Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





 

Kitap
Güncelleme: 02. 02. 2007


Çoğul İspanya -Anayasal Sistemi ve Ayrılıkçı Terörle Mücadele Modeli / Akın Özçer
Önemli diplomatlarımızdan Akın Özçer, genç emekliliğinin acısını deneyimlerini ustaca yansıttığı kitabıyla paylaşıyor. Bu çok önemli kitap, ülke ve dünya ile ilgili, yakın tarihin kronik sorunlarına vakıf aydınları için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor. Okurlarımıza mutlaka edinmelerini öneriyoruz. İmge yayınlarından çıkan kitaptan: Franco'nun nasyonal Katolik rejimi emanet ettiği Kral Juan Carlos, mimarı olduğu kademeli demokratikleşme sürecinin İspanya'ya çağ atlatan demokratik bir anayasayla taçlandırılmasını sağlamıştır. Geniş bir toplumsal mutabakata dayanan 1978 Anayasası, ayrılıkçı çevresel milliyetçiliklerin entegrasyonunu sağlamak amacıyla simetrik bir özerklikler sistemi de oluşturmuştur. Zaman içinde esneyen bu sistem artık asimetrik, hatta federal bir nitelik taşımaktadır. Topraklarının bir bölümü Fransa'da kalan Euskal Herria devletini kurma ütopyasını dayatan ayrılıkçı Bask milliyetçiliği ise, bu geniş mutabakatın içinde yer almamakta ve terör boyutuyla, demokratik İspanya'nın bugüne kadar çözümlenememiş başlıca sorununu oluşturmaktadır. İspanya, ayrılıkçı terörle mücadelesinde, karşı terör ör-gütlenmesinden diyaloğa kadar her türlü yöntemi denemiş ve AB üyeliğiyle birlikte, "yasal siyaset karşılığı silah bıraktırma" gibi özgün önlemler içeren demokratik bir modele geçmiştir. 1976'dan ETA'nın sürekli ateşkes kararıyla başlayan sürece kadar, son otuz yılın tüm bu önemli siyasal gelişmelerini aktaran Çoğul İspanya, İspanya ile Türkiye arasında, bu bağlamda benzeşen ve farklılaşan noktalara da ışık tutmaktadır.



Buyruk ve İtaat / İsmail Mert Başat
"İnsanları daha güzele, daha iyiye, üretken bir kardeşlik temelinde daha aşkın değerlere ve dingin bir yaşama taşımak amacı, demokrasi ve sanatı dayanışmacı birer dost kılar. Ne ki, demos kendi gücünü bir farkındalık içinde ve kendisinde omurgalaşmadıkça, demokrasi de kırgınlaşan ve iğfal edilmeye karşı dirençsizleşen bir yapı sergiler. Sanat ise, demokrasi olmadan da kendisini var edebilmenin binlerce yıllık tarihini içinde taşımaktadır. Hatta demokrasi kapaklanıp gerilediğinde sanat, demokrasiye olan dayanışmasını, yoldaşlığa dönüştürür; karanlık arttıkça, bayrağını büsbütün dikleştirir. Tiranın gözünde ise demokrasi de, sanat da iktidarını tehdit potansiyeli barındıran iki düşmandır. Buyruk ve İtaat Kapitalizmin iktidar örgütlenmesi olarak "Yönetim"den, "Yönetim"e STÖ'leri tersten okumak Toplumsalın dönüştürülmesi İdeoloji prizmasında "Ben" ve "Öteki" Sanat, iktidar ve demokrasi Ortadoğu kültürel kozmogonisi açısından buyruk Sanat ve yaşam Modern şiirde dil, anlam ve diyalektik Eleştiri ve estetik Sanatta anlam yitimi Edebiyat ve barış.." Everest yayınları'ndan.



'Türk Sağı ve AKP' / Hasan Bülent Kahraman
Hasan Bülent Kahrman, Recep Yener'le söyleşerek hazırladığı yeni kitabında AKP'yi Türk Sağı'nın Cumhuriyetten beri süregelen temel karakteristik özellikleriyle akrabalığını ortaya koyarak ele alıyor ve irdeliyor. AKP, Türkiye'nin gerçeği. Ama AKP, kendisini açıklayabilen bir gerçek değil. Kendisini açıklayamadığı için de AKP'yi anlamak istiyorsak Türk sağının gelişimine de bakmamız gerekir. Elinizdeki kitabın amacı da bu. Sadece AKP'yi ele alan bir monografi olmaktan ve bu partinin gündelik siyasal pratik içinde yaptıklarının bir dökümünü çıkarmaktan ziyade, AKP'nin attığı her adımın, aldığı her siyasal tutumun hep bir arkaplanı bulunduğu düşüncesinden hareketle bunu gösteriyor. Kısacası, AKP burada, Türkiye'de genel anlamda sağın, daha sonra da özel olarak İslami siyasetin içinde ele alınıyor. Türkiye, her ne kadar muhafazakâr olduğunu söylese de, muhafazakârlığı ne bir siyasal ideoloji olarak benimsemiştir, ne de kültürel bir kategori olarak. Her dönemde etkin ve egemen olan Sağ'ın kültürel eksikliği ve yetersizliğinden kaynaklanan bir durumdur bu. Kültürel planda kendisine ait geçmişi bilmeyen, pratik olarak da onu modern bir davranış kalıbına dönüştüremeyen Türk sağı, giderek didaktik-pragmatik bir sığlık içinde kalmış, içine kapalı, kısır bir milliyetçiliğin kucağında toplumu tahakküm altında tutmaktan öte bir yol bulamamıştır. AKP, işte bu tarihin kristalleşmiş şeklidir, bu tarihsel-siyasal süreklilik içinde rolünü oynamaktadır ve bu yüzden, geleneği malum, geleceği meçhul bir partidir... (Arka kapaktan)



Başka Bir Ülkede / David Constantine
David Constantine'in on dört öyküden oluşan kitabı "Başka Bir Ölküde" Metis Yayınları'ndan çıktı. Yazar öykülerde tekniklerini, tekrarlarla, neredeyse savrukça bir rahatlıkla kullanıyor. Ancak ifadelerinin şiirselliği klasik kurgu tadınını kolayca veriyor. Öykülerde yazar-anlatıcı, yabancılaştırmaya zemin oluşturan öznel bakışa sahip; bununla birlikte öyküler öykü kişilerinin bakış açılarından veriliyor. Yazarın taraf değil; kendini bir varlık olarak hissettirmeden, birinci ve üçüncü kişili anlatımlara başvuruyor. Bazan yazar-anlatıcı ile ben anlatıcı iç içe geçiyor. Kitaptan: İngiltere'de daha çok şiirleri ve Goethe, Hölderlin gibi klasik Alman şairlerinden yaptığı çevirilerle tanınan David Constantin'in ilk öykü kitabı Başka Bir Ülkede. Kitap, A. S. Byatt ve A. L. Kennedy gibi önemli yazarların övgülerini aldı, yayımlandığı 2005 yılında Independent ve Guardian gazeteleri tarafından yılın en iyi kitapları arasında gösterildi. Constantine'in öyküleri, kimi zaman insan hayatlarını geçmişin su yüzüne çıktığı bir anda, kimi zaman ise tam da şimdinin kendi ağırlığına dayanamayıp çöktüğü noktada dondurup çerçeveliyor: Boşa attığı bir adımla derinlere gömülüveren genç bir kadının elli yıl sonra buzun içinden su yüzüne çıkan ve geride bıraktığı âşığının hayatını gözyaşlarıyla eriten bedeni sözgelimi... ya da kalabalık bir konferansta lafının tam ortasındayken ruhunun kendisini terk edip gittiğini fark eden işadamı gibi... Constantine İrlanda, Atina ya da Paris'te benzersiz mekânlara yerleştirdiği, cehennemlerinden bir dakika bile uzaklaşamayan kahramanlarının iç dünyasını gerçek bir ustalıkla tasvir ediyor.

Önceki




KÜLTÜR SANAT

KS EDİTORÜ'NDEN

PERDE
ARALIĞINDAN


SİNEMA

KİTAP

MÜZİK

ETKİNLİK

RÖPORTAJ

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 



Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla