|

Türklüğü
Ölçmek / Nazan Maksudyan
Genç
ve yürekli araştırmacı Nazan Maksudyan'ın eseri, Türkiye'de histerik
düzeydeki ırkçı kalkışmaların geçmişine ışık tutan bir çalışma.
Eser, 1925-39 yılları arasında, ırkçı kuramların hangi araçlarla
ve nasıl geliştirildiğini belgeleriyle önümüze koyuyor. Yalnızca
sözü edilen dönemi anlamak değil, yaklaşık 90 yıldır devletin halkla
kavgalı oluşunu sorgulamak açısından da önemli. Milliyetçi kesimlerin
ırkçı karakteri sık sık dışa vuruyor. "Öteki"ne karşı düşmanlık
sürekli kışkırtıldığından, en ufak sürtüşmeler bile linç girişimine
dönüşebiliyor. Devlet, ırkçı girişimleri, kalkışmaları, uzun vadeli
politikaları gereği hoşgörüyle karşılıyor. İster devletten, yarı-sivil,
sivil kuruluşlardan, isterse sivillerden gelsin; ırkçılık, insanlığa
karşı işlenen bir suç olarak ortada duruyor. Türkiye'de bitmek tükenmek
bilmeyen bu ırkçı devinimi anlayabilmek için, biraz daha gerilere
gitmek, kökenlerini incelemek gerekir. Osmanlı'nın çözülüş döneminde,
bazı çevrelerce İmparatorluğun kurtuluşu olarak ileri sürülen ırkçı-Türkçülük,
ilk zararlı ürünlerini İttihat ve Terakki yönetimi altında vermişti.
Cumhuriyet'in devraldığı bu anlayış (ve kadrolar), ırkçı-Türkçülüğün
sürdürül(ebil)mesi için 'modern' yöntemlerden yararlanmaya yöneldi.
Toplumu 'muasır medeniyet' seviyesine ulaştırmayı kendisine iş edinip,
yeni toplumsal modelini Batı'dan alan anlayışın, ırkçılıktan uzak
durması düşünülemezdi... Bu kitap okunduktan sonra, Devlet Bahçeli'nin
Tekir Yaylası'ndan aşağıya, boz/kurtlarına, 'Ne Mutlu Türküm Diyene!'
diye seslenişinin ideolojik arkaplanı da kolayca anlaşılacaktır.
Kitap 2005'te Metis Yayınları'ndan çıkmıştı, ancak herkes takdir
edecektir ki, acilen güncel bir çalışma!



Uluslar Arası Politikayı Anlamak
NAlanında
yetkin akademisyenlerin kaleme aldığı Uluslarası Politikayı Anlamak
'Ulus - Devlet'ten Küreselleşmeye adlı kitap Alfa Yayınları'ndan
çıkarak raflardaki yerini aldı. Kitap,sadece uluslararası politikayı
değil, ulusal politikayı da biraz daha 'anlaşılır' kılıyor. Moderniteye
dayanan temellerinde ulus-devletin de ciddi yapıtaşları bulunan
küresel bir dünyada yaşıyoruz. Ulusal sınırların 'sınırlamakta'
zorlandığı; sermayenin, üretim mallarının, modanın, fikirlerin,
şiddetin, suçun sınır tanımaz bir küresel akışkanlığa kavuştuğu
bir dünya bu. 'Ulusal' ile 'küresel'in kesiştiği bu yeni dünyada
siyaseti anlamanın yolu 'iç'i ve 'dış'ı birlikte kavramaktan geçiyor.
Bu kitap böyle bir çabanın, arayışın ve gereğin sonucu olarak uluslararası
politikanın temel kavramlarını, kurumlarını ve aktörlerini ele alıyor.
Ulus-devletin dönüşümünü anlamadan küreselleşmeyi, küreselleşmeyi
anlamadan da ulus-devletin dönüşümünü anlamamız mümkün değil. Ve
her ikisini anlamadan da uluslararası politikayı... Devlet: Nereden
Nereye? Tanju Tosun Uluslararası Sistem Karmaşanın Uyumu / Ali Soner
Savaş ve Barış:Temel Seçenekler / Gökhan Koçer Güvenlik: Kimin Güvenliği
ve Nasıl? Tuncay Kardaş Jeo-Politik: Mekânın Siyasallaştırılması
ve Suiistimali / Şaban H.Çalış, Erdem Özlük Dış politika: Teorik
Perspektifler / Kemal İnat, Ali Balcı Uluslararası Hukuk: Normatif
Düzenin Gücü / M. Emin Çağıran Uluslararası Örgütler: Devlet- Merkezli
Sistemde Çöküntü / Mehmet Hasgüler, Mehmet B. Uludağ Uluslararası
Ekonomi Politik: Güç Siyasetinin Ötesi / Muhittin Ataman



