|
Kadınsınız
ve doğal olarak çalışıyorsunuz. İşiniz için gereken tüm özverilerde
bulunuyorsunuz. İşinizi seviyorsunuz ve kaybetmek de istemiyorsunuz.
İş yerinizden, çalışma arkadaşlarınızdan memnunsunuz ve onlarda
sizden memnun. Fakat bir gün çalıştığınız bölüme yeni bir müdür
gelir ve diğer çalışan erkek işçilerin maaşına sürekli zam yaparken
ve onlara pirimler verirken size göstermelik maaş artışları uygulamaktadır.
İş yerinde konuştuğunuz diğer kadın arkadaşlarınızın da aynı konudan
rahatsız olduğunu öğreniyorsunuz. Bu arada hamilesiniz ve doğacak
çocuğunuzla birlikte ek masraflarınızın olacağını düşünmek daha
da rahatsız ediyor sizi.

Bir
kadın çalışan olarak ne yapabilirsiniz?
Herşeyden
önce Anayasa'nın 10. maddesi, herkesin cinsiyet farkı gözetilmeksizin
yasalar önünde eşit olduğunu belirtmekle genel ilkeyi ortaya koymuştur.
Bu ilke özel yasalarla da kuvvetlendirilmiştir. İş Kanunu'nun
26. maddesi uyarınca "bir işyerinde aynı nitelikte işlerde ve
eşit verimle çalışan kadın ve erkek işçilere sadece cinsiyet ayrılığı
sebebiyle farklı ücret verilemez". Sizin işyerinizde cinsiyetiniz
dışında, farklı bir ücret verilmesini gerekçelendirecek herhangi
bir sebep olmadığına göre dava açmak yoluyla bu eşitsizliğe bir
son verebilirsiniz.

Kadınlara
Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi de 11. maddesinde
açıkça bu soruna değinmiştir: "Taraf devletler çalışma
alanında kadınlara karşı ayrımcılığı kaldırmak ve kadın erkek eşitliği
esasına dayanarak eşit haklar sağlamak için özellikle aşağıda belirtilen
konularda bütün uygun önlemleri alacaklardır: ...Sosyal yardımlar
dahil, eşit ücret hakkı, eşdeğerde işe eşit muamele görme ve işin
niteliğinin değerlendirilmesinde eşit muamele görme hakkı..."
(madde 11/d).

Bunun
yanı sıra Uluslararası Çalışma Örgütünün Erkek ve Kadın İşçilerin
Eşit Değerde İş İçin Eşit Ücretlendirilmesine İlişkin 100 Sayılı
Sözleşmesi ve İş ve Meslek Makamından Ayrımcılığa İlişkin 111 Sayılı
Sözleşmesi de Türkiye tarafından imzalanmış ve onaylanmıştır.
Bu sözleşmeler de Türk hukuku açısından yasa hükmündedir.

Peki,
bütün bu ayrımcılığı yasaklayan ve kadın erkek arasındaki eşitlik
ilkesini hayata geçirmeye çalışan düzenlemeler size hangi olanakları
tanımaktadır?

Dava
açabilirsiniz. Açacağınız davada öncelikle yapılan ayrımcılığın
tespit edilmesini ve firmanızda aynı tür işte çalışan
erkeklerle bundan sonra eşit ücreti almanıza hükmedilmesini isteyeceksiniz.
Bunun dışında şu ana kadar yapılan ayrımcılık nedeniyle alamadığınız
ücret artışı ve primleri de talep edebilirsiniz.

Kadınlara
Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi
her ne kadar İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve diğer birçok uluslararası
sözleşme, cins ayrımı yapılmaksızın herkesin insan haklarından yararlanacağı
ilkesine getirmişse de, gerçekte kadınlar bu haklardan erkeklerle
eşit olarak yararlanamamıştır. Bu nedenle Birleşmiş Milletler bünyesinde
sadece kadın sorununa özgülenmiş bir sözleşmenin kabulü düşüncesi
doğmuş ve Ayrımcılığı Önleme Sözleşmesi bunun ürünü olmuştur. Sözleşme
1 Eylül 1981'de aralarında Mısır, Nikaragua, Portekiz, Sri Lanka
gibi az gelişmiş ülkelerin bulunduğu 20 devletin onayıyla yürürlüğe
girmiştir. Türkiye ancak 1985 yılında sözleşmeye taraf olmuştur
(Resmi Gazete 14.10. 1985, Sayı:18898). Bu sözleşmeye göre:
"Kadınlara karşı ayırım" deyimi kadınların, medeni durumlarına bakılmaksızın
ve kadın ile erkeğin eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik,
sosyal, kültürel, medeni veya diğer sahalardaki insan hakları ve
temel özgürlüklerinin tanınması, kullanılması ve bunlardan yararlanılmasını
engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete
bağlı olarak yapılan herhangi bir ayırım, mahrumiyet veya kısıtlama
anlamına gelir."

Bunları
biliyor musunuz?

Kadınsınız,
çalışıyorsunuz ve hamilesiniz... Bu durumda haklarınızı
biliyor musunuz? Doğumdan önce 6 ve doğumdan sonra 6 hafta olmak
üzere 12 haftalık süre içinde çalıştırılmaları yasaktır. Ancak bu
süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan
önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile
belirtilir.

Analık izni denilen bu on iki haftalık izin süresince Sosyal Sigortalar
Kurumundan, aldığı ücretin üçte ikisi tutarında "geçici işgörmezlik
ödeneği" alınabilir. (Sosyal Sigortalar Kanunu, madde 49 ve 89/VII).

Yani
kural olarak işverenin kendisi birşey ödemiyor, onun yerine bir
oranda Sosyal Sigortalar Kurumu ödüyor.

Peki
bunu biliyor musunuz?
İş Kanunu'nun 70/IV numaralı maddesine göre kadın işçinin
bu sözü edilen 6 haftalık dışında, kendisinin istemesi halinde 6
aya kadar ücretsiz izin alabilme hakkı var.

Ya
anne olarak çalışmaya başladıktan sonra?..
Kadın işçiler aşağıdaki üç değişik tüzük maddesiyle korunmakta...

*Kadının
tekrar çalışmaya başladıktan sonra çocuğunu emzirmek için, öğle
tatilinden önce ve sonra, ayrı ayrı iki defa 45 dakikalık izni var.
Bu izinler iş süresinden sayılır (Gebe veya Emzikli Kadınların
Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına
Dair Tüzük, Resmi Gazete 10.4.1987 Sayı:19427-madde 6).

*İşyerinde
100-150 kadın işçi çalışıyorsa, işverenin, bir yaşından küçük çocukların
bırakılması ve bakılması ve anne tarafından emzirilmesi için çalışma
yerinden ayrı bir emzirme odası kurması zorunludur. (madde 7/I).

*İşyerinde
150'den fazla çok kadın işçi çalışıyorsa, işverenin, 0-6 yaşındaki
çocukların bırakılması ve bakılması ve gerektiğinde anne tarafından
emzirilebilmesi için çalışma yerinden ayrı bir yurt kurması zorunludur.
(madde 7/II)

Ve
unutmayın ki,
analık izni süresince kadını çalıştıran veya ücretsiz izin vermeyen
işverenleri İş Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca cezalandırılmasını
sağlayabilirsiniz.

|