|

Haklarımız bölümünde bu kez, güncel bir konuya bakmak istiyoruz.
Bilindiği gibi, Dünya yeni bir savaşı barış yanlılarıan rağmen yaygınlaştırma
girişimlerine sahne oluyor. Bizim ülkemizde de daha ilk günlerden
itibaren resmi tutumun "bir an önce savaşan taraf yanında yer alma"
şeklinde geliştiğini görmekteyiz. Peki, resmi kesimin tutumun bu
keskin tavrına karşı, barış yanlıları, savaşa karışmak istemeyenlerin
ne gibi hakları var?

Bu
konuda, İnsan Hakları Derneği, 27 Ekim 2001 günü Ankara'da bir basın
toplantısı düzenledi. Toplantının konusu "Vicdanî Red Hakkı" idi.
Aşağıda, İnsan Hakları Derneği'nin basın açıklamasını bulacaksınız.
Bu açıklamada getirilen önermelerin "yürürlükte olan" yasal durumu
değil, "olması gereken" durumu ele aldığına dikkatinizi çekeriz.

İHD'nin basın açıklaması şöyle:

"Sayın basın mensupları,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 72. maddesi, "vatan hizmeti" başlığını
taşımaktadır. Buna göre, "Vatan hizmeti, her Türk'ün hakkı ve ödevidir.
Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine
getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir."

Anayasa,
"vatan hizmeti"ni mutlak olarak askerlik yapmak olarak düzenlemiyor.
Hizmetin yerine getirilmesi ya da getirilmiş sayılması olanağından
söz ediyor. Nitekim uygulamada da, kimi dönemlerde, "bedelli askerlik",
"dövizle askerlik" gibi uygulamalara gidilmiştir. Ayrıca pek çok
kez, öğretmenler için ülke gereksinmelerinden hareketle uygulamalar
yapılmıştır. Bu esnek tutumlar sürdürülmelidir.

İHD ilkesel açıdan savaşlara, ilkesel açıdan sürekli ordu fikrine
karşı çıkmaktadır. Dünya silahlardan ve ordulardan arındırılmalıdır.
Ancak bir realite de karşımızdadır. Savaş olasılığı ne yazık vardır
ve savaşlar yapılmaktadır. Belirtilen durumda, her ülkenin ulusal
güvenlik sorunu da silahlanmayı dayatmaktadır. Bu koşullarda da,
askerliğin gönüllülük esasına dayandırılmasını savunuyoruz. Bu savununun
pek çok nedeni bulunmaktadır. Tüm dünyada demokrasinin, insan hak
ve özgürlüklerinin geliştirilmesi; üretime, sağlığa, eğitim ve adalet
hizmetlerine kaynakların aktarılması; tüm dünya halkları ve ülkeleri
arasında eşitlik ilkesine uygun ilişkilerin geliştirilmesi; Birleşmiş
Milletlerin kuruluş şartının 1. maddesinde yazılı "Barış" idealinin
gerçekleşmesi için, yine Birleşmiş Milletlerin etkin ve inisiyatifli
bir kurum haline dönüştürülmesi, sürekli ordu ve silahlanma yarışı
ihtiyacını geriletecektir.

İHD, kişinin "vicdani red" hakkının iki açıdan insan hakları düşüncesi
ve normlarıyla ilgili olduğu kanısındadır. Vicdani red, kişinin,
kendisine dayatılan askerlik hizmetini etik ya da başka düşünsel
kaygılarla reddetmesini kapsayan bir sivil itaatsizlik eylemidir.
Vicdani red, her şeyden önce, insan haklarını koruyan, insan haklarına
tehdit oluşturan militarizmi ve savaşı reddeden bir eylem biçimidir.
İHD, etik bir tutum ve eylem olarak vicdani red hakkının kullanımına,
evrenselliği ve ilkeselliği açısından ele alıyor ve savunuyor.

Fakat vicdani red hakkı, kişinin koşulsuz bir hakkıdır. Zira, temel
bir hak olan düşünce, kanaat ve inanç oluşturma, taşıma ve kamu
önünde açıklama hakkının bir kullanımıdır. Kişi, askerlik hizmetini
ve/veya silah kullanmayı, savaşmayı, mevcut koşullar içinde de reddediyor
olabilir.

İHD açısından vicdani red hakkı, kişisel hakların korunmasıyla ilgili
BM ve Avrupa enstrümanlarında koruma altına alınmıştır. Zira, düşünce
özgürlüğüne ilişkin hükümler,vicdani red için de geçerlidir. Fakat
bunun yanı sıra, bağlayıcı olmayan, tavsiye niteliğindeki hükümler
de, her iki düzeyde de ortaya konmuştur.

İHD her hak alanında olduğu gibi bu alanda da, kişinin kendisi olmasıyla
ilgili olan bu hakkın korunması için mücadele edecektir. Sayın basın
mensupları, Son olarak, 11 Eylül saldırısının ardından başlatılan
Afganistan operasyonu ve gelişmelere karşı da düşüncelerimizi açıklamak
isteriz.

1. 11 Eylül saldırısı vahşi ve insanlık ilkelerine aykırı bir eylemdi.
Her ulustan öldürülen insanlar için büyük bir acı ve üzüntü duymaktayız.
Bu eylemi ve saldırganları açıkça ve kesin bir dille kınıyoruz.
2. İHD savaş karşıtı tutumunu sürdürmektedir. O nedenle, "terörizmle
mücadele" adı altında, Afganistan'ın savaş cehennemine dönüştürülmesine
de karşı çıkmaktayız. Operasyonun derhal durdurulmasını istiyoruz.
Daha birinci gün saldırısında 4 Birleşmiş Milletler görevlisi bombalarla
öldürülmüştür. Birleşmiş milletler binası iki kez bombalanmıştır.
Kızılhaç'a ait yardım deposu bombalanmıştır. Afganistan'ın çeşitli
kentlerinde ve köylerinde yaşayan siviller bombalanmış yüzlerce
insan ölmüş ve yaralanmıştır. Halk mülteci konumuna düşürülmektedir.
3. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, savaşa girmemelidir.Afganistan'a
evlatlarımız gönderilmemelidir.
4. Savaşın Ortadoğu'ya sıçratılması politikalarına karşı durulmalıdır.
5. Her ülkenin insan hakları savunucuları,barışseverleri, savaş
karşıtı güçleri, kendi hükümetlerini ve ulusalüstü organları savaşın
durdurulması konusunda uyarmalıdır.

Hüsnü Öndül
Genel Başkan"
|