Nietzsche'nin Öpücükleri / Lance Olsen
Dünyaca
tanınan insanlara dair yazılan her edebiyat yapıtı bir sığlığa,
biçimsiz bir gölgeye dönüşme tehlikesini taşır. Çok bilinen bir
öyküyü büyülenerek, büyüleyerek anlatmayı denemek, bir yazar için
en büyük meydan okuyuşlardan biridir. Hele "Uçuruma biraz fazla
baktığınızda, uçurum da sizin içinize bakmaya başlar" demiş bir
adamın en mahremine sokulmak, onu kendi rüyalarının parçalanmışlığından,
ruhundaki ve bedenindeki yırtıklardan seyretmeye kalkışmak, yansımalardan
bambaşka bir tarih yaratmak, okura bir kayboluşun izini sürdürmek
ve bütün bunları belki de yalnızca 'daha iyi yenilmek' için yapmak
düpedüz katıksız bir cesaret ister. Nietzsche'nin Öpücükleri bir
kitaptan çok bir yolculuk. Lance Olsen ise ağrılı bir denizin karanlık,
tekinsiz korsanı. Zamanı ve uzamı, güneşi ve ayı, ufku ve kuşları
tepetaklak edip, kendi fırtınasını dipsiz bir arzuyla başlatan yabanıl
bir kamaşma. Yapayalnız bir filozofun kalabalıklarını bıçağın ucunda
aktaran bir dil ustası. Kulaklarınız ve yüreğiniz uğuldayarak okuyacaksınız.
Işıl Özbek'in tercümesiyle, Versus Kitap'tan.



28 Şubat / Ali Bayramoğlu
İletişim
Yayınları'nda yakın tarihe dair herşey vardı; 27 Mayıs 1960, 12
Mart 1971, 12 Eylül 1980... Türkiye'nin "darbeler tarihine", 28
Şubat 1997'de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonrasında
açıklanan kararlarla "post-modern darbe" de eklenmişti. Türkiye
siyasi tarihine bir dönüm noktası olarak geçen kararlarla, ordu
bu kez de demokrasiye "balans ayarı" yapmıştı. Gazeteci-yazar Ali
Bayramoğlu, 28 Şubat, Bir Müdahalenin Güncesi'nde ülkeyi 28 Şubat'a
götüren süreci ele alırken, post-modern darbenin de bir analizini
yapıyor. Bir müdahale olarak 28 Şubat'ı diğerlerinden ayıran özellikleri,
siyasetin seyrine dair kalıcı etkilerini, asker-sivil ilişkileri
tarihinde oturtulacağı yeri işleyen Bayramoğlu'nun yazıları, basının
sürece yaklaşımını da "içerden" gözlemlerle sunuyor. Yaşanan baskılara,
gerilimli ortama rağmen 28 Şubat sürecine karşı çıkan sayılı aydınlardan
biri olan Bayramoğlu, siyasetin siyaset dışı merkezlerce yönlendirilmesinin
yarattığı tahribatı özgürlük ve demokrasi fikrini merkeze alarak
tüm yönleriyle değerlendiriyor. Post-modern darbenin üzerinden geçen
bunca zaman sonra hafızalarımızı tazelemek, bu çerçevede memleketin
hal ve gidişatına bir kez daha göz atmak için...


|