaden Smith, Thandie Newton ve Brian Howe bir babanın mücadelesinde
rolleri paylaşıyorlar. Yönetmenin, gerçek bir yaşam hikayesinden
önce Amerika'da 20/20 isimli bir televizyon programına, ardından
da perdeye uyarlanan "Umudunu Kaybetme" hakkındaki sözleri şöyle:
"Beni gerçekten çeken şey karakterin hayatta kalmak için umutsuzca
çabalaması ve onun için en önemli şeyin çocuğunu korumak olması.
Chris akla hayale sığmayacak şeylere katlanıyor ve en kötü anların
bile oğlunun hayatı üzerinde kötü bir etki bırakmamasını garantiliyor.
Aslında bu, bir ailenin taşıdığı birçok evrensel değer sayesinde
destansı hale gelen, umutsuz ve ne yazık ki gerçek yolculuğu." Will
smith kendi oğlu ile kameraların karşısında.



Skandal
/ Notes on a Scandal
Richard
Eyre'in yönettiği psikolojik gerilim filmi "Skandal"ın başrollerini
Oscar ödüllü iki ünlü yıldız paylaşıyor: Judi Dench (Barbara Covett
rolünde) ve Cate Blanchett (Sheba Hart rolünde). Filmde ikiliye
Andrew Simpson, Bill Nighy, Phil Davis, Michael Maloney, Juno Temple,
Max Lewis, Joanna Scanlan, Julie Mckenzie ve Shaun Parkes eşlik
ediyor. Zamanımız yalnızlık ve izolasyon zamanı. Milyonlarca insan,
büyük şehirlerde çok büyük kalabalıklar içinde ama ulaşabilecekleri,
paylaşabilecekleri birisi olmadan yaşıyor. Bu evrensel duygu, Zoë
Heller'ın 2001 yılında yayınladığı çok okunan romanı "What Was She
Thinking: Notes On a Scandal"ın da temelini oluşturuyor. Heller'in
İngiliz edebiyatının bir çok ödülüne aday olan bu romanından uyarlanan
filmin senaryosunu Patrick Marber yazmış. Büyük bölümü Londra'nın
tarihi bölgesi Eastbourne'de çekilen filmin görüntü yönetimini ise
iki Oscar ödüllü Chris Menges üstlenmiş.



Köstebek / The Departed
Oskar
ödüllerini toplayan film. Martin Scorsese ile oyuncular Leonardo
DiCaprio, Matt Damon, Jack Nicholson, Mark Wahlberg çalışıp kazandılar.
"Köstebek"in hikayesi 2004 yılında ABD'ye ulaşmadan önce, Asya'da
büyük başarı kazanan "Infernal Affairs" adlı 2002 tarihli Hong Kong
suç-gerilim filmine dayanıyor. Filmin ABD'ye gelmesinden kısa süre
sonra William Monahan yapımın Amerikan versiyonunun senaryosunu
kaleme almış. Senarist bu konuda şunları söylüyor: "'Infernal Affairs'i
izlememiştim ve senaryoyu uyarlamadan önce izlemek de istemiyordum.
Doğrudan Çince senaryonun tercümesinden çalıştım. Çevresinde yeni
karakterler yaratabileceğim harika bir ana hikaye vardı. Uyarlamam
tema olarak, insanların hayatlarında gerçekten yapmaları gereken
şeyden uzaklaşmalarından kaynaklanan trajediyi esas alıyordu."



Çirkin
Ördek Yavrusu ile Farecik / The Ugly Duckling and Me!
Hans
Christian Andersen'ın dünyaca ünlü masalının bu farklı uyarlaması,
Çirkin Ördek Yavrusu ve ona babalık yapan Ratso'yu anlatıyor. Michael
Hegner ve Karsten Kiilerich'in yönettiği çizgi filmin senaryosunu
Mark Hodkinson yazmış, filmin orijinal seslendirmesinde ise Morgan
Jones, Kim Larney, Paul Tylack, Anna Olson, Gary Hetzler, Danna
Davis ve Barbara Bergin görev almış. Toplum parodisi iyi bilinen
Anderson, Masalları, hoşgörüsüzlük, dar kafalılık ve küçük burjuvaların
önyargılarına karşı verdiği onun kişisel savaşın eserleri. Film
ekibi, "Çirkin Ördek Yavrusu"nu günümüz seyircisi için yeniden yorumlayarak
farklı bir hikaye olarak uyarlamış.
|