|

Ormanda
Ölüm Yokmuş / Latife Tekin
"Sevgili
Arsız Ölüm"le edebiyat dünyasında ciddi tartışmalar yaratan
Latife Tekin, uzun bir aradan sonra "Ormanda Ölüm Yokmuş"
ile çıktı okuyucusunun karşısına. Yine alışılmadık bir roman yazmış
Tekin... Gerçeklik dışı bir dünyada olduğumuzu hissettiren
hikayesinde, otuzlu yaşlardaki iki arkadaşın, Yasemin ve
Emin'in düş kırıklıkları ve acılarla sonlanmış aşklarını,
aşkı, sevgiyi, dostluğu sorgulayışlarını anlatıyor. Onların ağzından
elbette Latife Tekin de tartışıyor bu kavramları ve okuyucunun
da sorgulamasını, tartışmasını, zihnlerinde soru işaretleri oluşmasını
bekliyor. Emin, resmi bırakmış bir ressam, Yasemin
ise hikayelerle ifade etmeye çalışıyor kendisini. Emin, çok
sevdiği iki kadının kendisini terk etmesi ile aşkın doğasını anlamaya
çalışırken, Yasemin'in meselesi daha derin; o sevdiklerini
ölüme karşı yitirmişliğin verdiği bunalımlarla varlık ve yokluğun
anlamına ulaşmaya çalışıyor. Emin düşlerinde düşünebiliyor, Yasemin
gerçekleri konuşurken... Alabildiğine karamsar bir adam, onu ayakta
tutmaya çalışan bir kadın; birbirlerinden başka dayanacak hiç bir
şeyleri olmayan iki arkadaş... Geçmiş, şimdi, gelecek ve geniş zamanın
bir arada ele alındığı, iki ana karakter dışındaki roman kişilerinin
hem sayıca az kaldığı hem ana karakterlerin dolayımıyla gösterildiği,
başlangıçlı ve sonlu bir hikayenin peşinden koşulmadığı bir metin
var karşımızda. Tekin'in anlatımının, sözcüklerin, ifadelerin,
zaman zaman sevgiye, aşka, hayata dair sorularının ve tasvirlerin,
bir algı nesnesinin yarattığı imge zenginliğinin güzelliğine kapılmamak
mümkün değil.



Bir Irkçının İhaneti / Rıdvan Akar
"Bir
Irkçının İhaneti", çok sayıda belgesel programla yakın dönem
siyasi tarihine ilişkin kitapları yayımlanan Rıdvan Akar'ın
ilk romanı. Akar, medya dünyasının içinde yaşayan bir yazar;
özellikle Cumhuriyet tarihinde azınlıklara karşı sürdürülen politikalar
konusundaki araştırmalarıyla tanıyoruz onu. Yayınlanan kitaplarının
bir kısmı 1940'lardan 1964'lere kadar uzanan döneme, Varlık Vergisi
günleriyle Rumların zorunlu sürgünlüklerine ayrılmıştı. Akar,
ilk romanını da tarihsel olarak derinlemesine araştırdığı yıllar
üzerine kurmuş. Siyasal sonuçları bugünlere kadar uzanan, ama üzerindeki
sis perdesi hâlâ kaldırılmayan 1940'lar Türkiye'si, doğrusu polisiye
bir romana çok uygun bir atmosfer! Geleceği parlak bir polis muhabiriyle
tanışarak başlıyoruz hikayeye. Uzun yıllar Avrupa'da yaşadıktan
sonra annesinin öldürülmesi üzerine yurda dönmüş, polis muhabirliğini
biraz da annesinin katiline ulaşabilmek için seçmiş Ferit;
entelektüel derinliği ve siyasi perspektifi olmamakla birlikte,
hırsı, ataklığı, altındaki Amerikan arabası ve sevimliliği sayesinde
kurduğu ilişkileriyle işlerin üstesinden geliyor. "Bir Irkçının
İhaneti", roman ve tarih arasındaki ilişkinin nasıl kurulması
gerektiğine ilişkin çok güzel bir örnek. Hikayede yer alan -Nihal
Atsız, Reha Oğuz Türkkan gibi- gerçek tarihi şahsiyetlerle de dilediğince
oynamamış Rıdvan Akar, özel hayatlarına dokunmadan, yaşanmışlığı
doğrulanmış olgularla resmetmiş. Siyasi tarihimizin her dönemine
tabloyu bütün çıplaklığı ile gözler önüne seren "Bir Irkçının
İhaneti", okunması ve tartışılması gereken bir roman.



Buzdan Gözyaşı / Ferhat Ünlü
İşte
bir 'gazeteci/yazar'ın romanı daha...Türkiye'de yaşayan Amerikalı
bir yazarın Eyüp Mezarlığı'nda ortadan kaybolmasıyla başlayan esrarengiz
olaylar zinciri hem Türk, hem de Amerikan istihbaratının ilgisini
çekmiştir. Bir MİT görevlisi ve CIA ajanı, olayı soruşturmakla görevlendirilir.
İstihbaratçılar olan biteni anlamak için işe koyulunca karmaşık
bir labirente daldıklarının da farkına varırlar. Katil son derece
bilinçli ve zekice hareket eden biridir, kurbanlarının kanlarıyla
ilginç resimler yapar ve suçluları cezalandırdığını düşünmektedir.
İki istihbarat servisine bağlı ajanların olayı çözümlemek konusundaki
farklı yaklaşımları ve uyguladıkları yöntemler kimi zaman ilginç
rekabetlere kapı aralar. Ölenin bir zamanlar CIA hesabına çalışmışlığı
nedeniyle, İstanbul konsolosluğunda görev yapan -eski FBI görevlisi,
şimdinin CIA mensubu- Collins ile MİT ajanı Mete Bey
olayı birlikte çözmeye soyunuyorlar. "Buzdan Gözyaşı" sonuna
kadar merak duygularını yitirmeden okunan bir roman. Ferhat Ünlü,
-anlşıldığı kadarıyla, kendisinin iyi bildiği ve daha "bizden" malzemelerle
kurgulayacağı polisiyelerle kendisine kolaylıkla iyi bir yer edinebilecek
nitelikte... Roman Bakış Kitaplığı'ndan çıktı.



Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir / Selçuk
Altun
Selçuk
Altun, halen Yapı Kredi Yönetim Kurulu Görevli Üyesi ve aynı
zamanda YKY Yönetim Kurulu Başkanı. Şimdiye kadar dergi ve gazetelerde
kitap ve kitapevleri üzerine denemeler yazan ve çeşitli derleme
kitaplarında çevirileri yer alan Altun'un ilk -dene(mesel)-
romanı oluyor "Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir". Dayısının
zenginlik ve güç üzerine kurulu denetiminden kurtulduktan sonra
"Dünyanın en yazarı'nı" ve yitirdiği sevgilisini ararken gerilimler
ve süprizlerle dolu bir arayışa kendini -ve bizi- kaptırıyor kahramanımız.
Tüm bunları yaşarken de okuru da aynı girdapa davet ediyor. "Yalnızlık
Gittiğin Yoldan Gelir", ülkeler ve kitaplar arasında bir yolculuk
romanı. Kahramanı Sina o kadar çok geziyor ki, okurken biz
yoruluyoruz neredeyse. Tarihler 70'li yılların başıdır. Sakat olduğu
için dedesinin hiç sevmediği dayısı Halis üstlenir onun eğitimini.
Bu üstleniş, Sina'nın hayatının -bu roman sonuna kadar- en
önemli parametresi olacaktır. Genç adam, hep okuma, yeni yazarlar
tanıma tutkusuyla yaşar. İnsan ilişkilerini ve aşklarını bile aynı
tutku, aynı kültürel duruş belirler. Ayaklı bir edebiyat kütüphanesi
gibidir Sina; okur, okur, okur... Selçuk Altun, tanıttığı
karakteriniz izlediği yollar çatallaşıp uzadıkça yalnızlığı da derinleştiriyor.
|