|
Tarihin
Pembe Sayfaları

1994'te
Türkiye'nin ilk Eşcinsel Dergisi Çıktı
1994'te
Ankara'da bir grup eşcinsel, İnsan Hakları Derneği çatısı altında
kurdukları "Cinsel azınlıklar komisyonu" feshedilince, tepkilerini
bir dergiyle duyurmak istediler ve KAOS GL adındaki derginin ilk
sayısını 1 Eylül 1994'te çıkardılar. İşte KAOS GL'nin ilk sayısında
yer alan büyük harflerle yazılmış, çıkış manifestosu: 
"Yalnızca seksist değil aynı zamanda heteroseksist bir toplumda
yaşıyoruz. Kadınların köleleştirilmeleri üzerine kurulan; zaman
içinde dönüşüp yeniden biçimlenerek kapitalist sömürü sistemine
kadar gelen içinde yaşadığımız bu toplum, yalnızca erkek egemen
değil aynı zamanda heteroseksist erkek bir egemenlik sistemidir.
İçinde yaşadığımız. Bu toplumda zaman zaman eşcinsel oluverme sendromları
ve lezbiyenlik modaları görülse de yapılan her şey heteroseksist
politik ve toplumsal diktatörlüğün sürekliliği için yapılıyor. Kadınlar
salt kadın oldukları için eziliyor ve kadınlık konumundan dolayı
sömürülüyorlarsa gay'ler de salt gay oldukları için heteroseksist
zihniyet ve bu zihniyetin kurumsal örgütlenişi olan erkek egemen
düzen tarafından yok edilmek isteniyor.

Yok etme... Bütün Kızılderilileri, Yahudileri ve Kürtleri yok edebilirsiniz.
Bütün eşcinselleri Hitler'in yaptığı gibi pembe üçgenlerle işaretleyip
toplayabilirsiniz. Hastaneler, hapishaneler, toplu eşcinsel idamları,
faili meçhul eşcinsel ve travesti cinayetleri; hepsi tarih boyunca
denendi. Tekil olarak eşcinselleri ortadan kaldırdılar ama eşcinselliği
asla yokedemediler. İnsan insan olarak kalmayı başarabilirse kişi
kendi cinsini sevmeye devam edecektir.

Tans'ın
bacakları arasında bir vajen ya da penis olmuş hiç farketmez. Onun
kafası erkek egemen ideoloji tarafından esir alındığında heteroseksist
erkek egemen diktatörlük açısından sorun yaratmaz. Yaratmadı. "Cinsel
sevi nesnesi" olarak kendi cinsini seçmekle birlikte yatak dışında
gay'liğini unutan bir gay de aynı şekilde heteroseksist diktatörlük
için sorun yaratmaz.

Bizler yalnızca yatak odasında değil her yerde ve her zaman Gay'iz.
Toplumsal latentliği reddediyoruz. Nicel anlamda heteroseksüeller
karşısında azınlık olabiliriz ama nitel anlamda azınlık olmayı reddediyoruz.
Salt heteroseksüellerle bir sorunumuz yok; asıl düşmanımız bizlere
yaşam hakkı tanımayan heteroseksistlerdir. Aşağı ya da üstün olmayı
reddediyoruz. Biliyoruz ki iktidar egemenliği dışında her şeyden
vazgeçebilir. İçinde yaşadığımız toplumun egemeni burjuvazi, demokrasi
adı altında, aynı şekilde kendi iktidarı dışında her şeyden vazgeçebilir.
Belki "demokrasi" o kadar gelişir, o kadar gelişir ki (!) Gay'ler
de özgür olabilirler! Ama bizler özgürlüğü bütünsel bir varolma
olarak algıladığımızdan heteroseksist diktatörlüğün politik ve toplumsal
olarak bütünüyle naşlamasını hedefliyoruz. Bunun için çıkıyoruz..."


Eşcinsellere Özgürlük Hareketi
Eşcinsellere Özgürlük Hareketi, Batı'da, eşcinsellerin yurttaşlık
haklarından eşit biçimde yararlanmalarını sağlamak amacıyla gelişen
hareket. Yetişkinler arasında birbirinin rızasıyla girilen ilişkileri
de kapsayan sodomi yasalarının kaldırılması, işe girme, kredi ve
ev bulma, kamu hizmetlerinden yararlanma gibi konularla ve yaşamın
öbür alanlarında eşcinsellere karşı ayrımcılığın sona erdirilmesi
için çaba gösteren hareketin nihai amacı, eşcinselliğin bir yaşam
biçimi olarak toplumda kabul görmesini sağlamaktır.

19. yüzyıl sonlarına değin eşcinsel haklarını savunan pek az "hareket"
vardı. 1897'de eşcinseller Berlin'de Bilimsel Yardımlaşma Komitesi
adlı bir birlik kurdular. Komite, eşcinsellere eşit haklar verilmesini
savunan yayınlar yaptı ve toplantılar düzenledi. Almanya, Hollanda
ve Avusturya'da yasaların değiştirilmesi için kampanya yürüten komitenin,
1922'de 25 dolayında şubesi vardı. Komitenin kurucusu Magnus
Hirschfeld, 1921-35 arasında bir dizi uluslararası kongre
düzenleyen Dünya Cinsel Reform Birliği'nin etkinliklerine
de destek sağladı. Hitler'in 1933'te iktidara gelmesiyle
birlikte Alman eşcinsel hareketi sona erdi.

Eşcinsellerin, hakları için eyleme geçtiği ilk ülkeler arasında
İngiltere de vardı. 1914'te Edward Carpenter ve Havelock
Ellis, propaganda ve eğitim amacıyla İngiliz Cinsel Psikoloji
Araştırmaları Derneği'ni kurdular. 1966'da Amsterdam'da kurulan
ve kısa zamanda eşcinsel eylemciliğin önemli merkezlerinden biri
durumuna gelen Kültür ve Dinlenme Merkezi (COC) Avrupa'da
hâlâ etkinliğini sürdüren önemli eşcinsel örgütleri arasındadır.

ABD'de erkek eşcinsellerin ilk önemli örgütü, 1950-51 yıllarında
Los Angeles'ta Henry Hay ve dört arkadaşı tarafından kurulan
Mattachine Derneği'ydi. Daha sonra pek çok kentte şubeler
açan dernek, adını ortaçağda, maskeli oyuncuların yer aldığı bir
Fransız kumpanyası olan Mattachine Topluluğu'ndan alıyordu. Hay
ve arkadaşları bu adı kullanarak eşcinsellerin toplum içinde eğilimlerini
"maskelemek" zorunda kaldığını vurguluyorlardı. 1955'te San Francisco'da
kurulan ve adını Pierre Louÿs'nin Yunan şair Sappho'yu
çağrıştıran Chansons de Bilitis'inden (1894; Bilitis'in Şarkıları)
alan Bilitis'in Kızları, ABD'nin ilk önemli lezbiyen
örgütüdür.

Militan eşcinsel eylemciliğinin başlangıcı için kesin bir tarih
verilebilir. 28 Haziran 1969'da, Greenwich Village'daki Christopher
Sokağı'nda bulunan ve ve eşcinsellerin gittiği Stonewall
Inn adlı bar, New York kenti polis ekiplerince basıldı. Barda
bulunan 200 kadar eşcinsel, eskiden olduğu gibi durumu sessizce
kabullenmek yerine, ellerine geçirdiklerini fırlatarak polise direndiler.
Kırk beş dakika süren direniş, sonraki gecelerde yinelendi. Bu olayı
çeşitli protesto toplantıları izledi. Eşcinsel özgürlüğünü savunan
örgütlerin sayısı özellikle 1970 ve 80'lerde arttı. ABD'deki kentlerin
yanısıra başka ülkelerdeki pek çok kentte de, her yıl haziran ayının
sonlarında kutlanan Eşcinsel Gurur Haftası'nda "Stonewall"
ya da "Christopher Sokağı" olayları anılır. Oscar Wilde'ın
"adını söylemeye cesaret edemeyen aşk" olarak tanımladığı
eşcinsellik, 20. yüzyılın sonlarına doğru açık biçimde dile getirilmeye
başlamıştır.

Eşcinsel hareketlerin etkisi ve siyasal baskı uygulayabilme gücü
ülkelere göre farklılık gösterir. Örneğin erkekliğin abartılı biçimde
vurgulandığı toplumlarda erkek eşcinselliğine yönelik baskı ve engellemler
daha yoğun olduğundan, bu hareketler cılız kalmakta ya da hiç ortaya
çıkmamaktadır. Toplumsal ortamın farklı yaşam biçimlerinin bir arada
gelişmesine elverişli olduğu, bireyler üzerinde merkezi denetimin
zayıfladığı toplumlarda ise eşcinsel hareketi belli bir güce erişmiş
ve çeşitli kazanımlar sağlamıştır. Örneğin ABD'nin Illinois eyaleti
1961'de, yetişkinler arasında birbirinin rızasıyla girilen eşcinsel
ilişkileri yasaklayan yasaları kaldırmış ve onu bazı başka eyaletler
izlemiştir. İngilter'de de benzer bir yasa 1967'de kaldırılmıştır.
Eşcinsellerin işe alınması konusunda ise, özellikle öğretmenlik
ya da dışişleri gibi "duyarlı" alanlarda eşcinsellerin kötü örnek
olacakları ya da kendilerine şantaj yapılabileceği gibi gerekçeler
öne sürüldüğü için, ayrımcı uygulamaların kaldırılması yönünde fazla
bir ilerleme sağlanamamıştır. Avrupa ülkelerinin bazılarında yasalarda
eşcinsellikten söz edilmez ya da eşcinsellik suç kapsamına alınmaz.
bununla birlikte yazılı yasalar ile fiili yasal durum arasında çelişkiler
görülmektedir. Ayrıca Norveç'te eşcinsellere karşı cinsel ayrımcılığı
yasaklayan bir yasa çıkarılmıştır. © Encyclopædia Britannica,
Inc.
Kaynak: eshcinsel.net
   

Diğer
yazılar için tıklayın
|