|

Tarihin
Pembe Sayfaları
Tarihin
pembe sayfalarında bu hafta öyle pek de eskilere gitmiyoruz; yakın
tarihe bir bakacağız. 1996 yılı sonunda Lambda İstanbul bir rapor
hazırlamıştı. Şimdi 1996'ya geri dönüyoruz ve o zaman neler olmuş,
eşcinseller neler yapmış bir göz atıyoruz:

Türkiye Eşcinsellik Raporu - 1996

1996
yılında Türkiye'de eşcinsellik adına küçük de olsa olumlu yönde
değişmeler olduğunu düşünüyoruz. Gazetelerde çıkan "eşcinsel katil"
haberleri azaldı, eşcinsellerin çocukları taciz eden ve geleceğimizi
tehdit eden yaratıklar olduğunu iddia eden köşe yazarına pek az
rastlandı. Ama yine de Fato yaptığı "sapık eşcinsel" haberine
rağmen ödül aldı ve eşcinsel temalı görüntüler yayınladığı gerekçesiyle
televizyon kanallarına kapama cezası verildi. Biz biraz da kendi
bulunduğumuz yerden, yani Lambda İstanbul açısından 1996'ya
bir bakmak istedik.

Her ne kadar 1996'nın ilk aylarında pek bir şey olmamış gibi görünüyorsa
da, İstanbul'un Lambda'nın dışındaki öteki eşcinsel grubu
olan "Çağrı" dağıldı. "Çağrı" grubu yıllardır çalışmalarını
İbrahim Eren liderliğinde sürdürüyordu. İbrahim Eren,
Türkiye'de eşcinsel hareketin başlangıcında oldukça adı geçen birisi
ve Yeşiller Partisi bünyesinde eşcinsellere toplumda iyi
bir yer kazandırmak için çalışmıştı. Her ne kadar şu anda faaliyette
olmasalar da, renkliliğin demokrasiyi beraberinde getireceğini düşünerek
tekrar bir araya gelmelerini diliyoruz.

Belki de yılın en önemli olayı Türkiye'de ilk kez tüzüğünde cinsel
ayrımcılığa karşı olduğunu bildiren bir parti kurulmasıydı. Evet,
ÖDP'den bahsediyoruz. Barışın, özgürlüğün ve devrimin partisi.
Özgürlük ve Dayanışma Partisi. Çok önemli bir adım sayılabilecek
ÖDP'nin kurulmasıyla belki de ilk kez eşcinsel seçmenlerin
de olduğunun farkına varılıyordu.

5 Mayıs 1996'da Türkiye'de tarihi denilebilecek bir olay
oldu. Evet %100 GL ilk programına tam gece yarısı 12:00 de
başladı. %100 GL, Uğur Alper'in sesiyle "herkese
merhaba" dedi ve 8 aya yakın bir süredir yayın hayatına devam
ediyor. İlk önce şüphelerle, korkularla başlandı programa. Ama aynı
zamanda içimizdeki zevk ve heyecan da hissedilebiliyordu. Biz bir
ilki gerçekleştiriyorduk ama açıkçası ilk zamanlarda üstlendiğimiz
görevin ciddiliğinin pek de farkında değildik. Stüdyoya girip bir
saat boyunca sanki kendi başımıza sohbet ediyorduk. Sonra telefonlar,
katılımlar derken ilk yayın dönemi bitmiş. Yani 6 ay her hafta aralıksız
bu stüdyoya gelmişiz pazarları. Bu arada Türkiye'de kamuoyu önünde
kendine "ibne" diyen ilk insanlar biz olduk.

Sonra yeni yayın dönemi başladı yeni sunucu geldi, program daha
bir renklendi. Böyle tarihi bir olayın gerçekleşmesinde tabii ki
en büyük katkı Açık Radyo'nun. Bize güvendiler, tepkilerden
korkmadılar. Zaten pek olumsuz tepki de almadı %100 GL. Demek
ki böyle bir programın eksikliği yaşanıyormuş diye düşünüyoruz.

Program başlayalı bir kaç hafta olmuşken, tüm Türkiye'yi uzun süre
meşgul eden HABITAT II başladı. Lambda da öteki sivil
toplum kuruluşları gibi Habitat'taki yerini aldı. HABITAT II
bizce eşcinseller için öteki insanlardan biraz daha önemliydi.
Çünkü eşcinseller açıkça 'biz de varız' diyebiliyorlardı. Biraz
da Birleşmiş Milletler'in korumasında olmanın verdiği güvence ile
hem standımızı ziyaret eden insanlarla, hem de öteki sivil toplum
kuruluşlarıyla rahatça iletişim kurduk. Bu arada gazeteler ve televizyonlardan
eksik olmadık. Bazı gazeteci ve televizyoncular bizim aradıkları
medyatikliğe pek sahip olmadığımızı görünce bizimle pek ilgilenmedi,
yaptıkları haberleri yayınlamadılar. Ama birçok dergi ve gazetede
de Türkiye'de pek rastlanmayan eşcinsellikle ilgili olumlu haberler
çıktı.

Gay ve lezbiyenler açısından rahatça açılma ortamı sağlayan HABITAT
II ne yazık ki travesti ve transeksüel arkadaşlarımız açısından
pek hayırlı olmadı. İşte hâlâ devam eden Ülker Sokak olayları
HABITAT II zamanlarında başlamıştı. Hatırlayacağınız gibi
Habitat için sokaklar ve kaldırımlar temizlenir düzenlenirken, sokak
çocukları ve travestiler de bu temizliğe dahil edilmişti. Beyoğlu'nda
yaşayan travesti ve transeksüeller Habitat sırasında ortalıkta görünmemeliydi.
Yoksa yabancı konuklar ne düşünürdü? Türkler eşcinsel olamazdı!

Oysa bilmiyorlardı ki travesti ve transeksüeller de HABITAT'a
katılmak için stand kiralamışlardı. Tehditler kısmen işe yaramıştı
ve travesti ve transeksüellerin birazı gerçekten de ortadan kaybolmuşlardı.
Politik kimlik taşıyan bir grup transeksüel ise Lambda ile
ortak standda gururla yerlerini alıyorlardı.

Fakat ne yazık ki Habitat'ın bitmesinden sonra Ülker Sokak'taki
travesti ve transeksüellere baskılar sona ermedi. Habitat'ın başlattığı
"temizleme" hareketi daha da bir ivme kazanarak devam etti. Belirli
bir kesimin rant kaygıları sonucu, sokak sakinlerinin de
kışkırtılmasıyla travesti ve transeksüellere karşı sistemli bir
hareket başladı. Travestilerin evleri yakıldı, kapıları kırıldı,
yaşama ve ikamet etme haklarına saldırıldı. Birer birer sokaktan
ayrıldılar. Ama içlerinde mücadele eden, yılmayan bir kaç kişi kaldı
ve hala da çabalıyorlar. Ve ne yazık ki tüm çabalarımıza rağmen
bu insan hakları ihlali devam ediyor....

Habitat'a geri dönersek, Habitat'tan sonra çıktığımız gazete
ve televizyonların etkisiyle Lambda'ya bir çok insan katıldı
ve oldukça kalabalıklaştık. Ayrıca Habitat'ın son günlerinde Habitat'taki
tüm yabancı gay ve lezbiyenlerin katılımıyla bir parti düzenledik.
Lambda'nın uluslararası bağlarını da oldukça sağlamlaştırdığımızı
ve geliştirdiğimizi düşünüyoruz.

Temmuz'da tüm dünyada Eşcinsel Gurur Etkinlikleri yapılırken
Lambda da boş duramazdı tabii ki. Biz de Klüp Prive'de bir
Christopher Street Day Partisi düzenledik. Bu partide güvenli
seks için prezervatif ve kayganlaştırıcı dağıttık.

1 Eylül Dünya Barış Günü.... Eşcinseller de barıştan yanadır.
Biz de bunu ispatlamak için ve kendimizi gösterebileceğimiz bu fırsatı
kaçırmak istemedik ve ÖDP'nin Yedikule Zindanları'nda düzenlediği
Barış Şenlikleri'ne bir standla katıldık. İnsanları elimizden
geldiğince bilgilendirmeye çalıştık ve Lambda İstanbul'un
herkesin beraber ve mutlu yaşaması için evrensel barıştan yana olduğunu
bir bildiriyle duyurduk.

Takvimler Kasım ayını gösterdiğinde İstanbullu okurlar için yılın
en önemli olayı gerçekleşiyordu. TÜYAP Kitap Fuarı. Lambda
bu fuarı da ihmal etmedi ve AIDS Savaşım Derneği'nin standında
kıyısından köşesinden bu etkinliğe de katıldı. Hemen sonrasında
1 Aralık Dünya AIDS Günü'nde ise ortağımız AIDS Savaşım
Derneği'nden yine ayrılmadık ve AIDS Savaşım'ın açtığı
standlarda yerimizi aldık. 14 Aralık'ta da bir hafta geç kalmış
da olsak NEXT'te bir AIDS Partisi düzenledik. Bu partide
de insanları bilgilendirmek amacıyla broşürler dağıttık ve prezervatif
hediye ettik.

15 Aralık'ta da Ülker Sokak'taki olaylarla ilgili, İnsan
Hakları Derneği, ÖDP ve Lambda İstanbul işbirliğiyle
de bir basın açıklaması yapıldı.

İşte 1996'ya kısaca bir bakınca karşımıza bunlar çıkıyor. Umarız
1997 sonunda söyleyebileceğimiz olumlu şeyler olumsuzlardan çok
daha fazla olur.
 
Diğer
yazılar için tıklayın
|