



Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |



Ayrılık üstüne bir deneme
Güncelleme: 11.11.2000
|


Mizah
dergisinde ayrılığın denemesi mi olur? Komik şeyler yazıp memleket
üstüne, yahut kendini aşağılara atan bahsinle yazar geçersin.
Okurun seni akıllı uslu hüzünlü görmek istemez. Okurun için
sen çılgınsındır. Okurun için senin kederin beş para etmez,
çünkü onda essahı vardır. Ve o seni o essahtan kaçmak için ister...

Mizah
dergisinde ayrılık üstüne yazı olmaz. Çünkü komikler kimseden
ayrılmazlar. Çünkü komikler ağlamazlar. Tıpkı erkekler gibi,
tıpkı ağaçlar gibi, tıpkı bilgisayarlar gibi...

Öyle
değil işte, komikler de ağlar... Üstelik... Komiklerin ağlaması
kimsesizdir. Hüzün ne kadar saklı ise o kadar derindir. Tıpkı
kimseyle paylaşılmayan sırların en değerli olması gibidir acının
tekeli... En gururlu tekeldir gözyaşı. Kimseye verilmez..

Ötekiler
tepine tepine ağlar, bağıra bağıra ağlar ve gürültüleştikçe
ses soyluluğu alıp götürür. Oysa hüzün bir çağdır soylu kalabilmiş
bir kaç nesneden biridir. Ve hüzünlüyse içinde yanıp duran alev,
adam gibi bir ayrılıktır sözkonusu olan... En çılgın kalabalıkta,
dünyanın telaşı ile kuşatılmışken bile, içindeki kıpırtı sataşıp
durursa sana, yanında bir eksiğin olduğunu fısıldayan... ve
eksiğin sureti ile silueti ile tastamam yaşıyorsa beyninin bilgisayarında
ve delete edemiyorsa yok etme tuşun basbayağı bir ayrılıktır
söz konusu olan...

"Bir
ayrılık yazısı yazdım" demişti adını çoktan unuttuğum birisi...
"Ayrılık anlattığım gibi bir şeydir diye bitirdim" diye eklemişti.
Bense düşünmüştüm, nasıl yazılır ayrılık yazısı? Her ayrılıktan
sonra yeni birisi vardır yeryüzünde diye... Her ayrılığın bir
buluşma muhatabı bulunur nasıl olsa diye...

Yine
de aklının bir yerinde huzursuz bir kıpırdanma o konuşmadan
yana sürdü gitti... Terbiye edemedim, sabitleyemedim... Ayrılığı
olmayan kimse var mıdır diye, yağmurlu kaldırımlarda, kazılıp
çukura döndürülmüş meydanlarda, liseli kızların ergen oğlanlara
itiraz koyduğu korkuluklarda sorup durdum, bunlar ayrılmış mıdır
diye?

Yokluğundan
daha uzak bir yer var mı diye düşünürüm ayrılığın... Ve neden
ayrılık sadece bir aşka dair bahis gibi anlaşılır? Yeryüzünde
ve ahrette yaşanmış olanı kadar türü olmalı ayrılığın... Kim
bilebilir ayrığılın doğrusunu? Kimisi için genç bir anneyi mahzun
bir mezarlıkta terketmek olabilir... Kimisi için, ölüsünü görmediği
fiyakalı bir delikanlıyı bir masal yokoluşunda yitirmektir belki
de... Kaybeden sen değilsen ve kaybedilen senin değilse nasıl
anlarsın ayrılığın ayrılık olduğunu?

Yüzleştirilmiş
hayatlarda atılmış bir zar olabilir ayrılık. Titiz ayrıntılı
bir kararla yürürlüğe girmiş ve ama hiç yürürlüğe girmesin istenmiş
ve ama yürek sızısı eşliğinde yürürlüğe girmiş bir kumar kaybedişi...

Estetik
bir ayrılık olabilir bazan... Silikonlu sözcüklerle takviye
edilmiş, vahim dizaynlardan geçirilmiş ve içi ancak böyle rahat
edilmiş bir ayrılık... Makul ayrılışları öfkelendiren, makul
ayrılışlardan sahtecilik ithamı alan...

Acaba
kim bilebilir ayrılığın doğrusunu?

Yetmiş yıl önce, delişmen bir kızancık olarak... Ayancık'ta
bir küskün kestane ağacından mamûl tekneye binip.... Siyah denizlerden
ve siyah gecelerden geçip uzunca bir zamanda sırtını vereceği
ve önünde denizin uzanacağı dağı bulamayan Yorgo Baba'nın ayrılığı
hangi bâbtandır? Hangi ayrılık bu ömrün hikayesidir... Ve kestane
ağacından ayrılmanın bir ehemmiyeti var mıdır? Yahut bir dağın
önünde denize uzanan yamaçtan.

"Bizim
köyün yanında şelale vardı. Şelalenin sağ yanını kuşatan ceviz
bahçelerine dalıp, kirli kahverengi yaprakları ile avuçlarımızı
boyardık ve anamızdan kirli avuçlarımız adına kötek yerdik"
diye kurulmuş bir cümlede ayrılığın öznesi kimdir. Şelale? Ceviz
bahçesi? Kirli kahverengi ceviz ağacı yaprakları? Kirli avuçlar?
Kirli avuçlar adına yenmiş kötek mi?

Vietnam'da
bütün gövdesi bir çekirdekle yanmış minnacık cilveli Asyalı
kızın, bir daha dönmediği ülkesi için diyar diyar seyyah olup
barışı anlatırken yanında götürdüğü plastik cerrahi müdahalesi
midir ayrılık? Ya da vatanını yeni bir vatanla aldatmış çaş
mültecinin Hisar'da rakısına balık aradığının düşü müdür? Göçmen
burnuna yerleşmiş kadrolu bir sızının maslahı mıdır ayrılık?

Üstüne çok kafa yorup, doğrusunu bulamamanın eğrisi midir yoksa.
Yüreğinde titreşen bütün heyecanlara kör ve sağır kalıp, yüzüne
yüzüne bakıp öznesinin, dimdik gözbebekleri ile "bir daha görüşmeyelim"
in, "nasıl mümkün olabilir" bu sorusuna tekabül etmesi midir?

Hoyrat
bir kavuşmanın günbitiminde yeni güne kaçmak mıdır? Evini kaybetmiş
garson boy bir erkek çocuğunun annesi ile babasının kaybolan
evi aramıyor oluşu mudur ayrılık? Ve o garson boy çocuk yedicüce
ebadlarından kurtulup, yağız bir adam olduğunda sevgilisine
bunu ayrılık diye mi anlatacaktır. Yoksa kimlik tanıtımında
ilk yetmeliğinden mirasen gelmiş bir panik atak fobisi kılığında
mı telaffuz edilecektir kilidi açılmamış çeyizi.

Göndere
çekilmiş bir meydan okuyuşu mudur ayrılık? İçinde hiç söylenmemiş
hasreti dalgalandıran ve o hasretin iç burkan boynu büküklüğüne
karşı ihtiyatlı bir duruş mudur?

Belki de bütün yemekler eski tadındadır. Belki de bütün kahkahalar
yenisine eklenmiştir. Bir lüks gösterim gibi cebimizde taşıdığımız
kendimize yalanın biletidir bütün bu sızlanma... Ne meralıklarda,
ne isimsiz şehirlerden isimsiz şehirlere uzayıp giden vedalarda,
ne kapıların çarpılıp bir daha açılmayacak kadar baba kapandığı
öfkelerde bir tuhaf illüstrasyondur... Bazan Picasso gibi ne
halt olduğunu tarif etmenin zor olduğu...

Yine
de göz önünde bulundurmalıyız bir dağ başı nöbetinden yükselen
asker ıslığını ve yine de göz önünde bulundurmalıyız hâlâ yönünü
bulamadığı kavalın sesine doğru giden sürüden ayrılmış kuzunun
melemesini...

Mizah
dergisine ayrılık yazılır mı? Komikler sürüden ayrılmazlar çünkü
onların ayrılabilecek sürüleri yoktur...

Diğer
yazılar için tıklayın
|
|
H . B . R

HAFTANIN
KAPAĞI

TOP
10

TİPLER

BİYOGRAFİLER

ÇİZGİ
ROMAN
DERGİLERİ

KARİKATÜR
YARIŞMASI
ALBÜMLERİ

MİZAH
YAZILARI

KİTAPLAR

Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|