Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Sevin Okyay

KS Editörü'nden...


Dahi, vahşi, mizahî
Üç yıl olmuş, ne çabuk. Üstelik olmuş da geçmiş bile. William S. Burroughs, 4 Ağustos 1997'de geldiği yere dönmüştü. Başka bir galaksiye, yani.
Michelle Green onun için öyle diyor. Kapıları aralamış, başka boyutlardan buralara bakmış: "Başka bir galaksiden geldi ve kapıyı açık bıraktı. Burroughs'u okumak için uzay giysisi giymeniz gerekir, gene de donarsınız." Yanlışlıkla gelmiş, pek benimsememiş, hayli gülünç bulmuş da olabilir. Ne de olsa insan ırkı, kusurla malûl bir ırk. Belki ender mükemmel örnekleri de başka galaksiler halkına mükemmel görünmüyordur. Ola ki, mazur görmüştür. Bir tür bonne pour la terre durumu.


Burroughs'un kimilerince kâbus diye nitelendirilen romanı "Naked Lunch / Müthiş Yemek" 1959'da Paris'te yayımlanınca, yazarını bir anda ilgi çekici bir yaratık haline getirdi. Romanın bir olay örgüsüne sahip olduğu pek söylenemezdi doğrusu. Kahramanı, Bosch'un fırçasına layık bir arazide dolaşıyor, aralarında yarı deli bir bilimadamının da bulunduğu muhtelif cins insanla karşılaşıyordu. Kitap üç yıl sonra da Amerika'da basıldı ve bir succes de scandale oldu. Eh, reklamın iyisi kötüsü olmaz, süksenin (başarının) skandallisi de hiç yoktan iyidir. Eleştirmenler, her zaman olduğu gibi iki kampa bölündü. Time dergisi kitabın beş para etmez bir pislik olduğu görüşündeydi. Müstehcenlik davaları açıldı, sapkın bulundu, vs. Buna karşılık, Norman Mailer Burroughs'un bir dahi olduğunu söyleyerek, kitabın "vahşi ve ölümcül mizahı"nı övdü. Kendisi ise kitabını "Her çatalın ucunda ne olduğunu herkesin gördüğü donmuş bir an" olarak tarif ediyordu.

Sinemacıların "Müthiş Yemek"ten film yapma cesaretini ancak yirmi iki yıl sonra bulduklarını söylersek, Burroughs'un romanından esas itibariyle ne kadar tırsılmış olduğu da anlaşılır. Onca yıl sonra bile kitabı uyarlamaktansa yazarının "Müthiş Yemek"i yazma sürecinin filmini çekmeyi tercih ettiler. Neyse ki filmi çeken (ve senaryoyu yazan) kişi, David Cronenberg'di, böylece Burroughs'un kitabı fazla hasar görmeden beyazperdeye aktarıldı. Morfin rüyaları bir anda çıplak gerçekliğe dönüşürken, dev böcekler de konuşan daktilolar halini alıyordu. Kısaca, tarihi gerçeklere pek itibar edilmemiş olsa da, durum hiç fena değildi. Böylece kitap okuma zahmetine katlanmayanların bir kısmı da 1950'li yıllarda Tanca'daki sürgünlerin durumuna, Uluslararası Bölge'nin (Burroughs'un deyişiyle, "Interzone"un) gündelik dramlarına aşina oldu. Burroughs'un kendisi Tanca'ya kırk yaşına varacağı yılın, 1954'ün Ocak ayında gitmişti. Peter Weller'in oynadığı ikizi Bill Lee gibi, o da yabancıydı, pek matah bir hali yoktu, hatta bir gözlemciye göre "Koyun öldüren bir köpek"i andırıyordu.

'B' Ekibi

Ballard, Bowles ve Burroughs bana hep çok sıkı bağları olmasa bile bir tür ekip gibi gelmiştir (Bunda B harfinin de bir ince rolü olabilir). Ama böyle bir (gevşek) bağ varsa eğer, ekip başının, esas adamın, uzaylının Burroughs olduğuna da şüphem yok (Kendi kafamda oralara bir yere Hunter'ı da koyuyorum). St. Louis'li varlıklı ailesinin, Harvard mezunu oğullarının tercih ettiği hayat konusunda neler düşündüğünü merak ediyorum. Oğulları William, üniversiteden sonra barmenlik yaptı, özel hafiye oldu ve tıpkı filmdeki Lee gibi, böcekleri imha işine de bulaştı. Uyuşturucu müptelalarıyla pespaye hırsızlar arasına karıştı. Aynı zamanda öldürücü bir zekaya ve bilgiye sahipti. Takıldığı kişiler arasında New York'ta tanıştığı Allen Ginsberg ve Jack Kerouac da vardı. Sonunda da kendini Tanca'da bulmuştu işte. Kendi özgür iradesiyle gitmişti de denebilir belki. Ardında, icabı yerine getirilmemiş bir kefalet, kocasının eliyle ölmüş bir zevce bırakarak. Zevce, erkeklerle yatmayı tercih eden Burroughs'u 1946'da baştan çıkarmış olan akıllı, alaycı ve evli Joan Vollmer'di. Joan, gazetecilik okuyordu. Çok geçmeden yazarın yanına taşındı. Birbirleriyle hayli boğuştular. Burroughs, bir partide Giyom Tel numaralarını yaparken (Joan'un başında bardak, Bill'in elinde silah) vurdu. Kefalet meselesi daha önce, uyuşturucudan yakalandıklarında Louisiana'da başına gelmişti. Kaçakçıların, korsanların, casusların, savaş suçlularının, her türden şaibeli şahsın canını attığı Tanca, dokuz ulusun temsil edildiği bir komisyon tarafından yönetilen bu müreffeh liman, onun için de kurtuluş oldu. Cennetti. Hiç kimse geri çevrilmiyordu, Batılılar hiçbir suçtan kovuşturmaya uğramıyordu. Eczanelerde uyuşturucu serbest satılıyordu, torbacılar türlü çeşit haşhaş satıyordu. Kerhanelerde kızlar kadar oğlanlar da vardı, kimse eşcinselliğe kötü gözle bakmıyordu. Herkes kendini hem yüzer, hem uçar gibi hissediyordu.



Diğer Yazıları
Şimdi Bize Kim Ne Çizecek (25.07.2000)
Dahi, vahşi, mizahi (14.08.2000)
Elele geliyoruz, Christopher Robin ve ben (22.09.2000)



KÜLTÜR SANAT

KS EDİTORÜ'NDEN

PERDE
ARALIĞINDAN


SİNEMA

KİTAP

MÜZİK

ETKİNLİK

RÖPORTAJ

 


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla