|

Sultan
Sofraları / Stefanos Yerasimos
Doğrusu
Yerasimos'u tuğladan birikete doğru bir geçiş hacmini tanımlamak
için kullandığımız bir benzetme nesnesi olarak hatırlattığımız ve
bir kapsamlı bir kılavuz kitap olarak başvurulagelen Azgelişmişlik
Sürecinde Türkiye adlı eserinden sonra böylesine farklı bir
kültür alanında okumak doyumsuz bir keyif veriyor insana. Yerasimos,
çoğumuzun merak ettiği ama peşine düşmediği bir alana yöneltmiş
merakını: 15. ve 16. yüzyıllarda Osmanlı mutfağı hangi yemeklerden
oluşuyordu? Padişahların sofralarında hangi yemekler bulunuyordu
ve bunlar nasıl pişiliyordu? Günümüz pişirme tekniklerinden ve beslenme
alışkanlıklarından farklı olan bu sofra kültürünün temel özellikleri
nelerdi? Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye üzerine yaptığı araştırmalarla
tanınan Stefanos Yerasimos, Sultan Sofraları adlı
kitabında bildiklerimizi birkaç yüzyıl gerisine götürüyor. Tek kopyası
İstanbul'da Bayezid Devlet Kütüphanesi'nde bulunan, Mehmed bin Mahmud
Şirvani'nin derlediği yemek tariflerini içeren yazmadan hareketle,
sultanların sofralarında bulunan yemeklerin yapılışını günümüze
uyarlıyor -yazmanın orjinal metniyle birlikte okumak ise insanı
zaman tünelinde bir yolculuğa götürüyor... Kitap Yapı Kredi yayınları'ndan
çıktı.



Yüksek Topuklar / Murathan Mungan
Hiç
kuşku yok ki yazın evrenimizin en çalışkan, verimli, disiplinli
sanatçılarının arasında en önde sayılanlardan biri, Mungan.
Yeni eseri lanse ediliş biçimiyle tartışma yarattı ise de, böyle
sıradan olayları kat be kat aşan bir sanat eseri Yüksek Topuklar.
Kendini şöyle anlatıyor: "... Aslında yazıya gönül vermiş olduğumu,
boş zamanlarımda, nasıl derler, "kendi çapımda" öyküler, öykücükler,
çeşitli denemeler yazdığımı, ne yazık ki, ancak birkaç yakınım biliyor.
Onların da pek ciddiye aldığını sanmıyorum. Başarılı bir grafikerim,
işime çok asılmamakla birlikte fena para kazanmıyorum; bunların
bana yettiğini düşünüyor olmalılar. Yazdıklarımdan, yazmaya çalıştıklarımdan
kimselere pek söz etmem; hem kendimi sahiden bir yazar olarak görmeyişimden
kaynaklanıyor bu -insan kendini bir yazar gibi hissetmezse, başkaları
için nasıl ikna edici olabilir?-; hem de heyecanlarıma kapılıp birkaç
kez anlatacak gibi olduğumda, karşılaştığım genel bir kayıtsızlık,
umursamaz tavırlar ya da anlattıklarımın başkaları tarafından inançsız
gözlerle dinlenmesi, beni bu konuda iyice ürkek yaptı. Ben de bu
arzumu kendime saklamaya karar verdim. Eğer günün birinde iyi bir
kitap yazabilirsem, hepsinden öcümü almış olacağım...



O Zaman Kim Söyleyecek Şarkıları /
Yiğit Okur
'Nasıl
bilmem ki? Ellili yılların ortasında, Ihlamur Bayırı'ndaki tek tük
yapılardan birinin en üst katında, arka pencereleri dutluklara baka
yarı çıplak bir salonda, Sarah Bernhardt'tan sonra tiyatro tarihinde
ikinci kez Hamlet'i kadın olarak oynayan o genç kadın söylerdi bu
şarkıyı bana: "Bu annemin şarkısıydı," derdi: "Yitti gençliğim,
aşkın yitince." Elbette biliyordum. Onun istediği bütün şarkıları
biliyorum. Ama içimden artık şarkı söylemek gelmiyordu. Bir akşam
önceki hevesimin aksine, ne onunla ne onsuz hiç şarkı söylemek gelmiyordu
içimden. Savaş hep sürecek, insanlar bitene dek. Ama insanlar bitince,
O Zaman Kim Söyleyecek Şarkıları?' Okur, üç romanından sonra ilk
kez bir öykü kitabıyla çıkıyor karşımıza. Dozu iyi ayarlanmış mizah,
Okur'un bildik ironisiyle birleşince, güldürürken düşündüren öyküler
çıkmış ortaya. Anlattıklarında kendi yaşam çevresinden ve kişisel
birikiminden yola çıktığı belli olan yazar, ustalıklı kurgularla
son derece keyifli öyküler yaratmış.



Atlas / Jorge Luis Borges
Atlas,
Jorge Luis Borges'in tüm kitaplarından farklı bir kitap. Borges
ile eşi Maria Kodama'nın, dünyanın dört bir yöresinde benzersiz
sesleri, dilleri, alacakaranlıkları, kentleri, bahçeleri, insanları
keşfedişlerinin seyri içinde ortaya çıkan bir Atlas. Havasını içlerine
çektikleri İstanbul, Venedik, Atina, Cenevre, Roma, Paris ve Madrid'in
sunduğu fotoğraflarla Borges'in metinlerinin bir harmanı. Ama, ne
fotoğraflarla eşlik ettiği metinlerden oluşuyor, ne de metinlerle
açıklanmış fotoğraflardan. Atlas, söz ile imgenin Borges'çe buluşması.
Yeryüzünün ruhundan doğmuş düşlerin, zamanın örgüsünde örtüşmesi.
Zorlu dağlar, duru denizler, büyülü adalar arasında bir yazınsal
çağrışımlar yolculuğu. Kapayın gözünüzü, bir zamanda, takımyıldızlara
uğrayıp evrenin dilini öğrenin. Borges'in dediği gibi: "Bilinmeyeni
keşfetmek, yalnızca Sinbad ya da Kopernik'e vergi değil. Her insan
bir kaşiftir."
|