Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR


haklar@minidev.com



Türkiye'de Kadın Olmak - 5
Çalışma Hayatında Kadın

Kadınsınız ve doğal olarak çalışıyorsunuz. İşiniz için gereken tüm özverilerde bulunuyorsunuz. İşinizi seviyorsunuz ve kaybetmek de istemiyorsunuz. İş yerinizden, çalışma arkadaşlarınızdan memnunsunuz ve onlarda sizden memnun. Fakat bir gün çalıştığınız bölüme yeni bir müdür gelir ve diğer çalışan erkek işçilerin maaşına sürekli zam yaparken ve onlara pirimler verirken size göstermelik maaş artışları uygulamaktadır. İş yerinde konuştuğunuz diğer kadın arkadaşlarınızın da aynı konudan rahatsız olduğunu öğreniyorsunuz. Bu arada hamilesiniz ve doğacak çocuğunuzla birlikte ek masraflarınızın olacağını düşünmek daha da rahatsız ediyor sizi.

Bir kadın çalışan olarak ne yapabilirsiniz?
Herşeyden önce Anayasa'nın 10. maddesi, herkesin cinsiyet farkı gözetilmeksizin yasalar önünde eşit olduğunu belirtmekle genel ilkeyi ortaya koymuştur. Bu ilke özel yasalarla da kuvvetlendirilmiştir. İş Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca "bir işyerinde aynı nitelikte işlerde ve eşit verimle çalışan kadın ve erkek işçilere sadece cinsiyet ayrılığı sebebiyle farklı ücret verilemez". Sizin işyerinizde cinsiyetiniz dışında, farklı bir ücret verilmesini gerekçelendirecek herhangi bir sebep olmadığına göre dava açmak yoluyla bu eşitsizliğe bir son verebilirsiniz.

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi de 11. maddesinde açıkça bu soruna değinmiştir: "Taraf devletler çalışma alanında kadınlara karşı ayrımcılığı kaldırmak ve kadın erkek eşitliği esasına dayanarak eşit haklar sağlamak için özellikle aşağıda belirtilen konularda bütün uygun önlemleri alacaklardır: ...Sosyal yardımlar dahil, eşit ücret hakkı, eşdeğerde işe eşit muamele görme ve işin niteliğinin değerlendirilmesinde eşit muamele görme hakkı..." (madde 11/d).

Bunun yanı sıra Uluslararası Çalışma Örgütünün Erkek ve Kadın İşçilerin Eşit Değerde İş İçin Eşit Ücretlendirilmesine İlişkin 100 Sayılı Sözleşmesi ve İş ve Meslek Makamından Ayrımcılığa İlişkin 111 Sayılı Sözleşmesi de Türkiye tarafından imzalanmış ve onaylanmıştır. Bu sözleşmeler de Türk hukuku açısından yasa hükmündedir.

Peki, bütün bu ayrımcılığı yasaklayan ve kadın erkek arasındaki eşitlik ilkesini hayata geçirmeye çalışan düzenlemeler size hangi olanakları tanımaktadır?

Dava açabilirsiniz. Açacağınız davada öncelikle yapılan ayrımcılığın tespit edilmesini ve firmanızda aynı tür işte çalışan erkeklerle bundan sonra eşit ücreti almanıza hükmedilmesini isteyeceksiniz. Bunun dışında şu ana kadar yapılan ayrımcılık nedeniyle alamadığınız ücret artışı ve primleri de talep edebilirsiniz.

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi her ne kadar İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve diğer birçok uluslararası sözleşme, cins ayrımı yapılmaksızın herkesin insan haklarından yararlanacağı ilkesine getirmişse de, gerçekte kadınlar bu haklardan erkeklerle eşit olarak yararlanamamıştır. Bu nedenle Birleşmiş Milletler bünyesinde sadece kadın sorununa özgülenmiş bir sözleşmenin kabulü düşüncesi doğmuş ve Ayrımcılığı Önleme Sözleşmesi bunun ürünü olmuştur. Sözleşme 1 Eylül 1981'de aralarında Mısır, Nikaragua, Portekiz, Sri Lanka gibi az gelişmiş ülkelerin bulunduğu 20 devletin onayıyla yürürlüğe girmiştir. Türkiye ancak 1985 yılında sözleşmeye taraf olmuştur (Resmi Gazete 14.10. 1985, Sayı:18898). Bu sözleşmeye göre: "Kadınlara karşı ayırım" deyimi kadınların, medeni durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkeğin eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya diğer sahalardaki insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınması, kullanılması ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayırım, mahrumiyet veya kısıtlama anlamına gelir."

Bunları biliyor musunuz?

Kadınsınız, çalışıyorsunuz ve hamilesiniz... Bu durumda haklarınızı biliyor musunuz? Doğumdan önce 6 ve doğumdan sonra 6 hafta olmak üzere 12 haftalık süre içinde çalıştırılmaları yasaktır. Ancak bu süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.

Analık izni denilen bu on iki haftalık izin süresince Sosyal Sigortalar Kurumundan, aldığı ücretin üçte ikisi tutarında "geçici işgörmezlik ödeneği" alınabilir. (Sosyal Sigortalar Kanunu, madde 49 ve 89/VII).


Yani kural olarak işverenin kendisi birşey ödemiyor, onun yerine bir oranda Sosyal Sigortalar Kurumu ödüyor.

Peki bunu biliyor musunuz?
İş Kanunu'nun 70/IV numaralı maddesine göre kadın işçinin bu sözü edilen 6 haftalık dışında, kendisinin istemesi halinde 6 aya kadar ücretsiz izin alabilme hakkı var.


Ya anne olarak çalışmaya başladıktan sonra?..
Kadın işçiler aşağıdaki üç değişik tüzük maddesiyle korunmakta...


*Kadının tekrar çalışmaya başladıktan sonra çocuğunu emzirmek için, öğle tatilinden önce ve sonra, ayrı ayrı iki defa 45 dakikalık izni var. Bu izinler iş süresinden sayılır (Gebe veya Emzikli Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Tüzük, Resmi Gazete 10.4.1987 Sayı:19427-madde 6).

*İşyerinde 100-150 kadın işçi çalışıyorsa, işverenin, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve anne tarafından emzirilmesi için çalışma yerinden ayrı bir emzirme odası kurması zorunludur. (madde 7/I).

*İşyerinde 150'den fazla çok kadın işçi çalışıyorsa, işverenin, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması ve gerektiğinde anne tarafından emzirilebilmesi için çalışma yerinden ayrı bir yurt kurması zorunludur. (madde 7/II)

Ve unutmayın ki, analık izni süresince kadını çalıştıran veya ücretsiz izin vermeyen işverenleri İş Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca cezalandırılmasını sağlayabilirsiniz.

Bu sayfalara katkılarından dolayı Doç. Dr. İştar Gözaydın'a, Behiç Ak'a ve Helsinki Yurttaşlar Derneği'ne teşekkür ederiz.

Baş tarafı



Diğer yazılar için tıklayın


HAKLARIMIZ

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ

ÇOCUK HAKLARI SOZLEŞMESİ

SİZ NE
YAPABİLİRSİNİZ?


AİHM


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 

Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla