Ana Sayfa

Demokrasi
Dikkat Çekenler
Önce Demokrasi
AB Yolunda
Haklarımız
Savaşa Hayır
Sivil Toplum
Sivil Anayasa
Minidev'in Amacı

Kültür
K Dergisi
Kültür-Sanat
Çevre
Gey-Lezbiyen Kültürü
L.G.B.T.T Yazıları
Alternatif Tıp
Başucu Yazıları
Cinsel Yaşam
Doğan Cüceloğlu İle
İletişim Dünyası

Farklı Renkler,
Farklı Kültürler

Süryani Kültürü
Yahudi Kültürü
Ermeni Kültürü
Rum Kültürü

Diğer
Minidev'de yazmak
ister misiniz?

Reklamlarınız İçin
İletişim

YAZARLAR





 


Tarihin Pembe Sayfaları

Roma'dan Bizans'a Geçişte
Eşcinsellik (I)
(1)
(Açıklamalar için rakkamların üzerine tıklayın)
Yasalar ve Yasa-koyucular Açısından
(2)

Teodora, İmparator da dahil olmak üzere herkes tarafından sevilen Diyojen adlı birinden nefret etmeye başladı… Onu eşcinsel olmakla suçladı ve iki hizmetçisine rüşvet vererek efendilerine karşı tanıklık yapmalarını sağladı.(3)

Yukarıdaki satırlar, ünlü tarihçi Prokopius'un "Gizli Tarih" adlı kitabından alınma. Kitabın yazarı da, kitaptaki kahramanlar da yaşadığımız çağdan oldukça uzak bir zaman diliminde ama şu anda üzerinde bulunduğumuz topraklarda yaşamışlar. M.S. 6. yüzyılda Anadolu, merkezi İstanbul, daha doğrusu o zaman ki adıyla Konstantinopolis, olan Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Bizans İmparatorluğu'nun) sınırları içerisindeydi. Erguvan rengin sahibi (4) imparator Jüstinyen ve kocası kadar güçlü İmparatoriçe Teodora, eski Roma İmparatorluğu'nu yeniden kurma planları dahilinde, muhaliflerini çeşitli yöntemlerle bertaraf ediyorlardı (5). Bu yöntemlerden biri de, Prokopius'un biraz da kınayan bir tavırla aktardığı gibi, karşısındakini eşcinsellikle suçlamaktı.

Peki, imparatorların erkek sevgilileri adına kentler armağan ettiği (6), iki yüz yıl boyunca kendi cinslerine de eğilimi olan imparatorlarca yönetilen Roma İmparatorluğu (7) nasıl olup ta eşcinselliğin yasaklandığı Bizans İmparatorluğu'na dönüşmüştü? Bu soru, başlı başına ilgi çekici bir tarih sorusu olmanın ötesinde bu topraklarda yaşayan günümüz insanını da ilgilendirmeli. Türklerin Orta Asya'dan "at, avrat, silah"larıyla gelip Anadolu'daki halkları sürdükten sonra Anadolu'ya yerleştikleri iddiasını -bilimsellikten uzak olduğundan ötürü- bir yana bırakırsak, Türk öncesi Anadolu halklarıyla kültürel dinsel ve hatta genetik akrabalığı olduğu gerçeğini ister istemez kabul etmek zorunda kalırız (8). Günümüzde Türkiye toplumunun eşcinselliğe bakışını belirleyen etmenler arasında tarihsel etmenlerin ne kadar önemli bir yer tuttuğunu kabul ettiğimiz takdirde de, bu tarihsel etmenlerin oluşumuna hangi kültürlerin katkıda bulunduğunu düşünmemiz gerekir. Türklerin Anadolu'ya geldiklerinde etkileşim içine girdikleri kültürün en önemli parçalarından biri Bizanslılıktır; dolayısıyla erken dönem Anadolu Türk kültürünün oluşumunda Orta Asyalılık ve Müslümanlık kadar Bizanslılık da küçümsenemez bir yere sahiptir.

