Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





Sözleşmeler


TBMM yeni yasama döneminde günün gereklerine uygun olarak düzenlemeler yapmaya gidiyor. Bu düzenlemelerden biri de kriz nedeniyle Adalet sistemini niceliğiyle tıkayan alış-veriş, çek, senet ve benzeri davalar. Bu işlemlerden doğan suçlar nedeniyle, hem yargı hem de ceza koşullarının değişmesi gündemde. Bu vesile ile yürürlükteki sözleşmelerin hukuki yerine bir göz atmak istedik.

Günlük faaliyetlerimiz adeta sözleşmelerden ibarettir. Sözleşme ya da eski deyişiyle "akit", iki ya da daha fazla kişi arasında bir şeyi yapmayı ya da yapmamayı konu alan gönüllü anlaşmalardır. Sözleşmeler hukuk açısından yükümlülükler yaratır ve mahkeme kararıyla yaptırıma bağlanabilir. Tüm hukuki ilişkilerin temelinde sözleşme yatar.

Akşam eve gelip düğmesine bastığımızda bize elektrik sağlayan kurumla bir sözleşme ilişkisine gireriz. Bu ilişkide kurum bize elektrik sağlamakla, biz de kullandığımız elektriğin ücretini ödemekle yükümlüyüz. Sabah günlük gazetelerimizi alırken de bir sözleşmenin tarafları haline geliriz. Otobüse, dolmuşa, trene ya da taksiye bindiğimizde de sözleşmeye dayalı bir ilişkinin gereklerini yerine getirir, paramızı öderiz. Bunlar nispeten önemsiz, günlük yaşantımızın içinde bir çırpıda yaşadığımız hukuki ilişkiledir. Elbette çok daha ağır yükümlülüklerin ve çok daha ağır ekonomik koşulların söz konusu olduğu sözleşmeler de yapanz. Bir araba, bir çamaşır makinesi ya da ev satın alırken yaptığımız sözleşmeler gibi olanlar, hukuk açısından hak ve yükümlülüklerimizi daha iyi bilmeyi gerektiriyor.

Hukuk açısından bağlayıcı sözleşmelerin bazı özellikleri vardır. Örneğin:

  • Bir sözleşmede bir öneri (icap), bu önerinin diğer tarafça kabulü ve şu şu durumlarda şöyle şöyle yapılacak şeklinde bir de ihtimaller bölümü bulunmalıdır. Ömeğin, vitrinde yanında fiyat etiketi duran tencereyi (icapta bulunma) beğendiniz. İçeri girip satın aldınız (kabul). Şu kadar gün içinde kulpu çıkarsa satış fişiyle birlikte götürüp değiştirebilme ihtimali de sözleşmenizin içinde yer almalı.
  • Öneri anlaşılmaz olamaz. Somut bir şekilde ortaya konulmalı, karşı taraf da bunu kabul ettiğini açıkça beyan etmelidir. Bir alım-satım işlemi üzerine sohbet etmek teklif sunmak, öneride bulunmak değildir.
  • Bir öneriyi kabul ettiğiniz davranışlarınızdan anlaşılıyor; ama bunu aslında benimsemediniz ve kabul etmediğinizi açıkça ifade etmediniz. Yasal açıdan bu, kabul anlamına geleceği için, bir sözleşmeyi kabul etmediğinizi her zaman açıkça ifade edin.
  • Sözleşmeyi yapan tarafların her biri neyi onayladığını kavrayacak yeteneğe sahip olmalıdır. Beş yaşındaki çocuğunuzun ya da Alzheimer hastası dedenizin yapacağı sözleşmelerin hukuki açıdan hiçbir geçerliliği olamaz.
  • Sözleşmelerin hukuk açısından geçerli olabilmesi için yasadışı hiçbir fiile ya da alım-satım işlemine dayanmaması gerekir. Örneğin birisi çaldığı oto teyplerini satması ve karşılığında kendisine bir komisyon ödemesi için bir satıcıya verirse ve bu satıcı söz verdiği komisyonu hırsız kişiye ödemezse, yasadışı fiiler söz konusu olduğu için, bu durumun hukuksal açıdan hiçbir sözleşme değeri olamaz. Buna karşılık her iki fiil kovuşturma konusudur.
  • Sözleşme yapılmış olduğunu kanıtlamalısınız. Eğer sözleşmeyi yazılı yapmışsanız ve elinizde bir kopyası bulunuyorsa (mutlaka bir kopya saklayın), sorun yok. Ne var ki, sözlü sözleşmeler de yaparız. Böylesi durumlarda sözleşmenin varlığıffi kanıtlamak çok zordur ve genellikle avukata gitmeniz gerekir.
  • Yapacağınız sözleşmeler açısından hukuk mevzuatında ''şekil'' zorunluluğu bulunup bulunmadığını araştırmayı ihmal etmeyin! Bazı sözleşmelerin hukuk açısından geçerliliği ''şekil''e bağlanmıştır. Medeni Kanun'da ve Borçlar Kanunu'nda bazı hallerde ''yazılı şekil', bazı hallerde ''resmi şekil' öngörülmüş bulunuyor.
  • Yazılı şekil tarafların el yazısıyla ya da daktilo veya bilgisayar gibi aletlerle bir metin hazırlayıp, tarih atıp imzalamalarıdır. Örneğin kefalet sözleşmesinin ya da bağışlama vaadinin hukuk açısından geçerli olabilmesi için yazılı şekilde hazırlanması gerekir.
  • Resmi şekil sözleşmenin bir resmi makam önünde yapılmasıdır. Örneğin miras sözleşmesi, gayrimenkul alım-satımı, kaydı hayat şartıyla bakım gibi sözleşmelerin geçerli sayılması için noter ya da tapu memuru önünde yapılması gerekir.

