|

Ekonomik hayatın gelişmesi, uzmanlığın önem kazanması, zaman darlığı
ve bunlara benzer nedenlerle, bir takım hukuki işlem ve uygulamaları,
başkaları aracılığı ile yapmak durumunda kalmaktayız. Bir kurum
olarak hukuk, "temsil" dediğimiz imkanı çok sık kullanıyor
ve burada aradığı temel espri, "temsil yetkisi"nin
kullanılarak hukuki muamelenin yürütülmesi üzerinde odaklanıyor.
"Temsil" bir kimsenin "temsilci" sıfatıyla bir başkası
(kişi ya da kurum) hesabına hukuki muamele yapması anlamına kullanılıyor.

Temsil
müessesesi işlemeye başladığında, önemli bazı noktalara işaret etmek
gerekir:

* Temsilde temsilcinin yaptığı hukuki muameleden doğan hak ve borçlar,
doğrudan doğruya temsil edilene aittir. Temsilci, bu muameleden
doğan hakları kendisi kazanmadığı gibi borçlardan da sorumlu değildir.

* Bu sonucun doğabilmesi için temsilcinin temsil yetkisine sahip
olması gerekir. Temsil edilen, temsilciye bu yetkiyi tek taraflı
irade açıklamasıyla verir. Temsil yetkisi vermeye ilişkin hukuki
muamelelerin geçerliliği hiçbir şekle bağlı değildir.

* Uygulamada yetkili olduğunu ispat edebilmesi için temsilciye yetki
belgesi verilir.

* Tapuda işlem yapılmasını gerektiren işlerde de temsil yetkisi
verme muamelesinin (Vekâletname ) noterce düzenlenmesi aranılır.

Başkası adına ve hesabına hukuki muamele yapan kimsenin temsil yetkisi
yoksa, "yetkisiz temsil" söz konusu olur.

* Temsil edilen, yetkisiz temsilcinin yaptığı hukuki muameleye "icazet"
vermedikçe, yani sonradan bunları kabul ettiğini belirtmedikçe,
o muameleye bağlı değildir. Diyelim ki, birisi sizin adınıza, sizin
hiçbir talebiniz olmadan, kendi işgüzarlığı ile bir takım muameleler
yaptı. Bu muamelelerdeki diğer taraf, bu durumda ''temsil edilen''
gibi görünen sizden uygun bir süre içinde icazet (onay) hakkında
bir beyanda bulunmanızı talep etme hakkına sahiptir.

* Yapılandan memnunsanız, icazet veriyor, yani yapılanı sonradan
kabul ediyorsanız, ortada bir sorun kalmıyor.

* Hayır, hiç böyle bir niyetiniz yok ve yapılanı açıkça ya da zımnen
ret ediyorsanız, meselenin sizle ilgili bir boyutu kalmıyor. Karşı
taraf, muamelenin bu şekilde hükümsüz olması sebebiyle uğradığı
zararın tazminini yetkisiz temsilciden talep edebilir. Bırakın meseleyi
onlar aralarında halletsinler.

Vekalet Sözleşmesi ise sizin adınıza bir işin görülmesini
istediğinizde söz konusu olan bir diğer hukuki işlem olarak hukukta
yer tutar. Vekalet sözleşmesi genel nitelikli bir iş görme sözleşmesidir.
Dolayısıyla Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen ve konusu iş görme
olan bütün sözleşmelere vekalet hükümleri uygulanır.

Bir hekim tarafından kişinin tedavi edilmesi, bir öğretmenin özel
ders vermesi de vekalet sözleşmesi hükümlerinin uygulandığı hukuki
bağlardır. Buna karşılık evlenme, nişanlanma, evlat edinme ve manevi
tazminat isteme gibi işlemler vekalet sözleşmesinin konusu değildir.
Çünkü bu gibi işler kişiye sıkı sıkıya bağlı işlemlerdendir ve ancak
kişinin kendisi tarafından yapılabilir.

Vekalet sözleşmesinde bir vekil, bir de müvekkil var.
Vekil, müvekkilin menfaatine ve iradesine uygun bir sonuca yönelen
bir işi görmeyi yükleniyor. Bu iş görme zamanla kayıtlı değildir.

Sonucun elde edilememesi riski müvekkile ait olsa da, vekil gerekli
özeni göstermekle yükümlüdür. Vekil, vekalet sözleşmesinde iş görme
borcunun borçlusu, müvekkil ise alacaklısıdır. Gerek vekil, gerekse
müvekkil vekalet ilişkisine her zaman son verebilir. Vekalet sözleşmesi
güvene dayanır ve dolayısıyla vekil her zaman vekaletten istifa
edebilir; müvekkil de her zaman vekili azil hakkına sahiptir. Müvekkil
vekile vekaletini ifa için düzenli şekilde yaptığı masraflan ve
ödediği avanslan gerekirse faiziyle ödemelidir.

Bunun dışında bir ücret söz konusuysa, bunun koşulları vekalet sözleşmesinde
belirtilmelidir.
|