Daha çok bir tarih dergisine uygun düşen bir makalenin konusu olabilecek "Anadolu Türk kültürünü oluşturan ögeler nelerdir?" sorusunu bir yana bırakıp, asıl sorumuza, eşcinselliğe bakıştaki değişimin nedenleri sorusuna, dönmeden önce Roma İmparatorluğu'nda eşcinselliğe nasıl bakıldığına kısaca değinmekte yarar vardır (9). Eşcinsel eylemlere yönelik ölüm cezası, Roma tarihinin ilk dönmelerinden beri mevcuttu. Daha sonraları bu ceza hafifletildi ve Lex Scantinia adlı hukuk kitabının M.Ö. 50 yılında belirttiği gibi on bin sesterlik bir para cezasıyla sınırlandırıldı. Bununla birlikte, J. Boswell'in iddia ettiği gibi, Roma'da o kadar çok eşcinsel eylem örneği vardır ki, böyle bir yasa uygulanmış olamaz (10). Eşcinsel birlikteliklerde belli bazı eylemleri yasaklayan yasalar vardı. Örneğin, eşcinsel bir ilişkide bir Roma vatandaşının bir köle tarafından penetre edilmesi, yani köle karşısında cinsel ilişki sırasında pasif olması, yasaktı. Yine de bu tür kısıtlamalara karşın, eşcinsel eylemeler M.S. 6. yüzyıla kadar herhangi bir hukuki yaptırıma maruz kalmadı. 6. yüzyıl ise eşcinsel eylemin ilk olarak bütün formlarıyla yasaklandığı yüzyıldır. Elbette, bu durum birdenbire ve İmparator'un keyfi uygulamaları sonucu ortaya çıkmadı; bütün hukuki uygulamaların olduğu gibi bu hukuki uygulamanında ardında yatan toplumsal nedenler vardı. J. Boswell bu nedenleri bir kaç başlık altında toplamaktadır: öncelikle İmparatorluk üçüncü yüzyıldan itibaren ekonomik bir kriz yaşamaktadır. Şehirlerin önemi ve sayısı azalmakta, toplum "köylüleşmektedir". Eşcinselliğin, çok dar anlamıyla Roma İmparatorluğu'nda var olduğunu kabul ettiğimiz eşcinsel kültürün, daha çok şehirlerde kendine bir yer edinebildiğini göz önünde buludurduğumuzda bu durumun eşcinsel kültür üzerindeki zararlı etkileri kolayca anlaşılabilir (11). Ayrıca devlet, içine düştüğü ekonomik ve politik kriz karşısında, toplum üzerinde yitirmekte olduğu hakimiyetini sürdürmek için daha bir sertleşiyor, otokratikleşiyordu. Bireyler arasındaki ilişkileri de kontrol etme ihtiyacı duyuyordu. Bu istek, tabii ki cinsel eylemleri düzenleme isteğini de kapsıyordu (12). Bir üçüncü etken ise Hıristiyanlıktır. S. Troyanos, Hıristiyan ahlakının eşcinselliğe olan bakış üzerinde olumsuz bir etkisi olduğunu iddia ederken,(13) Boswell, Hıristiyanlığın etkisinin abartılmaması gerektiğini düşünmektedir. Boswell'e göre, o dönemin bütün dini akımları ve felsefi gelenekleri cinsel hazzı yeriyor ve ahlaki değerleri yüceltiyordu. 6. yüzyıldan önce çıkan eşcinsellik karşıtı yasalara bakarsak, 342 yılında İmparator Konstantin'in yüzyıllardır uygulanmayan ölüm cezasını yeniden yürürlüğe koyduğunu görürüz. Aynı yıl, o zamana dek yasal olarak kabul görmese de uygulaması yaygın olan "eşcinsel evlilikler" de yasaklanır. 390 yılında İmparator Teodosius, erkek çocukların fahişe olarak satışını yasaklar, ama erkek fahişeliği Doğu Roma İmparatorluğu'nda 6. yüzyıla kadar yasal varlığını sürdürür, hatta devlet erkek fahişelerden vergi almayı ihmal etmez (14).



Diğer yazılar için tıklayın




GL KÜLTÜRÜ

GLK EDİTÖRÜ'NDEN

DERDİNİ SÖYLEMEYEN

EŞCİNSEL DEHALAR

TARİHİN PEMBE
SAYFALARI


ROMEO & ROMEO

JULIET & JULIET

KADIN KADINA

ERKEK ERKEĞE

CİNSİYYET
(GL haber)

MİTLER

GLK MÜZİK

GLK KİTAP

GLK SİNEMA

SAĞLIK

SÖZLÜK

CİNSEL BİLGİLER

MEKANLAR

Yazarlar

Merih Akalın

Zehra Akdoğan

Cengiz Aktar

Uğur Alper

Orhan Bahçıvan

Dr. Arı Balcı

Rüstem Batum

Şabo Boyacı

Doğan Cüceloğlu

Şuayip Dağıstanlı

Dilek Dalaklı

Önal Demirci

Tuğrul Eryılmaz

Aynur Gedik

Dr. Mehmet Gürsel

Hakan Kuyucu

Sevin Okyay

Hakan Onum

Dr. Erhan Özer

Dr. Ender Saraç

Robert Schild

Cem Şen

Aykut Tankuter

Umur Talu

Anna Turay

Metin Yahya Üster

Aret Vartanyan

Dr. Nesrin Yetkin

Erol Yurderi

Servisler
YENI Okurdan

Bizi desteklemek
İster misiniz?


Yardım

E-posta

Favorilerinize
Ekleyin


miniDEV'i Tavsiye Et

İletişim

miniDEV'i
Ana Sayfanız yapın

Reklamlarınız İçin

 




Bu Sayfayı Beğendiysen Arkadaşına Yolla