Şimdi, kısaca hatırlatalım:

Hak: Hukuk düzeninin kişiye tanıdığı yetkiler bütünü. Birisine on milyon lira borç verdiğimizde, bir kişiye para vermiş olmamızdan doğan alacak hakkımız gündeme gelir. Bunun dışında verdiğimiz parayı geri isteme (talep hakkı ) ve geri alma hakkına da sahibiz. Burada söz konusu olan bir ''ödünç sözleşmesi''dir. Hukuk dilinde buna ''karz akti'' deniyor. Bu tür ilişkiler, Borçlar Kanunu 'yla düzenlenir.

Borç: Günlük yaşantımızda yaygın olarak bakkala, arkadaşıma borcum var deriz ve bu, geri ödememiz gereken bir miktar parayı ifade eder. Hukuk dilinde ise borç sözcüğünün iki anlamı vardır: Dar anlamda ''edim''; geniş anlamda ''borç ilişkisi''.

Edim: Bir borç ilişkisi nedeniyle borçlunun yerine getirmekle yükümlü olduğu ve alacaklının da istemeye yetkili olduğu davranış. Diyelim ki bir buzdolabı satın aldık. Alıcı olarak bu malın bedelini (semen) satıcıya ödemekle yükümlüyüz; bu ödeme davranışı binim borcumuz oluyor. Satıcı da satmış olduğu malı bize teslim etmek, buzdolabının mülkiyetini bize devretmek yükümlülüğündedir; bu teslim davranışı da satıcının borcu oluyor. Burada söz konusu olan farklı borçların her ikisi de birer davranış, birer edimdir.

Borç ilişkisi: En az iki kişi arasında oluşan ve bunlardan birini diğerine karşı belirli bir davranışta bulunmakla yükümlü kılan hukuksal bağ. Hukuk dilinde böyle bir yükümlülük altındaki kişiye borçlu, bu yükümlülüğün yerine getirilmesini isteme durumunda olan diğerine alacaklı, söz konusu olan davranışa da edim deniyor. Borç geniş anlamda bu borç ilişkisinin tümünü ifade eder.

Borçların Sona Ermesi
Borçlar, ancak yerine getirildikten, hukuki dille ''ifa'' edildikten sonra sona erer. İfa borçluyu borcundan kurtarır, alacaklının borç ilişkisinden doğan beklentisine son verir. İfa dışında borcu sona erdiren kimi durumlar da vardır. Bunlardan bazıları:
İmkansızlık: Borçlunun kusuru olmaksızın borcun ifası imkansızlaşmışsa, borç ortadan kalkar.
İbra: Alacaklı edimi elde etmeksizin borçlusunu borçtan kurtarırsa yine borç sona erer.
Takas: İki kişi arasında aynı cinsten karşılıklı borç varsa ve bunlardan biri tek taraflı irade beyanında bulunursa, borç sona erer.

Borçlu Borcunu Nerede İfa Etmeli?
Borcun nerede ifa edileceğini taraflar aralarında yaptıkları sözleşmelerinde serbestçe belirleyebilir. Sözleşmede böyle bir hüküm yoksa, borcun ifa yeri hakkında şu kurallar uygulanır:
* Borcun konusu paraysa, ifa, alacaklının ifa zamanındaki ikametgahında yapılır.
* Parça borçlarında, yani sözleşme konusu ayrıca nitelikleriyle belirlenmiş bir şey ise, ifa, ''şeyin'', sözleşmenin yapıldığı sırada bulunduğu yerde gerçekleştirilir.
* Diğer borçlarda ifa, borçlunun borcun oluştuğu andaki ikametgahında yapılır.

Borcun Ödendiği Nasıl İspatlanır?
Borçlu iseniz ve borcunuzu ifa ediyorsanız, siz siz olun alacaklıdan borcun ödendiğini gösteren bir makbuz isteyin. Bu sizin hakkınızdır. Borcunuzu kısmen ödeseniz bile makbuz isteme hakkına sahipsiniz, Alacaklı borcunu ödeyen borçluya makbuz vermekle yükümlüdür. Alacaklı makbuz vermeyi kabul etmezse, borçlu ifadan kaçınabilir.
* Makbuzda şu öğeler bulunmalıdır:
İfa edilen borcun,
kimin tarafından
nerede
ne zaman ifa edildiği ve
alacaklının imzası.

Dikkat edin:
* Faiz, kira geliri gibi belirli zamanlarda ödenen borçlarda alacaklı, bir çekince ileri sürmeksizin bir taksit için makbuz vermişse ondan önceki taksitleri de almış sayılır.
* Asıl borcun ödendiğini gösteren bir makbuz veren alacaklı faizleri de almış sayılır.
* Alacaklı senedi borçluya vermişse borç sona ermiş sayılır.

Diğer yazılar için tıklayın


HAKLARIMIZ

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ

ÇOCUK HAKLARI SOZLEŞMESİ

SİZ NE
YAPABİLİRSİNİZ?


AİHM


Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 


Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla