|


1982 Anayasasının 1. maddesi; "Türkiye devleti bir Cumhuriyettir"
diyor. Demek ki, T.C. Devletinin en önemli, ilk ve temel niteliği
bir Cumhuriyet olması. Ne demek Cumhuriyet ya da ne tür Devletlere
Cumhuriyet adı veriliyor?

Cumhuriyet, klasik anlamı ile, yöneticilerin ve de özellikle Devlet
Başkanının, halkın bütününü temsil etmek üzere, ya doğrudan doğruya
ya da halk tarafından seçilmiş meclislerin oyuyla işbaşına
geldiği devlet biçimidir .Cumhuriyet'in karşısında, devlet
başkanının seçimle değil, soya bağlı olarak
işbaşına geldiği monarşiler vardır.

Cumhuriyet-demokrasi kavramı ile ilişkili olmakla birlikte, aynı
anlama gelmez. Nitekim, iç yapıları ve işleyişleri son derece
demokratik olduğu halde, sırf başlarında bir kral bulunduğu
için Cumhuriyet sayılmayan Devletler vardır. Bu ülkelere
örnek olarak İngiltere, Belçika, İspanya gösterilebilir.


Örneğin
Osmanlı İmparatorluğu, eski Fransız Krallığı, günümüzde İspanya-Belçika
-İngiltere, Monarşik Devletlere örnektir ve Devletin başında
Cumhurbaşkanları değil, Kral ya da Kraliçe vardır. Buna karşılık
da, Demokratik olmadığı halde, başlarındaki kişi seçilerek işbaşına
gelen ve bu nedenle Cumhuriyet sayılan Devletler de vardır. Buna
örnek olarak, eski Doğu Avrupa Halk Cumhuriyetleri ve İran İslam
Cumhuriyeti gösterilebilir. Bu noktada şu bağlantı kurulabilir;
her demokrasinin mutlaka cumhuriyet olması gerekmez. Örnek
olarak, İngiltere, Belçika, İspanya var. Buna karşılık, her cumhuriyetin
mutlaka demokratik olması gerekir ki, ''yöneticilerin seçimi''
göstermelik değil, gerçek bir seçim olabilsin.

Devletin
Temel Nitelikleri
1982 Anayasasının 2. maddesi, ''Türkiye Cumhuriyeti, demokratik,
laik ve sosyal bir hukuk Devletidir'' diyor. Devletin temel
niteliği bu. Demokratik bir Hukuk Devleti olmak. Ne demek Demokratik
Devlet?

Demokrasi,
halk iktidarı anlamına geliyor ve Demokrasinin temeli şu; Devletin
işleyişinde, kuruluşunda, yapısında TOPLUM
(Millet-Halk) etkilidir. Devlet organlarını oluşturur, işlemesine
etkide bulunur. Demokratik Devlet'in temeli bu. Dolayısıyla, demokrasi'de
TOPLUM-DEVLET birbirinden bağımsız kavramlar değil; demokraside
Devlet kavramı tamamen TOPLUM'a bağlıdır. Demokratik evlette Cumhurbaşkanı'nı,
Başbakan'ı halk yani bizler seçeceğiz, siyasal partiler aracılığı
ile, hem devlet organlarını oluşturacak, hem de sistemin işleyişine
katkıda bulunacağız. Serbest seçimler aracılığı ile TBMM'ni seçeceğiz.
Halkoylaması ile anayasamızı değiştirebileceğiz. Sendikalar, dernekler
gibi baskı grupları ile, yöneticileri, siyasal iktidarı etkileyecek,
dilekçe hakkımızı kullanacağız.

Kısaca,
tüm siyasal sistemin işleyişini biz sağlayacağız. Yani Halk- Toplum
sağlayacak. İşte, tüm bu yöntemlere SiYASAL KATILMA adı veriliyor.
Ve Demokratik Devlet, siyasal katılmanın en yoğun, en demokratik
olduğu Devlet biçimi.

