




Ana
Sayfa
Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı
Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle İletişim Dünyası
Farklı Renkler, Farklı Kültürler
Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü
Diğer
Minidev'de yazmak ister misiniz?
Reklamlarınız İçin
İletişim
YAZARLAR |

 |
|

Herkesin fiziksel varlığını sürdürebilmesi buna bağlıdır. Yaşama
hakkının gerçekleşebilmesi için ise ''kişi dokunulmazlığı'' ile
''kişi güvenliği"nin sağlanması gerekir.

Kişi
dokunulmazlığı, insanların yaşama, maddi ve manevi varlıklarını
koruyabilme ve geliştirebilme haklarını içerir. İşkence ve eziyet
yasağı, insan onurunu zedeleyen ceza verilememesi ve muamele yapılamaması
gibi kurallar, bu ilkenin sonuçlarıdır. Anayasamızın mevcut düzenlemesine
göre '"mahkemelerce verilen ölüm cezalarının yerine getirilmesi
hali" ve meydana gelen öldürme fiilleri ''kişi dokunulmazlığı''
hükmünün dışında kalır.
MADDE
17: Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme
hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut
bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere
tabi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyeti ile bağdaşmayan
bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz...
MADDE 19: Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir...
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Hukuk
düzeni, ''yaşama hakkı''nı kimseye yaşam üzerinde hiçbir şekilde tasarrufta
bulunma izni vermeyecek kadar önemser. Bu bakımdan, onulmaz bir hastalığa
yakalanan bir kimseyi isteği üzerine ya da büyük acılar içinde kıvranan
bir yaralıyı acısına son verme amacıyla öldürmek (ötenazi) pek çok
ülkenin ceza hukuku açısından ''adam öldürme suçu"dur. Kişinin kendi
yaşamı üzerinde karar verme hakkı da var olmadığı için bir kimsenin
ölümüne rıza göstermesi gibi, düello da hukuka aykırıdır. Kişi, belirli
durumlarda başkalarına sağlık kazandırmak amacıyla bazı organları
üzerinde tasarrufta bulunabilir. Buna karşı, kişinin kazanç sağlama
amacıyla bedeni ve organlan üzerinde tasarrufta bulunması hukuka aykırıdır.
Bu bakımdan, kan satılmasına ya da çift organlardan birinin satılmasına
ilişkin sözleşmeler hükümsüzdür. (Borçlar Kanunu, Madde 20; Medeni
Kanun, Madde 23; 2236 sayılı Kanun, Madde 3).

Bazı Önemli Noktalar
Kişi özgürlüğü ve güvenliği, ikisi birlikte, insanın yasayla belirlenmiş
ve sınırladırılmış durumlar dışında hareket serbestliği ve özgürlüğünden
yoksun bırakılmaması anlamına gelir. Burada iki anahtar nokta, gözaltına
alma ve tutuklama işlemleridir. Bu işlemlerle ilgili bazı hukuki düzenleme
ömekleri şöyledir: Polis suç işlenmesini önlemek veya işlenmiş suçların
faillerini ele geçirmek için kişilerden (Kendisinin polis olduğunu
belirleyen belgeyi gösterdikten sonra) kimliğini sorabilir. Bu istem
karşısında herkes nüfus cüzdanı, pasaport veya resmi bir belgeyi göstererek
kimliğini ispat etmek zorundadır (Polis Vazife ve selahiyetleri Kanunu,
Madde 17/2,3).

Kimliginizle ilgili sorulara doğru cevap vermek zorundasınız. (Türk
Ceza Kanunu, Madde 528, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu -CMUK-, Madde
135/1)

Kimliğini bir belgeyle ya da polisçe tanınmış kişilerin tanıklığıyla
ispat edemeyenler ve gösterdikleri belgelerin doğruluğundan şüphe
edilenler, aranan kişilerden olup olmadıkları anlaşılıncaya veya gerçek
kimlikleri ortaya çıkıncaya kadar 24 saati geçmemek üzere polisçe
gözaltına alınabilir. (Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu, Madde
17/4)

Üst aranması kural olarak hakim kararıyla yapılır; gecikmede sakınca
varsa, kanunla yetkili merciin emri gerekir. (Anayasa, Madde 20/2).

Suçu işlediği sırada ya da suçüstü sırasında takip edilen kişinin
kaçma ihtimali varsa veya hemen kimliğini tayin etmek mümkün değilse
tutuklama kararı olmadan dahi o kişi geçici olarak gözaltına alınabilir.
(CMUK, Madde 127/1)

Polisin haklı yakalamalarda dahi kişiyi bağlama, zincire vurma gibi
haklan yoktur. Ancak çok özel durumlarda yakalanan kişinin kaçması,
saldırıda bulunmasının önlenmesi için böyle bir tedbire başvurulur.
''Alınan tedbirin orantılı olması'' gerekir. (Polis Vazife ve Selahiyetleri
Kanunu, Madde 13).

Gereğinden fazla sert tedbir alan polis ya da polisler hakkında, kişiye
karşı görevi kötüye kullanmaktan dolayı davacı olma hakkı vardır.
(Türk Ceza Kanunu, Madde 228)

Gözaltına alınma durumunda kişi 24 saat içinde en yakın sulh hakiminin
önüne çıkanlmalıdır. (CMUK, Madde 128/1). Üç ya da daha çok kişinin
işlediği toplu suçlarda bu süre, savcının yazılı emriyle dört güne
kadar uzatılabilir. Soruşturma bu sürede sonuçlandırılmazsa savcılığm
talebi ve hakimin kararıyla bu süre yedi güne kadar uzatılabilir.

Polis, kimlik tespitinden sonra kişiye isnat edilen suçu anlatır.
(CMUK, Madde 135/2). Aksi takdirde bu bir tazminat davası konusu olabilir.
(466 Sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat
Verilmesi Hakkında Kanun, Madde 1/2)

Yakalanan kişinin durumu soruşturmanın kapsam ve konusunun açığa çıkmasının
sakıncalarının gerektirdiği kesin zorunluluk dışında yakınlarına derhal
bildirilir. (Anayasa, Madde 19/6)

Polis, isnat edilen suçu anlattıktan sonra avukat tayin hakkı olduğunu,
tayin edemeyecekse baro tarafından tayin edilecek bir avukat isteyebileceğini,
isterse avukatın sorguda veya ifadede hazır bulunabileceğini yakalanana
bildirmek zorundadır. (CMUK, Madde 135/3).

Tutuklama, kişi özgürlüğüne yönelik en ağır tedbirdir, çünkü söz konusu
kişinin suçlu olup olmadığı henüz tespit edilememiştir; bu nedenle
tutuklama kararını sadece hakim verebilir.(Anayasa Madde 19/3;
CMUK Madde 106/1)

Suçluluğu
hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. (Anayasa, Madde
38/4) Buna masumluk karinesi denir.

Tutuklanan
kişilerin makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma
sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. (Anayasa, Madde
19/8)



Bu sayfalara katkılarından
dolayı Doç. Dr. İştar Gözaydın'a, Behiç Ak'a ve Helsinki Yurttaşlar
Derneği'ne teşekkür ederiz.
|
|

HAKLARIMIZ

İNSAN
HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ

ÇOCUK
HAKLARI SOZLEŞMESİ

SİZ
NE
YAPABİLİRSİNİZ?

AİHM
Yazarlar

Merih
Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı
 
Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin
Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol
Yurderi
Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?

Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin

miniDEV'i
Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın
|