SİYASAL
KATILMA, belli bir hukuksal yapının varlığını gerektirir. Bu hukuksal
yapı, Temel Hak ve Özgürlükler rejimidir. Sistemin tabanı TEMEL
HAK VE ÖZGÜRLÜKLER olmalıdır.

Temel
Hak ve Özgürlükler
Bu taban olmalı ki, tüm bu işleyiş, gerçekten demokratik olsun,
göstermelik değil; gerçek biçimde Halk tarafından yönlendirilebilsin.
Bu Temel Hak ve Özgürlükler rejimi. Anayasaya da 'Temel haklar ve
Ödevler' başlığı altında yansımıştır. 1982 Anayasası, 'Temel haklar
ve Ödevler' başlığı ile, İKİNCİ KISIM'da, haklar listesine yer vermektedir
. Bu kısmın ikinci bölümünde, 'Kişinin Hakları ve Ödevleri', üçüncü
bölümde, 'Sosyal ve Ekonomik haklar ve Ödevler' ve dördüncü bölümde,
'Siyasi haklar ve Ödevler' düzenlenmiştir.

Seçme
ve Seçilme Hakkı
Türkiye, aşağı yukarı tüm çağdaş demokrasilerde görüldüğü biçimi
ile temsili bir rejim uyguluyor. Yani halk, belli süreler için,
temsilcilerini seçiyor ve onlar, Devleti yönetiyorlar. Temsili Demokrasi
bu. Ve temsili demokraside, halkın en önemli ve temel katılma yolu;
seçimler.

Günümüzde
halk olarak, temsilcilerinizi seçiyorsunuz ancak, daha sonra değişik
yöntemlerle, ya temsilcileriniz yerine, doğrudan kendiniz karar
alabilirsiniz, ya da en azından seçtiğinizc temsilcilerinizi etkileyebilir,
kararlarına etkide bulunmaya çalışabilirsiniz.

Seçilen
temsilciler, sadece seçildikleri bölgeyi ya da kendilerini seçenleri
değil, tüm milleti temsil ederler ve 'tüm milletin temsilcisi' olarak
kabul edilirler . (Anayasa, madde 80)

Referandum
(Halkoylaması)



ANAYASA'DAN...

"Vatandaşlar,
kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında,
yetkili makamlara ve TBMM'ne yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahiplerine
yazılı olarak bildirilir.
Madde
74
|
 |
Vatandaşları,
temsilcileri aracılığı ile değil, doğrudan doğruya yasaların yapımına
en önemli yöntem; referandum adı ile de bilinen HALKOYLAMASI yöntemidir.
Bu yöntem sayesinde, halk (toplum) siyasal iktidarı doğrudan kullanmak-karar
almak imkanına sahip olmaktadır. İsviçre, bu yöntemin en çok kullanıldığı
ülkedir. İtalya-Fransa gibi ülkelerde de, bu yöntemin değişik türleri,
Anayasalarında yer almıştır ve kullanılmaktadır.

Türk
Anayasalarında halkoylaması yöntemi yer almamış ancak, 1982 Anayasası,
sadece ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ alanında referanduma yer vermiştir. (Anayasa,
madde 175)

Dilekçe
Hakkı
Vatandaşlar olarak, siyasal rejim üzerindeki etkiniz, sadece temsilcilerinizi
seçmekle sınırlı değil, aynı zamanda, seçtiğiniz temsilcilerinizi
değişik yollarla etkileme hakkına da sahipsiniz. İşte,
bu yollardan biri, çok eski bır tarihi olan ve Türk Anayasalarında
, son olarak da 1982 Anayasası'nın 74. maddesinde yer alan 'Dilekçe
Hakkı'dır.
Bu sayfalara katkılarından
dolayı Doç. Dr. İştar Gözaydın'a, Behiç Ak'a ve Helsinki Yurttaşlar
Derneği'ne teşekkür ederiz.
|